Esselamüaleyküm Değerli kardeşlerim;
Bu gün sizlerle yine bizlere en lüzumlu olan tefekküri iman derslerine devam edelim çünkü bizlere en gerekli olan şeyler bunlardır. Hem dünya hem de ahiret saadetimiz bununla mümkündür aksi takdirde gözümüzün önündeki olayları ya sebeplere ya tabiata veya tesadüfe havale ederiz bu üç şeyin kainatta hiç bir hadiseye müdahaleleri yoktur. Sonra şimşeğe bakar ve ra'dı -gök gürültüsü- dinler, görür ki: Pek acîb ve garip hizmetlerde çalıştırılıyorlar.
Sonra gözünü çeker, aklına bakar, kendi kendine der ki: Atılmış pamuk gibi bu câmid,şuursuz bulut; elbette bizleri bilmez ve bize acıyıp imdadımıza kendi kendine koşmaz ve emirsiz meydana çıkmaz ve gizlenmez; belki gayet Kadîr ve Rahîm bir kumandanın emriyle hareket eder ki, bir iz bırakmadan gizlenir ve def'aten meydana çıkar, iş başına geçer ve gayet faal ve müteâl ve gayet cilveli ve haşmetli bir Sultanın fermaniyle, ve kuvvetiyle vakit bevakit cevv âlemini doldurup, boşaltır ve mütemadiyen, hikmetle yazar ve paydos ile bozar tahtasına ve mahv ve isbat levhasına ve haşir ve kıyamet suretine çevirir; ve gayet lütufkâr ve ihsanperver, ve gayet keremkâr ve Rubûbiyyetperver bir Hâkim-i Müdebbir'in tedbiriyle rüzgâra biner ve dağlar gibi yağmur hazinelerini bindirir, muhtaç olan yerlere yetişir. Güya onlara acıyıp ağlayarak, göz yaşlariyle, onları çiçeklerle güldürür, güneşin şiddet-i ateşini serinlendirir; ve sünger gibi bahçelerine su serper; ve zemin yüzünü yıkar, temizler.
Hem o meraklı yolcu kendi aklına der: "Bu câmid, hayatsız, şuursuz, mütemadiyen çalkanan, kararsız, fırtınalı, dağdağalı, sebatsız, hedefsiz şu havanın perdesiyle ve zâhiri suretiyle vücuda gelen yüzbinler hakîmane ve râhimane ve san'atkârane işler ve ihsanlar ve imdadlar bilbedâhe isbat eder ki: Bu çalışkan rüzgârın ve bu cevval hizmetkârın kendi başına hiçbir hareketi yok, belki gayet Kadîr ve Alîm; ve gayet Hakîm ve Kerîm bir âmirin emriyle hareket eder. Güya herbir zerresi, herbir işi bilir ve o âmirin herbir emrini anlar ve dinler bir nefer gibi, hava içinde cereyan eden her bir emr-i Rabbâniyi dinler, itaât eder ki; bütün hayvanatın teneffüsüne ve yaşamasına ve nebatatın telkihine ve büyümesine ve hayatına lüzumlu maddelerin yetiştirilmesine ve bulutların sevk ve idaresine ve ateşsiz sefinelerin seyr ü seyehatına; ve bilhassa seslerin: ve bilhassa telsiz telefon ve telgraf ve radyo ile konuşmaların îsaline; ve bu hizmetler gibi umumî ve küllî hizmetlerden başka, azot ve müvellidülhumuza -oksijen- gibi iki basit madeden ibaret olan havanın zerreleri birbirinin misli iken zemin yüzünde yüzbinler tarzda bulunan Rabbâni san'atlarda kemâl-i intizam ile bir dest-i hikmet tarafından çalıştırılıyor görüyorum."