Dr. Sinan Oğan, 14 Mayıs öncesi tanıtım eksikliğinden seçmenini bulamayan bir aday olarak zihnimize kazındı. Domuz bağı, PKK yanlısı gibi konularla bir de tabi nankör sığınmacılar da var.
Sosyal medyada birbirini anlayamayan Cumhur ve Millet ittifakı seçmenleri aynı konuları konuşup farklı ses çıkardı ve sert kutuplaşmalar oldu. İki tarafı da kurtaracak ortak payda da buluşturacak tamamen Atatürk milliyetçiliği esaslı bir alternatifi göremedi. Sinan Oğan, hâlbuki yeni bir yol açmıştı.

İnsan durup olaylara bakıp sorguluyor. Millet 
ittifakı neden bu kadar nefret içinde?
-Cumhur İttifakı, söz verdiği ve hâlâ çözümsüz bırakıp, asker sorunlarını neden erteliyor?
-Sığınmacılara, halkımıza zarar verdiği halde neden imtiyaz tanınıyor?

Bütün bunlar hepimizi son derece yordu.
Düşününce… Günlerce, sabahlara kadar afet bölgesi için seferber olan insanlar nasıl bir nefretle dolu ki, deprem zedeye olanca kinini kustu? Çok üzücü tablolar ortaya çıktı. Bu duruma objektif bakabilmek imkânsız. Yapılan iyiliğin karşılığı olmaz hele de seçimden beklenmez. Sevgi ve iyiliğin olduğu yerde Allah var! Depremzedeyi üzüp kendi ahlaklarının enkazında kaldılar.

Temiz bir siyaset yapılamadı. Perde arkasında oy vermenin mahremiyeti, herkesin seçim hakkına ve fikrine saygı, sosyal medyada unutuldu.

HDP’nin desteğini alan Kemal Kılıçdaroğlu 2. tur için milliyetçi gibi davranmaya başladı.
Recep Tayip Erdoğan, seçim sonrası ilk röportajında mülteciler için “40 milyar dolar harcadık. Var ki veriyoruz.” Sözü de bu kadar geçim derdi yaşayan halkını üzdü.

14 Mayıs seçim sonucu bütün dünya gazetelerinin manşetin de “Türkiye, milliyetçi bir tavırla Erdoğan’ı seçti” Yazıldı. Avrupa’da özellikle Belçika’da Cumhur İttifakı oylarının yüksek çıkması Flaman Bölgesinde hükümetin tepkisine yol açıp 2. Tur oyları için seçmene, çifte vatandaşlık haklarının ve oy kullanmanın iptali gibi tehditler yapıldı.

Recep Tayyip Erdoğan; sırf muhalefet olmak için yapılan gelişmeleri de karalama politikalarına tepkisini geçmişte nasıl ifade etmişti? Hatırlayalım: “Yüce meclisin çatısı altında bulunan bütün siyasi partilerde sağduyu ve sorumluluk bilinciyle gereken değerlendirmeyi yapmak durumdasın. Affedersiniz…
Yazılı ve görsel medyadan, fiskos gazetelerinden veyahut ta kulislerden duyduğun şeylerle bu ülkeyi yönetebilir miyim? Soruyorum sizlere. Allah aşkına! O’nun nerede bilmem ne bağlantısı varmış? O’nun bilmem nerede ne görüntüleri varmış? O, O’nunla görüşüyormuş, içerden aldıkları bilmem ne haberlerle…”
Yüksek bir enerjiyle: “Beyler ülke yönetiyoruz, ülke! Millet yönetiyoruz millet! Çocuk oyuncağı değil. Demişti.

Şimdi kendi ülkesinde ki bu kırgınlığı giderecek, yeni bir imaj ve güçlü bir enerji ile herkesin gönlünü alacak bir hamle bekleniyor.

Seçim süreci Cumhur İttifakı seçmenini de, Millet İttifakı seçmenini de üzdü. Kutuplaşmalar çok sert tartışmalar doğurdu. Güvensiz, tedirgin bir seçmen kitlesi, Sinan Oğan’a odaklandı. 28 Mayıs’tan önce gönül almak için Süleyman Soylu’nun Uzman Çavuşların özlük hakları sorulunca “ Biliyoruz, yapacağız söz” demesi gibi değil de en azından “konuyu ciddi anlamda değerlendirdik şu şu sebeplerden dolayı bekletiyoruz” gibi bir açıklama ciddi bir oy potansiyeli olan camia için önemli bir unsur olurdu. Mülteci konusunda da net bir takım çözümler sunulması gerekiyor. Halkın huzuru ve birliği esassa, halk şu an askerine karşı mahcup. Çünkü uzman çavuşlar hâlâ özlük haklarına kavuşamadı. Bu askerlerimiz bir bir toprağa düşüyor ve biz askerinin haklarının ihmal edilip, değersizleştirilmesine, rıza gösteremiyoruz.

