Ülkemizde sağlık hizmetlerine bağlı olarak tıp bilimindeki önemli gelişmeleri pek çoğumuz farkında bile değildir. Ancak sağlık sorunu yaşadığımız zaman, tıp alanındaki gelişmeleri görüyor ve anlıyoruz. Ülkenin dört bir yanında yapılan modern hastaneleriyle, her türlü teknolojik cihazlarıyla, kendisini geliştirmiş doktor ve personeliyle kim ne derse desin, sağlık hizmetlerinde Türkiye çok büyük bir ilerleme kaydetmiş durumda.
Daha düne kadar, en basit olarak gördüğümüz anjiyodan pek çok dostumuzu kaybettik. Kendimden bir örnek vereyim. 2000 yılının başından 2007 yılına kadar geçen sürede 8 kez anjiyo oldum. Her anjiyo olduğumda, en az 24 saat hastanede yatmak zorunda kaldım. Çekilen ağrı ve sızısı da çabası. Ama şimdi öyle değil. 10 dakikada anjiyo oluyor, arkasından açık kalp ameliyatına giriyorsunuz, yoğun bakım, servis derken bir haftada taburcu oluyorsunuz. Bir zamanlar anjiyodan hayatını kaybedenlerin oranı % 2’lerdeyken, bugün açık kalp ameliyatından yaşamını yitirenlerin oranı %1 dolayında. Bu da, tıp biliminin özellikle kalp damar cerrahinin ne kadar çok geliştiğini gösteriyor. Nereden nereye…
HERKESE TEŞEKKÜR!
Geçirdiğim açık kalp ameliyatım öncesinde hastaneye gelerek kan verenlere, ameliyatım sırasında ve sonrasında hastanede bekleyenlere, telefonla ve mesaj yoluyla geçmiş olsun dileğinde bulunanlara, taburcu olduktan sonra evime gelen akraba, komşu ve dostlarım ile Antalya Medikal Park Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Okutan ve ekibine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
NOKTAYI KOYUYORUM
Değerli okurlarım, 43 yıldır “Gerçekler” başlığı altında yazdığım yazı hayatıma noktayı koyuyorum. Sadece Facebook sayfamı devam ettireceğim. Bundan sonraki yaşamımı stresten uzak geçirmek zorundayım. Bu da ancak yazı yazmamak ve ülke gündemini çok yakından takip etmemekle mümkün olacak. Çünkü haksızlık, hukuksuzluk, yolsuzluk ve adaletsizliğin kol gezdiği Türkiye gibi bir ülkede stresten uzak durmak olası değil.
43 yıllık meslek hayatım boyunca, kişisel yargı ve yorumlardan uzak, bu güzel ülkede hep birlikte insanca yaşamanın mücadelesini verdim. Hep inandığım doğruları yazdım. Meslek hayatıma damgasını vuran üç kelime oldu. İYİYE, GÜZELE, DOĞRUYA… Bu üç kelime benim için meslek hayatımın ilkesi haline geldi.
Değerli okurlarım, meslek hayatımda; gazete ve internette yazdıklarımla, sosyal medyada paylaştıklarımla bilerek veya bilmeyerek kırdığım, üzdüğüm, haksızlık yaptığım, hatta yazılarımdan dolayı zarar görenler varsa, kendilerinden özür diliyorum. Hakkınızı helal edin. Ömür boyu mutlu ve sağlıklı kalın…