Tam 10 yıl… Bir kentin umutlarıyla kapılarını açan, ancak yıllar içinde sessizliğe bürünen EXPO 2016 Antalya alanı, şimdi yeniden hayat bulmaya hazırlanıyor. Hem de dünya çapında önemli bir organizasyonla: COP31!
Yıl 2016…
Antalya’nın Aksu ilçesinde büyük umutlarla, büyük yatırımlarla ve büyük hayallerle EXPO 2016 Antalya kapılarını açmıştı.
Türkiye’nin ilk EXPO organizasyonuna ev sahipliği yapan bu devasa alanın yalnızca Antalya’nın değil, ülkemizin de uluslararası alandaki önemli vitrinlerinden biri olması hedefleniyordu.
Ancak o yıllarda ülkemizin yaşadığı olumsuz gelişmeler, özellikle turizm sektörünü derinden etkileyen süreçler, EXPO 2016’yı da etkiledi. Beklenen ziyaretçi sayılarına ulaşılamadı. Büyük umutlarla başlayan yolculuk, ne yazık ki arzu edilen şekilde devam edemedi.
Ve ardından tam 10 yıl geçti…
Bu 10 yılda neler konuşulmadı ki?
Kim işletecek, hangi kuruma devredilecek, nasıl değerlendirilecek?
Birbirinden farklı projeler gündeme geldi. Öneriler sunuldu, bazıları kabul görmedi, bazıları hayata geçirilemedi.
Kısacası milyonlarca liralık yatırımla ortaya çıkan bu muazzam alan, yıllarca gerçek potansiyelini ortaya koyacağı günü bekledi.
Ben buna hep Aksu’nun uyuyan devi olarak baktım.
Çünkü böylesine büyük bir yatırımın, böylesine önemli bir alanın atıl kalması yalnızca Aksu için değil, Antalya ve ülkemiz adına da önemli bir kayıptı.
Ama bugün başka bir şey konuşuyoruz.
Uyuyan dev uyanıyor!
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31’in Antalya’da gerçekleştirilecek olması, EXPO 2016 alanı için adeta yeni bir dönemin kapısını araladı.
Yıllardır nasıl değerlendirileceği tartışılan alan, şimdi dünyanın gözünün çevrileceği uluslararası bir organizasyonla yeniden gündemde.
Üstelik mesele yalnızca COP31’in burada gerçekleştirilmesi değil.
Asıl önemli olan, bu organizasyonun ardından EXPO alanının kalıcı bir kongre ve fuar merkezine dönüşme ihtimali.
İşte beni en çok heyecanlandıran da bu!
Çünkü Antalya, dünyanın en önemli turizm destinasyonlarından biri olmasına rağmen, uluslararası ölçekte büyük organizasyonlara ev sahipliği yapabilecek kongre ve fuar altyapısını geliştirme ihtiyacını yıllardır konuşuyor.
Turizmi 12 aya yaymaktan söz ediyoruz.
Uluslararası kongrelerden, büyük fuarlardan, ticari buluşmalardan, bilimsel organizasyonlardan bahsediyoruz.
Peki bütün bunları gerçekleştirebileceğimiz güçlü ve sürdürülebilir merkezlerimiz olmadan bu hedeflere nasıl ulaşacağız?
İşte EXPO 2016 alanının yeniden değerlendirilmesi bu nedenle son derece kıymetli.
COP31 bir başlangıç olabilir. Ama asıl başarı, COP31 sona erdikten sonra bu alanın yaşamaya devam etmesi olacaktır.
Düşünsenize…
Aksu’da yıl boyunca uluslararası kongrelerin, tarım ve teknoloji fuarlarının, bilimsel toplantıların, kültür ve sanat organizasyonlarının gerçekleştirildiğini…
Dünyanın farklı ülkelerinden gelen insanların Antalya’da buluştuğunu…
Bunun otellerimize, esnafımıza, ulaşım sektörümüze, üreticilerimize ve bölge ekonomisine sağlayacağı katkıyı…
Üstelik Aksu gibi tarımın ve turizmin kalbinde yer alan bir ilçenin böyle bir merkezle kazanacağı yeni kimliği…
Bunlar hayal olmaktan çıkabilir.
Yeter ki bu fırsatı doğru değerlendirelim.
Elbette COP31’in başarıyla tamamlanmasını gönülden diliyorum. Ülkemizin ve Antalya’mızın böylesine önemli bir organizasyondan başarıyla çıkması hepimizin ortak temennisi.
Ancak bir gazeteci olarak şunun da altını çizmek istiyorum:
Bir organizasyonun gerçek başarısı, yalnızca gerçekleştiği günlerle değil, geride bıraktığı kalıcı değerlerle de ölçülür.
Dilerim ki COP31, Antalya’ya yalnızca uluslararası bir prestij değil, gelecek nesillere bırakabileceğimiz yaşayan, üreten, ekonomiye katkı sağlayan bir merkez kazandırır.
Bir de meselenin başka bir tarafı var…
Biz toplum olarak eleştirmeyi çok iyi biliyoruz.
Eksikleri konuşuyoruz, yanlışları dile getiriyoruz. Elbette getirmeliyiz de. Çünkü eleştiri, gelişmenin önemli bir parçasıdır.
Ama galiba bir şeyi zaman zaman unutuyoruz.
Eleştirmek kolay, başarıyı takdir etmek ise bazen insanın nefsine en ağır gelen şey.
Oysa doğru yapılan bir işi takdir etmek, geçmişte yapılan yanlışları görmezden gelmek değildir.
Emeği teslim etmek, eleştirme hakkından vazgeçmek de değildir.
Bugün EXPO 2016 alanının yeniden hayat bulması adına atılan adımları takdir etmek gerekir.
Bu süreçte emeği, katkısı ve gayreti bulunan herkese teşekkür ediyorum.
Şimdi en büyük dileğim, 10 yıldır bekleyen bu dev yatırımın bir daha sessizliğe terk edilmemesi.
Çünkü Aksu bunu hak ediyor.
Antalya bunu hak ediyor.
Ülkemiz bunu hak ediyor.
2016’da büyük umutlarla açılan kapılar, 2026’da yeniden aralanıyor.
Umarım bu kez o kapılar hiç kapanmaz.
COP31 ülkemize, Antalya’mıza ve Aksu’muza hayırlı olsun.
Ve hoş geldin yeniden, Aksu’nun uyuyan devi!
#AksudaUyuyanDevUyanıyor #EXPOAntalya #COP31 #COP31Antalya #Antalya #Aksu #AksuHaber #AntalyaTurizmi #KongreTurizmi #FuarMerkezi #AntalyaEkonomisi #İklimZirvesi #AntalyanınGeleceği #UyuyanDevUyanıyor




