Yaşlı Kızılderili ile torunu kulübenin önünde oturmuş, az ilerde boğuşup duran iki köpeği izliyordu. Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı. Çocuk, kendisini bildi bileli bu iki köpeğin dedesinin kulübesinin önünde boğuşup durduğunu düşündü. Dedesi bu iki köpeği sürekli gözünün önünde tutar, yanından hiç ayırmazdı. 

    Torun, herkesin kulübesini korumak için bir köpek tuttuğunu, ama dedesinin biri beyaz, biri siyah iki köpeği neden tuttuğunu sordu. Yaşlı Kızılderili, " Onlar benim için iki simgedir " diye cevap verdi.

- " Neyin simgesi ? "

- " İyilik ile kötülüğün simgeleridir onlar. Aynı şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ile kötülük de içimizde sürekli mücadele ederler. Bu iki köpeği izledikçe ben de bunu düşünürüm, onun için ikisini de yanımdan ayırmam. "

Çocuk, " mücadele varsa bir kazanan da olmalı " diye düşündü ve tekrar dedesine sordu:

- Peki, sence hangisi kazanır bu mücadeleyi ?

Yaşlı Kızılderili gülümseyerek cevap verdi.

- " Hangisi mi? Ben hangisini daha iyi beslersem o ! "

                                  ***

    Bizim de (en azından bende) içimizde dalaşan köpekler var. Belki bilerek belki de farkında bile olmadan bunlardan birini besliyoruz. Bilerek yaptığımız seçimler, bazen kolay olanı, bazen güçlü olanı, bazen işimize geleni seçmemize neden olur. Bu sanırım işimizi kolaylaştıran bir seçimdir. Eğer seçimimiz bizi zorluyorsa zor da olsa "beyaz" köpeği seçmişizdir. Ne yazık ki bu zor seçimleri yapanı çok fazla da göremediğimizi düşünüyorum. 

    Bir de seçimimizin doğru ya da yanlış olduğunu hiç düşünmeden, bize göre doğru olduğunu düşünsek de, bunun bizim bakış açımızdan doğru görünebileceğini,  başkalarının doğrusu olamayabileceğini hiç hesaba katmaz, istisnasız herkesin bizim seçtiğimizi beslemesini bekler, hatta isteriz. Tersini yapana da ukalaca  kızar, hakret eder, burun kıvırır, bir karış boyumuzla tepeden bakmaya çalışırız bir de. 

   Bu tutumun bizim bencilliğimizi sergilemekten başka bir işe yaramayacağını, ya işimize gelmediği için farketmez, ya da bunu düşünmeye yetecek kapasiteden yoksun olduğumuzu göremeyiz.

   Sonra da neden hep "siyah" köpek kazanıyor diye kızmaya başlarız. Hem de onu beslediğimiz için kendimize değil, bizim gibi düşünmeyenlere. Aslında sorun belki de kendimizi ifade edebilme yeteneğinden yoksun olmamızda, belki bunu başaracak medeni cesaretimizin olmayışında veya yeterli birikime sahip olmayışımızda da olabilir.

    Öyle ya kim "ayranım ekşi" der ki? 

     Bu tutumu sergileyenleri farkettiğimde "sensiiiinn" deyip geçmeli miyim, yoksa ona tercihinin yanlış olduğunu anlatmaya mı çalışmalıyım, kararsız kalıyorum. Ama biliyorum ki, siz ne anlatırsanız anlatın, karşınızdakinin anlayışı kadarsınız. Şu anda ben de karşı tarafı suçlayanlardan biriyim sanki. ;) Bu düşüncenin üstesinden gelmem de itiraf edebilmemde saklı  olabilir. Neyse bu gün içimdeki köpeklerin daha fazla dalaşmasını istemiyorum. :) 

O halde içimde dalaşan köpeklerimin sorumluluğunu üstlenip, "beyaz" olanı beslemeye (zor olsa da) çalışacağım. Eminim daha iyi hissedecek, belki de çok daha mutlu olacağım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.