Dışarda sığınmacılar yüzünden tedirginiz.
Bizim kültürümüz de bize sığınan insanları kapı dışarı etmek yok fakat eğer bu sığınmacılar kendi halkının çocuğunu sokakta hunharca dövüyorsa, zarar veriyor. Halk, geçim derdindeyken bu huzursuz atmosferi yaratanlara kol kanat gerilmesine anlam verilemiyor. Atalarımızın dediği gibi “ Önce mescit sonra camii”
Sinan Oğan’ın bu konulara “kırmızı çizgim ”diye ifade etmesi dikkatleri çekiyor. Cumhur ittifakına sunduğu koşullar tamamen halkın iyileştirilmesini beklediği konular. Seçmenin kafasını karıştıran konulara net çizgi çekiyor. Bu tavır belki nefret çemberini kırmaya yeterli gelmeyecek fakat önemli bir adım oldu.
Bundan sonraki hamle gönüllere hitap ederek, kırgınlıkları giderecek yeni bir imajla, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın tamamen yenilenmiş bir çıkışıyla sağlanabilir.

28 Mayıs seçimi sonuçlarını etkileyecek en önemli konulardan biri yurtdışı oyları. Seçmenin oy kullanmasını kolaylaştıracak çözüm gerekiyor. Sadece CHP’nin %25 değişmez bir oy oranı var burada ki %25 kim olursa olsun, ne olursa olsun inanan bir seçmen. İyi Parti milliyetçi bir kesim, Sinan Oğan’da rahatsız duyulan konuların netleştirip giderilmesini sağladığına göre diğer %10 HDP. Yani yüksek bir ihtimalle yurt dışı basını 28 Mayıs Seçimini bu defa “TÜRKİYE MİLLİYETÇİ BİR HAREKETLE %65’le Recep Tayyip Erdoğan’ı Seçti” yazacaktır.

Biz, bugün tuttuğumuz takım için, seçtiğimiz parti için kavga ederiz, tartışırız fakat vatanımız, bayrağımız, askerimiz, ezanımız ve özgürlüğümüz için birlikte saf tutarız. Aynı sesleri çıkardığımızda Cihan gelse bizi kimse yıkamaz, bölemez.

Bu arada futbol takımları ve sanatkârlar, partizan tutum sergileyip bizi daha çok yıpratmayın, lütfen. Sporla, sanatla, bilimle; partizan tutumun ne işi olabilir?

2023 Seçiminin hafızalardan silinmeyecek tarihi anları:
Meral Akşener’in masayı dağıttığı gün. Hafızalardan silinmeyecek bir tavırdı. Şu anki suskunluğu çok asil “ben size demiştim” anlıyoruz. Masaya geri dönüşünü kabul etmeyip, İyi Parti’den istifa eden Yavuz Ağıralioğlu, bu seçimde unutulmayacak bir isim olarak tarihe ismini yazdırdı. Çünkü net bir tavır sergileyip, her sözünde haklı çıktı. Karakterli duruşunu kimse unutmayacaktır. Ekrem İmamoğlu, Van Mitinginde Selahattin Demirtaş’ı içerden çıkaracağı mesajını verdi. Erzurum’da “miting istemiyorum, esnaf ziyareti yapacağım” deyip miting yapınca nereden atıldığı belirsiz taş olayı hezimeti, zaten gergin bir ortamı ziyadesiyle ayyuka çıkardı. Olan arada masum insanlara oldu.

Yeni kurulacak hükümetle geleceğin parti liderlerini de daha yakından tanıma şansımız olacak.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Dr. Fatih Erbakan; babasının çizgisinde bir seçim kampanyası yürüttü. Dr. Sinan Oğan, şimdiden en dikkat çeken isim oldu. Yavuz Aliağıroğlu, her sözünün arkasında durması, her gün değişen siyasi bir ortamda güven veren bir milliyetçi isim oldu.
Meral Akşener asil suskunluğunu bozup kendi çizgisinde gidecektir. Mansur Yavaş’ın siyasi hayatında gelebileceği en önemli mevkiye Kılıçdaroğlu’nun adaylığı engel oldu. Sıra dışı tavrı, Erzincan halkıyla içten bir bağ kuran Mustafa Sarıgül’de samimi bir seçim kampanyası yürüttü. Recep Tayyip Erdoğan’ın bütün mitinglerinde dikkat çeken bir isim de; net, keskin bir çizgisi olan
Osmanlı Ocak Partisi Genel Başkanı, Kadir Canpolat oldu. Gelecekte adından çokça söz ettirecektir.

Seçim sürecinin ilk sözünü Yavuz Ağıralioğlu söylemişti. Yazımın son sözü de Sayın Ağıralioğlu’’ndan olsun:” Dokuz kere yenilmiş birinin, onuncu maçına kimse gitmez. Lafın tamı deliye söylenir.” (!)

Yine de son sözü biz söyleyelim:

HEPİMİZ MUSTAFA KEMALİZ

90'ları özleme
Sızım sızım sızlama.
Aynı filmi izleme
Söz konusu Türkiye
Safın belli olsun.”
Yiğit yiğitle olur,
Safın Belli Olsun

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.