ATSO’da seçim süreci hızlandı. Dört adayın yarıştığı kulvarda hararet her geçen gün biraz daha yükseliyor. Adaylar gece gündüz sahada, toplantılar ve ziyaretler peş peşe geliyor.
Ancak bu yarışta bir isim, çalışma temposu ve özellikle kullandığı kampanya diliyle biraz daha fazla dikkat çekiyor: Hatice Öz.
Billboardlarda sıkça karşımıza çıkan Öz’ün saha çalışmaları elbette takdir edilebilir. Ancak ortaya çıkan tabloya baktığımda zaman zaman “ATSO Başkan adayı mı, yoksa belediye başkan adayı mı?” diye düşünmeden edemiyorum.
Korkuteli’ne gidiliyor, kültür ve bilim merkezi sözü veriliyor. Kadınlara, esnafa ayrı ayrı mesajlar veriliyor. “ATSO’yu üyenin ayağına götüreceğiz” deniliyor.
Kulağa hoş geliyor.
Fakat ATSO bir belediye değil. Yerel yönetimin görev alanına giren hizmetleri doğrudan yerine getirecek bir kurum da değil. Elbette belediyelerle iş birliği yapabilir, projelere destek verebilir. Ancak bu destek, kurumsal iş birliği ve protokoller çerçevesinde olmalı. ATSO’nun görevi belediyenin görevini üstlenmek değil, iş dünyasının gücüyle ortak projelere katkı sunmaktır.
Asıl mesele ise başka yerde.
Bugün Antalya esnafı ciddi ekonomik sıkıntılar yaşarken; maliyet, kira, vergi, personel ve finansmana erişim gibi sorunlarla boğuşurken, bunlara ilişkin somut, elle tutulur hangi projeler var?
Şahsen ben göremiyorum.
“Üyenin ayağına gideceğiz” güzel bir söylem. “Güçlü bir akıl merkezi olacağız” da güzel.
Ama nasıl?
Esnafın hangi sorununu hangi projeyle çözeceksiniz?
İşte adaylık yarışında görmek istediğimiz asıl şey bu.
Çünkü ATSO Başkanlığı billboardlarda boy boy fotoğraf paylaşma makamı değil. Antalya iş dünyasının sorunlarına çözüm üretme makamıdır.
Madem sorun vardı, neden şimdi?
Bir başka soru da mevcut yönetim meselesi.
Hatice Öz, ATSO’nun içerisinden gelen ve mevcut yönetimde bulunan bir isim.
O halde bugün “ATSO pasif, üyelerden kopuk, sadece aidat alan bir kurum” şeklinde eleştirilen tablo gerçekten varsa, bu rahatsızlıklar bugüne kadar neden açıkça dile getirilmedi?
Yönetim kurulu toplantılarında bu konular gündeme getirildi mi?
Somut çözüm önerileri sunuldu mu?
Herhangi bir basın toplantısında kamuoyuna bu rahatsızlıklar açıkça anlatıldı mı?
Bunları bilmiyoruz.
Çünkü seçim döneminde mevcut yapıyı eleştirmek kolay. Asıl mesele, kurumun içerisindeyken gördüğünüz sorunların çözümü için ne yaptığınız.
Bu nedenle bugün söylenenlerin bir kısmı bana, seçim arifesinde siyasetçilerin meydanlarda verdiği vaatleri hatırlatıyor. Söylem çok güzel, fakat somut karşılığını görmek gerekiyor.
Billboardlar ve yerel seçim sorusu
Bir aday elbette billboard kullanabilir. Kendini tanıtabilir, sahada çalışabilir. Buna kimsenin itirazı olmaz.
Ancak billboardlarda bu kadar yoğun görünürlük, yerel ölçekte verilen mesajlar ve farklı kesimlere yönelik vaatler bir araya gelince başka bir soru da ortaya çıkıyor:
Bu çalışma sadece ATSO Başkanlığı için mi?
Yoksa önümüzdeki yerel seçimler için şimdiden bir kamuoyu oluşturma çalışması mı yapılıyor?
Bugünden bunun cevabını vermek mümkün değil.
Ama iş insanları kolay kolay boşa kürek çekmez. Harcanan emeğin ve yatırımın bir karşılığını görmek ister.
18 Ekim’de sandıklar açılacak.
Kazanan ATSO Başkanı olacak.
Peki ya kazanamayan?
Bugün eleştirdiği sorunların çözümü için mücadele etmeye devam mı edecek, yoksa siyasetin başka bir kulvarına mı yönelecek?
Bunu hep birlikte göreceğiz.
Şimdilik benim beklentim çok basit:
Daha az billboard, daha çok somut proje. Daha az slogan, daha çok çözüm.
Çünkü ATSO Başkanlığı bir siyasi kampanya alanı değil, Antalya iş dünyasına hizmet makamıdır.
18 Ekim gecesi ise belki de şu sorunun cevabı biraz daha netleşecek:
ATSO başkan adayı mı, belediye başkan adayı mı?