Kepez'in kalbinde yıllardır atıl durumda bekleyen Dokuma alanı yeniden Antalya'nın gündeminde.
Ancak bu kez konuşulan çalışma, geçmişte kamuoyunda tartışmalara konu olan Dokuma Park'ın mevcut sosyal yaşam alanlarını değil, parkın arka bölümünde uzun yıllardır atıl durumda bulunan yaklaşık 258 dönümlük alanı kapsıyor. Buna rağmen bölgeyle ilgili ortaya atılan farklı iddialar, tartışmaların yeniden alevlenmesine neden oldu.
Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz'ün yaptığı açıklama, bugüne kadar tartışmaların odağında olan Dokuma için farklı bir yaklaşım ortaya koyuyor. Kocagöz'ün en dikkat çeken mesajı ise oldukça net:
"Henüz hazırlanmış kesin bir proje yok. Önce Antalya konuşacak, sonra karar verilecek."
Asıl tartışma da tam burada başlıyor.
Yaklaşık 258 dönümlük bu alanın mevcut imar hakları kullanılırsa yaklaşık 600 bin metrekarelik bir yapılaşmanın önü açılıyor. Bu da binlerce yeni kullanıcı, yüzlerce iş yeri ve zaten yoğun olan Antalya trafiğine yeni bir yük anlamına geliyor.
Kocagöz ise hukuken mümkün olsa bile bunun şehir adına doğru olmadığını savunuyor. Çünkü Dokuma, yalnızca ticari kazanç sağlayacak bir arsa değil; Antalya'nın geleceğini şekillendirecek en değerli alanlardan biri.
Başkanın ortaya koyduğu dört temel ilke de bu nedenle önem taşıyor.
İlk olarak ortak akıl...
Meslek odaları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, gazeteciler ve vatandaşlar sürece dahil edilecek.
Gerekirse halk oylaması yapılacak.
İkinci olarak şeffaflık... Böylesine değerli bir kamu arazisinin kapalı kapılar ardında değil, herkesin gözü önünde açık ihale yöntemiyle değerlendirilmesi hedefleniyor.
Üçüncü olarak sürdürülebilirlik...
Kamu yararı korunurken yatırımcının da projeyi sürdürebilecek ekonomik zemine sahip olması gerektiği vurgulanıyor. Çünkü geçmişte büyük umutlarla başlayan ancak atıl kalan projelerin bedelini yine toplum ödedi.
Ve son olarak...
Dokuma'nın yalnızca alışveriş yapılan bir merkez değil, insanların nefes aldığı, yürüdüğü, spor yaptığı, kültür ve sanatla buluştuğu yeni bir yaşam alanına dönüşmesi hedefleniyor.
Belki de açıklamaların en dikkat çeken kısmı, Antalya'nın yıllardır eksikliği hissedilen büyük bir Cumhuriyet Meydanı önerisi oldu. Milyonlarca turisti ağırlayan bir kentte uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapabilecek geniş bir meydanın bulunmaması gerçekten düşündürücü.
Bunun yanında Antalya'yı dünyada temsil edecek yeni bir simge yapı fikri de masada. Ancak Başkan Kocagöz'ün özellikle altını çizdiği bir nokta var:
Bu simge, masa başında değil;
Antalya'nın ortak aklıyla şekillenmeli.
Sonuç olarak Dokuma tartışması aslında bir bina tartışması değil.
Bu şehir, kalan son büyük kamusal alanlarından birini nasıl değerlendireceğine karar verecek.
Rant odaklı bir yapılaşma mı?
Yoksa gelecek kuşaklara bırakılacak modern, yeşil ve yaşayan bir kent merkezi mi?
Verilecek karar yalnızca Kepez'i değil, Antalya'nın gelecek onlarca yılını etkileyecek.
Bu nedenle Dokuma'da atılacak her adım, sadece bugünü değil yarını da düşünerek atılmalı.