Esselemüaleyküm değerli kardeşlerim.
Bu hafta da ramazan risalesinden kaldığımız yerden devam edelim.
Dokuzuncu Nükte: Ramazan-ı Şerifin orucu, doğrudan doğruya nefsin mevhum rububiyetini kırmak ve aczini göstermekle ubudiyetini bildirmek cihetindeki hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki:
Nefis Rabbisini tanımak istemiyor, firavunane kendi rububiyet istiyor. Ne kadar azablar çektirilse, o damar onda kalır. Fakat açlıkla o damarı kırılır. İşte Ramazan-ı Şerifteki oruç doğrudan doğruya nefsin firavunluk cephesine darbe vurur, kırar. Aczini, za’fını, fakrını gösterir. Abd olduğunu bildirir.
Hadîsin rivâyetlerinde vardır ki: Cenab-ı Hak nefse demiş ki: [Ben neyim, sen nesin?]
Nefis demiş: Ben benim, sen sensin Azab vermiş, Cehennem’e atmış, yine sormuş.
Yine demiş: [Ene ene, ente ente.] Hangi nevi azabı vermiş, enaniyetten vazgeçmemiş. Sonra açlık ile azab vermiş, yani aç bırakmış.
Yine sormuş: [Men ene vema ente?] Nefis demiş: Yani: Sen benim Rabb-i Rahîmimsin, ben senin âciz bir abdinim.
Bir sonraki yazımız da görüşmek dileğiyle ..