İlçemizde yıllardır Yörük kültürünü yaşatmaya çalışan, birbirinden değerli ve tamamen gönüllülük esasına göre faaliyet gösteren Yörük dernekleri bulunuyor. Ne zaman bir etkinlik, festival ya da tanıtım organizasyonu olsa hiçbir maddi beklenti taşımadan çadırlarını kuruyor, yıllardır muhafaza ettikleri eşyaları sergiliyor ve geçmişin izlerini bugünün insanlarıyla buluşturuyorlar.
Onların tek amacı var: Bu kültür yaşasın ve gelecek nesillere aktarılsın.
Yörük kültürünü yaşatmak için fedakârca çalışan dernekler bu kadar duyarlılık gösterirken, aynı hassasiyeti ilçe yöneticilerimizin de göstereceğine inanıyorum.
Çünkü kültür dediğimiz şey, yılda birkaç kez çadır kurup ardından kaldırmakla korunamaz. Bu iş pazarcı çadırı kurar gibi yapılıp geçilecek bir tanıtım faaliyeti değildir. Burada satılan bir ürün yoktur. Burada verilmek istenen mesaj; “Biz böyle yaşadık, bu yollardan geçtik” diyebilmektir.
Geçmişini bilmeyen bir neslin geleceğiyle güçlü bağlar kurması mümkün değildir. Kültürüne sahip çıkılmayan toplumlar zamanla hafızalarını kaybederler. Hafızasını kaybeden toplumların ise geleceğe bırakacağı sağlam bir miras kalmaz.
Bugün Aksu’daki Yörük dernekleri yıllardır bir müze talebinde bulunuyor. Ellerindeki yüzlerce kültürel değeri bodrumlarda, depolarda ve merdiven altlarında muhafaza etmeye çalışıyorlar. Oysa bu eserler saklanmak için değil, sergilenmek ve gelecek kuşaklarla buluşturulmak için vardır.
Bu noktada ilçemizde önemli bir fırsat bulunuyor.
Mesela tarihi dokusuyla hafızalara kazınan Taş Mektep binası… Bugün Aksu Belediyesi tarafından büyük bir etüt merkezi kuruldu. Şu an Taş Mektep'te buna benzer bir hizmet veriliyor. Burada ki kütüphane Etüt merkezinde olduğu gibi hizmet verebilir diye düşünüyorum. Bunun yasal alt yapısı oluşturulabilir. Taş Mektep binası da Aksu’ya yakışan bir Yörük Müzesi’ne dönüştürülebilir.
Düşünün…
Yerli ve yabancı turistler rehberler eşliğinde bu müzeyi ziyaret ediyor. Çocuklar Yörük yaşamını yerinde görüyor. Gençler dedelerinin ve ninelerinin hangi şartlarda yaşadığını öğreniyor. Kültürümüz vitrinlerde değil, yaşayan bir hafıza olarak nesilden nesile aktarılıyor.
Üstelik bu mekan dünyanın sayılı tarihi değerlerinden biri olan Perge Antik Kenti’nin hemen yanı başında bulunuyor. Her yıl binlerce ziyaretçinin geldiği bu bölgede kurulacak bir Yörük Müzesi, ilçenin kültürel kimliğine büyük katkı sağlayacağı gibi turizme de önemli bir değer katacaktır.
Bugün yapılması gereken şey yeni bir etkinlik düzenlemek değil, kalıcı bir eser bırakmaktır.
Yörük çadırları elbette kurulmaya devam etsin. Ancak artık o çadırların temsil ettiği kültürün de kalıcı bir yuvası olsun.
Aksu’nun buna ihtiyacı var.
Yörük derneklerinin yıllardır yükselttiği bu sese kulak vermek ve ilçeye böylesine önemli bir kültür mirasını kazandırmak, gelecek nesillere bırakılacak en değerli hizmetlerden biri olacaktır.
Ben, yetkililerimizin bu çağrıya kayıtsız kalmayacağına ve Aksu’nun hafızasına sahip çıkacağına inanmak istiyorum.




