Bir insan ömrüne kaç arkadaş, kaç dost sığar? Kimi çocukluk, kimi gençlik, kimi yıllar içindeki arkadaşlıklarımız. Gençken en çok kullandığımız kelime dostluktu, çok kolay söylenir hemen kan kardeş olunur, hayat boyu hiç bitmez denilen dostluklar kurulurdu.

Yaşlar büyüdü, zamanlar geçti, ne kadar da temkinli olduk dost kelimesini kullanmaktan. Çünkü güvenmek zaman alıyor, incindiğinde iyileşmen gibi. Şu yaşa geldim hala temkinliyim dost edinirken. Arkadaşlarım var elbet ama dost çok zor...
Zaman mekan değişince onlar da kalmıyor, e dost dediğinde öyle kolay kolay değiştirilemiyor ama bitiyor. Büyüyorum, sanırım olaylara farklı bakıp, farklı anlamlar yüklüyorum. Bakıyorum zamanla beklentim değişmiş, dünya görüşüm değişmiş, evvelden tat aldığım konular beni kesmez olmuş. Ben değişmişim lakin karşımdaki de boş durmamış o da değişmiş hal böyleyken kimsede eski enerji kalmamış. Hatta bazen geçmişin hatırına süren arkadaşlık yük olmuş sırtında, bakmışsın bazen sen almış başını gitmişsin de o bir yerlerde kalıvermiş, yanında değil..

Nasıl eskiyor herşey, nasıl da zamanı geçiyor dostluğun, bazen elimizdeki arkadaşlık ve dostluklar egolar yüzünden yerle bir oluyor ve sen ne kadar iyi niyetle çıksan da yola karşındaki aynı iyi niyeti göstermeyebiliyor. kim karşı koyabilir ki, değişmem diyen yalan söyler. Hepimiz değişiriz zaman içinde; ben değişirim, gelişirim, büyürüm, renklenirim... Sürekli yenilenirim, benim değişimimin aynısını başkasından beklemek yanlış olur. Kısacası arkadaşlığın, dostluğun kıymetini bilen kalır gerisi gider. Lakin geleni de, gideni de hürmetle anmak lazım:)))