Efendim, EXPO 2016’nın kentimizde yapılacağını sanırım herkes biliyor. Çiçek ve Çocuk teması ile yapılacak ve 6 ay sürecek olan fuar için hummalı bir çalışma sürüyor. Beklenti yüksek. Fakat yapılan planlama, beklentileri karşılayacak mı? Esas sıkıntı burada…

Kulağıma gelen bazı iddialar, açıkçası kafamda soru işaretleri oluşmasına neden oldu. Birisini yazacak olursam, Aksu bölgesindeki EXPO alanının 80 ülke için düzenlendiğini duyduğumda gerçekten çok şaşırdım. Zira bu doğru ise baştan planlama noktasında en az 100 ülkenin katılacağı ön görülen bir fuar için başlamadan bir hata yapıldığını gösterir.

Umarım bu iddia yalandır. Zira doğruysa; defalarca Chiang Mai’ye gidenler, Tayland’da ki süreci fuarın inceliklerini öğrenmek yerine “ayak masajı yaptırarak mı geçirdiler” sorusunu haklı olarak, akıllara getirir.

Olayın bir de turizm ve kent ticareti boyutu var. Bunu esnafı temsil eden AESOB ve tüccarı temsil eden ATSO’nun tek başına planlaması her anlamda mümkün değil. Zaten bunu yapabilecek ne yetkileri nede bütçeleri var.

EXPO'yu 5 milyon turistin ziyaret etmesi, bunun 2 milyonunun sadece EXPO amacıyla Türkiye'ye gelmesi beklenmekte. İşin uzmanları “Her bir turistin ortalama 500 Euro'luk turlarla Türkiye'ye geleceği varsayımıyla toplam getiri: 1 Milyar Euro olacaktır” diyorlar. Böylesi bir rakamda, haklı olarak kentin bu işten “ne pay” alacağı sorusunu akıllara getiriyor.

Böylesi büyük bir rakam EXPO için gelecek turistin; Antalya kent merkezine günün 24 saati nasıl taşınacağından diğer aktivitelere ve otele gidip yatacakları saate kadar adım adım planlamanın en iyi şekilde yapılması gerekliliğini ortaya koyuyor.

EXPO nedeniyle kente gelen insanların tüm ihtiyaçlarının karşılanması noktasında yapılmış bir plan var mıdır? Varsa bilmek isterim. Anlamaya çalışırım. (Var ve tüm detayları ile açıklandı da ben duymamış isem o da benim ayıbım, peşinen özür dilerim)

Dahası, varsa bu olası planın en kısa sürede tartışmaya açılması gerekmekte. Esnaf ve tüccar temsilcilerinin görüşleri de bu kapsamda alınmalıdır. AESOB Başkanı Abdullah Sevimçok ve ATSO Başkanı Çetin Budak’tan konuya ilişkin bir çalışma ivedilikle istenmeli ve kesinlikle ortaya konulacak talepler dikkate alınmalıdır. Elbette Osman Bağdatlıoğlu ve ATB Başkanı Ali Çandır’ın da söyleyecek sözleri ve ortaya koyacakları projeleri olduğuna eminim.
Antalya kent merkezindeki esnafın-tüccarın kente gelecek bu ekstra milyar euro’dan hak ettiği payı alabilmesi noktasında yapılan bir planlama yoksa, “EXPO pastasını” fuar çevresinde konuşlanacak bir avuç uyanık müteşebbis mi yiyecektir? Sorusunu insanlar mutlaka soracaktır. Ve Antalya kent merkezindeki esnaf-tüccarın pay almayacağı bir fuarın da aslına bakarsanız hiçbir anlamı olmayacaktır.

Dahası İsa başkan döneminde; adeta çakılmış bir çivisi bulunmayan, büyük bir köy havasında olan Aksu’nun çehresi kalan kısa sürede nasıl değiştirilecektir? Bununla ilgili plan nedir?

Eğer Aksu’nun çehresini değiştirecek bir planlama mevcut değilse, yerli-yabancı milyonlarca insanın bu bölgeye gelmesi ile “Antalya olarak kucaklayacağımız utancın ve kaybedeceğimiz imajın” faturasını kim ödeyecektir?

Hali hazır Aksu ilçesinin görüntüsü ortada iken farklı bir şey beklemek komik olur. Hatta komikten öte “aptalcadır” denilebilir. Çünkü yıllardır; Alanya’sı,Kaş’ı,Konyaaltı’sı ve Lara’sı ile kazanılan Antalya imajı mevcut Aksu görüntüsü ile yerle bir olacaktır.Açıkçası yetkililerden bir açıklama bekliyorum. Ama şahsım adına değil, kentimiz adına.

TÜREL-KONYAALTI
Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, Büyükşehir Meclisinden Konyaaltı için yetki istedi. Fakat meclis bu yetkiyi “nedense !” vermedi. O da encümen kararı ile 3 yıllık bir süreç için Konyaaltı’nın işletmesini Büyükşehir olarak üstlendi.

Açıkçası Belediye meclisinin, Türel’den gelen plajların halka açılması ve ücretsiz hizmet alınmasını ön gören girişimini, anlamadan ve sorgulamadan reddetmesini anlamakta zorlanıyorum.

Kanımca ; Büyükşehir Meclisi teklifi reddetmek yerine, Türel’e Konyaaltı için projesinin tam olarak ne olduğunu sormalıydı. Sonra o proje üzerinde çalışmalı ve tartışmalıydı. Ve böylece bir orta yol bulunabilirdi. Eğer başkan, meclisin hoşuna gitmeyecek bazı hususlarda ısrarcı olursa “reddetmek” haklı bir gerekçeye sahip olurdu.

Yoksa AKP veya Menderes Türel karşıtlığı hissiyle hareket etmenin kente kazandıracağı bir şey olamaz. Seçim bitmiştir. Türel AKP’nin değil, Antalya’nın Büyükşehir Belediye Başkanıdır. Hoca döneminde yapılamayan hizmetleri almak için Menderes Türel’e destek vermek gerekmekte. Aslolan doğrunun yanında olmaksa, Konyaaltı konusunda Türel’e haksızlık yapıldığı düşüncesindeyim.

Öte yandan gelecek oylamalar için meclis üyesi transferlerini de doğru bulmadığımı söylemek isterim. Transferler AKP’den daha çok belediye meclis üyeliği kurumuna zarar verir. Eğer bu transferler sürerse, vatandaş meclis üyeleri için ahlaki zaafa işaret eden “olumsuz” düşüncelere kapılabilir. Benden söylemesi…

Gelecek yazımda nasipse, esnafından salma usulü, sorma ve parası alan ve karşılığında hiçbir belge vermeyen “Ali Baba”yı yazacağım. Ona soracağım bazı sorular olacak. “Ali baba” tek mi? Yoksa “haramileri” var mı? Onu sorgulayacağım. Ve tabi ki bazı devlet kurumlarını göreve davet edeceğim.

Sağlıcakla Kalın…