Polis evladı kardeşim

Onunla yıllar önce yerel bir televizyonun haber merkezinde tanıştım.
Kendi halinde, saygılı, mütevazı bir gençti.
Elinde kamerası ve mikrofonu ile tam teşekküllü yayın aracı gibiydi.
Gel zaman git zaman daha da samimi olduk.
Ben herkese “kardeş” derim de “ kardeşim” diyemem.
Çünkü kardeşim olmuşsa, sevgide de, saygıda da daha çok sorumluluk almam gerekir.
Artık kardeşimdi benim o genç adam.
Anladım ki Polis olamadığı için gazeteciliği seçmişti.
Sürekli Polis çevresinden arkadaşlar edinir, asayiş haberleri peşinde koşardı.
Sabah gündeminde söze hep, ”abi bugün Organize adam çıkaracak” diye başlardı.
Takılırdık çoğu zaman, “Çıkara çıkara Antalya’da adam bırakmadınız be kardeşim” diye.
Sonra sonra öğrendim ki o merhum bir Polis babanın evladıymış.
Onun için özenirmiş Polislere, Polis olmaya.
Işıklar içinde uyuyasıca Abdullah amca 1979’da Bornova Polis Okulundan mezun olarak başlamış mesleğe.
1980 öncesinde adeta alev alev yanan memleketimin en hassas illerinde gözünü kırpmadan görev yapmış.
Adana, Diyarbakır, Mardin, Zonguldak, Manisa, Akhisar, Kırkağaç, İzmir derken o amansız hastalık sonrası emekli olup, veda etmiş o canı gibi sevdiği mesleğine.
Ne zaman bir Polis evladı, ailesi görsem Mesut gelir aklıma.
Hani başta söz etmiştim ya o genç işte, Polis Memuru Abdullah Pala’nın oğlu olmaktan her zaman gurur duymuş Mesut gelir.
Ne mutlu ki bana, o babanın evladı ile tanışmışım.
Ne mutlu ki Mesut’a, öyle bir babanın evladı olarak dünyaya gelmiş.
Ne mutlu ki bize Polisimiz, Polislerimiz var.
Haftanız kutlu olsun. Şehit polislerimizin de ruhu şad olsun.