Önde bir askeri araç, ardında ambulans.
Yarabbim, yine bir kapı çalınacak ve acı haber ulaşacak.
Bir eve daha kor yangınlar düşecek.
Bahçe kapısına çıkan ana, bir ambulansa bir askerlere bakacak.
Sonra atacak kendini feryat figan toprağın üstüne.
Sanırsınız ki kıyamet işte o an kopacak.
“Yaralı değil mi yiğidim yaralı?” diye soracak.
Öne eğilen başları görünce, kolu kanadı kırılacak.
O ağlayacak, biz ağlayacağız.
Gözyaşlarımız karışacak biribiriine.
“Vatan sağ olsun” sözleri dökülürken bir babanın dudaklarından,
Gözyaşları sırılsıklam edecek ortalığı.
Asıl kıyamet şehit son kez evine getirildiğinde kopar.
Ne resmiyet kalır, ne protokol.
Ana hala inanamaz yiğidinin tabut da olduğuna.
“Açın” der, “göreceğim son kez” der.
Açamayız ki, ya yüzü yoktur, ya kolu.
Bir komutan çıkar,” kanı yerde kalmayacak” der,
Kimse inanmaz.
Binler bağırır bir ağızdan,” Şehitler ölmez.”
Ama ana buna da inanmaz.
Bir ananın daha, kolu kanadı kırılacak.
Bir evlat daha, boynu bükük kalacak.
Bir eş daha, inanamayıp donup kalacak.
Kurşun oruç bozmaz şehidim.
Sen bugün, Allah katındaki iftara davetlisin.
Sen mi? sen var ya sen
Kahpesin PKK.