Bütün şehir yasası ile farklı bir Büyükşehir anlayışı başlıyor. Yerinden yönetimin yaşama geçişi olacak. Yeni durumun kentimize ve ülkemize güzellikler getirmesini diliyorum. Antalya’yı ilçeleri ile bir orkestra olarak düşünecek olursak, orkestra şefi rolünü de doğal olarak Menderes Türel üstlenecek. Bu nedenle de görevi yeni alan Menderes Türel’e dair beklenti ve düşüncelerimi Sizlerle paylaşmak istiyorum.
Kanımca; Kaş’tan Gazipaşa’ya, Antalya’nın 20bin kilometrekarenin üstündeki alanda yapılacaklardan sorumlu olacak olan Menderes Türel’in ortaya koyacağı en önemli projenin, kendi adına “kenti tüm enstrümanları ile” kucaklamak olacağını peşinen söylemek isterim.
Alt geçit, üst geçit ve diğer projeler ancak Antalya ve Antalya’yı kucakladıktan sonraki etabın projeleri olabilir. Antalya’yı kucaklamayacak bir başkanın hangi projeleri ortaya koyarsa koysun, uzun vadede unutulmazlar arasında yer alması mümkün değil.
Akaydın’a karşı kaybettiği seçimin rövanşını alan Türel’in, kenarda beklediği ve Ankara’da geçen beş yıllık süreçte yaptığı hataları görüp, görmediğini pek yakında ve kentin dinamiklerine karşı takınacağı tavırla göreceğiz.
Kendisine Antalya’nın verdiği ikinci şansı iyi kullanmasını tavsiye edebilirim. Çünkü geçen döneminde “Ben yaptım oldu” ile ortaya koyduğu projelerin sonunda yaşadıkları ortada.
Umarım; büyükşehir’de sahip olduğu güçten herkesin korkarak, biat ettiği ya da biat eder gözüktüğü ve her iktidarda olduğu gibi yanında kümelenecek olası dar kadronun vereceği sufle ile “kindar” duruşa sahip, siyasi görüş olarak yanında olmayanlardan “dünden” intikam alan bir Türel bulmayız.
Yine onun ve kent adına temennim; herkesi kucaklayan, geçmişte yaptığı hatalardan ders almış. Ötesinde tüm farklılıkları, demokrasinin bir güzelliği olarak gören ve karşı tarafı da dinleyen bir başkan bulmayı dilerim.
Farklılıkları kucakladığı kadar “büyük başkan” olacağını düşündüğümü bilmenizi isterim. Ötesi boş laf…
Antalya’yı ve Antalyalıyı kucaklamak zor da değil. Türel’in ihtiyacı olan geçen döneminde ortaya koyamadığı birazdan “daha fazla” hoş görü, muhalif düşünenleri “anlama” ve “kenti yönetişim” çabasının yeterli olacağı inancındayım.
Yoksa dün her şartta Hoca’yı yermeyi, eleştirmeyi misyon edinmiş, koşulsuz olarak kendisini öven. Dahası söylemlerinde inandırıcılıkları, kent bazında “sıfır” olan bazılarının çizeceği yol, Türel için ayrıştırıcı söylemi ve sosyal anlamda başarısızlığı önümüzdeki süreçte beraberinde getirecektir.
Ve bu ayrıştırıcı söylem Sayın başkan’a “kendisine oy verenden çok, oy vermeyen olduğu gerçeğini” süreç içinde dayatacaktır. Ki, bu oy oranlarına ve büyükşehir meclisine baktığımızda ortada olan bir realitedir.
Dahası Türel’in kendisine oy vermeyen kesimi kazanması, bir sonraki dönemin rakipsiz tek adayı olması avuçlarının içinde ve kesinlikle çok kolay. Fakat bunu hemen yapmaya başlamalı. Sonraya bırakmamalı. Kucaklama sürecini bugün başlatmalı.
Eminim ki böyle yaparsa, merkezi hükümetten alacağı destek. Genel Başkan yardımcısı olduğu dönem Ankara’da edindiği çevreden alacağı desteklerle, gelecek dönem CHP ve MHP’nin karşısına aday çıkarmakta zorlanacağı bir isim olacaktır. Çıkarsalar bile Türel ezici bir zafer kazanacaktır. Aksi halde ise yine hüsranı tadacaktır.
Öte yandan, dün sosyal medyaya düşen Büyükşehir’in bazı gazetelerin aboneliklerini kestiği haberine de inanmak istemiyorum. Eğer bu gerçekse, yukarıda söylediğim kucaklamanın asla olamayacağı anlamına gelir.
Buna Türel adına üzülürüm. Ama kent adına çok daha fazla üzülürüm. Dahası gazetecilikten gelen bir başkanın böylesi bir eyleme imza atmayacağını ummak istiyorum.
Zira muhalefetsiz bir iktidarın anlamı olmayacağı gibi, gazetecinin görevi “eyyam yapmak” değildir. Gördüğü eksiklikleri eleştirmektir. Eleştiride daha ileri gitmek için itici bir güçtür. Yoksa çok yaşa padişahım diyenlerle gidilebilecek bir yer ve sağlanacak bir başarı yoktur.
Ben eleştirilmek istemiyorum diyen yanılır. VE TARİH DERS ALMAYANLAR İÇİN KESİNLİKLE TEŞEKKÜR EDER !
Sağlıcakla Kalın…