HAYAT NE BİR TRAJEDİ NE DE BİR KOMEDİDİR

Bulutlu bir sabaha uyandım bugün, gökyüzünün grilerine aldırmadan, inadına, neşeyle uyandım.

Buralarda böyle bir bakarsınız güneş gülümseyerek karşılar sizi bir bakarsınız griler sarar etrafınızı. Ben bu geçişlere hala alışabilmiş değilim ,aynı hayatımızdaki mevsimlerin geçişine alışamadığım gibi …

Çünkü insan hayatının ilk on ya da on beşin de hayat üzerine düşünmez sadece yaşarız, belki de bu nedenle hayatımızın sorgulanmadan olduğu gibi akıllıca yaşandığı en güzel ve verimli yıllar onlardır, ondan sonra içimize sanki bir virüs girer hayatın anlamını sorgular dururuz

Benim yarı bulutlu yarı güneşli havada ruhumun kararsız dolanması gibi… hem bu kadar umutlu, hem bu kadar karanlık, hem bu kadar dolu, hem bu kadar boş olmayı nasıl becerebilir insan.

Oysa gerçek anlamda bize bir kere sunulan bir hayatımız vardır, içinde bulunan günü yaşadığımız, geçmiş yada gelecek kaygısının olmadığı.

Aslında bizim paronayalarımızdır yıllarla hesaplaşmalarımız hayata sekte vurmamız oysa becerebilsek anı yaşamayı bir geçmişe, bir geleceğe yelken açmaz tadını çıkarırdık hayatımızın.