Bugün yeni bir toplumsal sorunla karşı karşıyayız. Belki adı çok konuşulmuyor, belki istatistiklerde açıkça görünmüyor ama etkisini hepimiz her gün hissediyoruz: Dijital yoksulluk.

İlk bakışta bu ifade şaşırtıcı gelebilir. Çünkü herkesin cebinde telefon var, internet var, sosyal medya var. Ancak burada sözünü ettiğimiz mesele teknolojinin eksikliği değil; teknolojinin insan ilişkilerini zayıflatmasıdır.

Eskiden insanlar birbirine giderdi, şimdi birbirinin profilini ziyaret ediyor.

Eskiden mahallede çocuk sesleri yükselirdi, bugün aynı apartmanda yaşayan insanlar birbirinin adını bilmiyor.

Aynı evin içinde bile sessiz bir yalnızlık büyüyor. Anne-baba telefonda, genç odasında ekran başında, yemek masasında göz göze gelmek yerine ekran kaydırılıyor.

Bu yalnızca bireysel bir alışkanlık değildir; toplumsal bir meseledir.

Çünkü bir toplumun gücü sadece ekonomisinden değil, insan ilişkilerinden, güven duygusundan ve ortak aidiyetinden gelir.

Dijital yoksulluğun sonuçları nelerdir?

* Aile içi iletişimin zayıflaması
* Gençlerde yalnızlık ve aidiyet kaybı
* Dikkat süresinin azalması
* Gerçek dostlukların zayıflaması
* Toplumsal güven ve komşuluk kültürünün erimesi

Peki çözüm nedir?

Teknolojiyi hayatımızdan çıkarmak değil, onu doğru kullanmayı öğrenmek.

Bunun için:

* Evlerde “telefonsuz aile zamanı” alışkanlığı oluşturulmalı
* Mahalle ve gençlik buluşmaları artırılmalı
* Dijital farkındalık eğitimleri yaygınlaştırılmalı
* Gençlerin sosyal, kültürel ve sportif alanlara katılımı desteklenmeli
* Aile içinde iletişim yeniden güçlendirilmelidir

Unutulmamalıdır ki teknoloji insanı birbirine yaklaştırmak için vardır; birbirinden uzaklaştırmak için değil.

Telefonlarımız olabilir…
Ama birbirimizi kaybedersek, elimizde sadece ekran ışığı kalır.

Mehmet YEMENİCİ