AK Partili Serik Belediyesi'nde halkın kullanması gereken sahilin bir otel tarafından işletilmesi kapsamında 500 bin lira verilen rüşvetin akıbeti, kamuoyu tarafında merak konusu.

Bilindiği üzere geçen hafta Salı günü saat 14.00 itibariyle Antalya ve ilçelerine yapılacak yatırımlar ile ilgili Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı M. Nuri Ersoy, Antalya Valisi Münir Karaloğlu, AK Parti ve MHP milletvekilleri,  AK Parti ve MHP İlçe belediye başkanları, yine AK Parti ve MHP’nin İl ve İlçe teşkilat başkanları ve aynı zamanda bazı kurum müdürlerinin katılımıyla telekonferans yapılmıştı.

Toplantı sonrası, toplantıda ele alınan detaylar kamuoyuna yansımıştı. Bu detaylardan biride Serik’te cereyan eden 500 bin TL’lik bir rüşvet olayı. Haliyle gözler mevcut Belediye Başkanı Enver Aputkan’a çevrildi. Artık kamuoyu baskısından mıdır, yoksa gerçekten olaya tepki koyduğundan mıdır? Bilinmez, Aputkan sosyal medya hesabından bir paylaşım yapmak zorunda kaldı.

AK Partili Serik Belediye Başkanı Enver Aputkan yaptığı paylaşımda, gerçekleştirilen telekonferansta daha önce görev yapan AK Partili belediye başkanının bir iş yerinden 500 bin lira aldığı ve bakanların konuya sessiz kaldığı gerekçesiyle Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile tartışma yaşadığını açıkladı.

Aputkan açıklamasının devamında, “Toplantı sırasında MHP Milletvekili sayın Abdurrahman Başkan ve AK Parti Milletvekili sayın Kemal Çelik tarafından gündeme getirilen, benim de söz alarak açıklamalarda bulunduğum Günübirlik Alanlarla ilgili, Turizm Bakanı konuşmasının bir yerinde, Serik Belediyesi tarafından Günübirlik Alanda bulunan işletme sahibinden 500.000 lira para alındığını belirtmesi üzerine, ben söz alarak 13 aylık belediye başkanıyım diye söze başlayınca Dışişleri Bakanı, -Başkan olay sizinle ilgili değil daha önceki döneme ait bir olaydır- dedi. Turizm Bakanı da aynı şekilde -daha önceki döneme ait dedi- Ben de Turizm Bakanı'na, Devlet Bakanı olarak bunu biliyor da üzerine gitmiyorsanız yazıklar olsun dedim ve toplantıdan ayrıldım” ifadelerine yer verdi.

Bu ibretlik açıklamalarda da anlaşılıyor ki, resmen bir rüşvetin itirafı var. Peki, bu itirafta bulunan kim? Devletin koskoca bakanı. Bu itiraflar 60 civarında kişinin katıldığı toplantıda gerçekleşiyor. Ayrıca Dış işleri Bakanı Sayın Çavuşoğlu’da, “Başkan olay sizinle ilgili değil daha önceki döneme ait bir olaydır” demesiyse ayrı bir muamma. Yani Bakan Çavuşoğlu’nun da bu olayın başından beri haberdar olduğunu gösteriyor.

Peki, bugüne kadar ne yapıldı? Hiç bir şey yapılmadı. Aksine kamuoyuna yansıyan detaylardan da anlaşılıyor ki, yaşanan rüşvet olayına sumen çekilmiş. Sumeni çekenlerde devletimizin en tepe noktasında ki kişiler. Oysaki bu saygın devlet adamları herkesten daha fazla yasalara riayet etmesi gerekenler. Ama gelgelelim, bugüne kadar atılan bir adım yok. Merak ettiğim şeyse, bu olay herhangi bir muhalefet partili bir belediye başkanı tarafından yapılmış olsaydı, bu kadar sessiz mi, kalınılacaktı?

Amacım burada birilerini sahip çıkıp ta, diğer birini de irdelemek değil. Ortada hem yasal olarak, hem de inancımıza ters düşen bir yanlışlık var. İnsan olarak ta bu yanlışlığa sessiz kalmamamız gerektiğine inanıyorum.  Bizler,  “Rüşvet alan da veren de melundur” inancını benimseyenler olarak, rüşveti -alanın veya verenin kim olduğuna, hangi partiden olduğuna bakmadan ret etmemiz gerekiyor.

Son olarak şunu demek istiyorum. Ak Parti’ye oy veren bütün insanlarımız bu yanlışa 'DUR' demelidir. Aksi halde “Bizim hükümetimizin bakanı, belediye başkanı” diye sustuğumuz da her yanlışın ortağı oluruz. Bu durum da, bizleri birçok felaketin eşiğine getirir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.