'YAŞASIN YENİ KRAL'

Efendim! Yerel seçimlerin ardından seçilen başkanlar koltuklarına oturdu. Bağlılık bildirme ziyaretlerinin de ağır ağır sonuna geliniyor. Koltuklara ise atamalar sürüyor. Az sonra yazacağım hususların benzerlerine Sizler de mutlaka şahit olmuşsunuzdur. Ama elbette İstisnaları vardır.

Seçilen Başkanı yürekten seven ya da yeni başkanın ekibinde yer alıp, layık oldukları makamlara getirilenler. Onları yazacağım hususlarda peşinen “tenzih” ederim. Sözüm takdir edersiniz ki, onlara değil. Ve yazdıklarımda geçmişe dair, umarım yeni dönemde yaşanmaz!

Bazı partililerin ve bazı vatandaşın ziyaretlerinden başlayacak olursak, aslında söylenen pek bir şey yoktur hani!

Genel Hatları ile söylenenler “Hayırlı Olsun Başkanım. Artık eski dönemin karanlığı bitti. Sayenizde yeni, aydınlık ve harika bir dönem başlayacak. Önceki başkan yok mu? Hiç bir şey yapmadı. Sadece çaldı, çaldırdı ve yandaşlarına yedirdi. Kentin 5 yılını heba etti. Şahsen ben, partimiz “Sizi aday göstermeli” demiştim. Haklı olduğum görüldü. Seçimden önce nasıl birlikte inanarak çalıştıysak, seçimden sonra da emrinizdeyiz. Ben ciciyim. Akıllıyım. Sadığım. v.s.”

Tercümesi; “Mühür sende olduğuna göre “Sultan Süleyman” sen olmalısın. O nedenle de beş yıl senin borun öter. Ayrıca geçen dönem başkaları yedi! biz sadece seyrettik. Artık sıranın bize geldiğini düşünüyoruz. Verdiğimiz destek karşılığı Sizden bazı taleplerimiz olacak. Adaylığın öncesi seni destekledik. Adaylığında da ardından sokak sokak koşturduk. Sadece hakkımı istiyorum. Artık Sahne senin” Tabi ki, gidilen ve talepte bulunulan başkan bunu yerse!

Özetle demek istenen “Dede, yediğini öde”dir. Ve aslında benzer kelimeleri edenlerin çoğunluğu, ya kaybeden başkanı ya da kazanan partinin diğer aday adaylarından birisini desteklemiştir.

Ama nedendir bilinmez. Pek çoğunun yalan olduğu muhatabı tarafından bilinmesine rağmen “bağlılık bildirme mayası” genelde tutar. Zaten örneklerine bakılacak olursa, bu güne kadar da tuttuğu görürsünüz. Eğer kişi seçim önü çok deşifre olmamışsa...

Bu güne kadar şahit olduğum ve ne kadar “adam olduklarını örnekleri ile ortaya koyacağım” biri sürü isim var. Fakat o omurgasızların hepsini örnekleri ile yazmaya kalksam, midem kaldırmaz kusarım diye korkuyorum.

Bazı partililer ve bir kısım vatandaş beklenti içinde de her şeyin içinde olan basın sütten çıkmış ak kaşık mı? Değil elbet.

Bizim içimizde de bazı müzmin yalakalar var. Gelecek dönemi iyi kestiklerini düşünen ve yaptıklarının kimsenin farkında olmadığı zanneden- milleti salak, alemi sersem gören- bu tipler, her şartta “mevcut olana” vurmuşlardır. Zira mevcuttan onlara ekmek yoktur. Zorunlu istikamette, tek yönde devam ederler. Bunu da bedava yapmazlar.

Ne ciğerdir o! Onların öttürdüğü düdüğe, “değme zurnacı”nın ciğeri yetmez. Çaldıklarına oynamak ise öyle “her köçeğin işi” değildir. 7/24 hep destek, tam destek! Ne hak ne de hukuk. Vicdan mı? Kim kaybetmiş ki!

Güzelleme yaptıkları adam aday olup, seçimi de kazandı mı? Ballı kaymaktır. Belediyelerde veya yan kuruluşlarında danışman olarak ödüllendirilirler. Çalıştıkları kurumdan istifa etseler ve o görevlere gelseler sıkıntı yoktur.

Ama mevcut işlerinin yanında o işi yaptıkları için sıkıntı vardır. “Bankamatik Danışman” olurlar. Ara sıra danışman yapıldığın yere uğra, maaşı bankamatikten alırsın hesabı...

Görevleri basittir. Bu güne kadar parlattıklarına cila atmak-Aslında yeni seçilen koltuğuna bir otursa da sonra övseler, yazdıkları anlaşılır belki de inandırıcı olacaktır- Ama alışmış kudurmuştan beterdir!

İş bunlarla bitmez. Bir de aday olamamış eski siyasiler ya da seçimi kaybedenler vardır. Bunların da “ödüllendirilmesi “ gerekir.

Mesela “adam”(ne kadar adam olabileceğini sizin takdirinize bırakıyorum) eski bir meclis üyesidir . Aslında o dönem ortak yapılan şaibeli işler patlayacak diye, ya seçilecek yere konmamış ya da hiç aday edilmemiştir.

Üstüne üstlük o sabık meclis üyesi olduğu bölgede yapmaması gereken işleri yapmış, işleri yarım bırakması bir yana, yüzüne gözüne bulaştırmış ve yolsuzluk iddiaları da ayyuka çıkmıştır. Fakat suç ortaklığı olduğu için bir kenara atmak, yok saymak da mümkün değildir.

Ne çare! Ona da bir makam bulunur. İşin özünde ayarlanan makamın mesleği ile alakası olsa yine kabul edilesidir. Ama verilen makam o güne kadar yakınından geçmediği bir pozisyondadır. Onlarda “Bankamatik” kervanına dahil olurlar. Ara sıra atandıkları kurumlara uğrar, ayda 7-8 bin lirayı kaparlar. Bu arada asli işlerini de eksiksiz yaparlar. Arada o para ile hac ve umre’yi de çakarlar.

Soruyorum, Adaletin bu mu dünya? “Kral öldü. Yaşasın Yeni Kral”

Sağlıcakla Kalın…