Demokrasi ve Hukuk Ayıbı

Ergenekon davasında, karar duruşmasının açıklandığı gün olan 5 Ağustos 2013, Türk tarihine hukuksuzluk açısından "kara leke" olarak geçmiştir.Hukuk devletinde halktan kaçırılan bir yargılama sistemi nerede görülmüştür. Böyle bir durumu, demokrasi ve hukuk kurallarıyla izah etmek mümkün değildir.

Ergenekon karar duruşmasında tam bir hukuk skandalı, tam bir rezalet yaşanmıştır. Laik, demokratik, sosyal ve hukuk devleti ilkesi yok sayılmıştır.

Türk hukuk sisteminde, karar duruşmaları, "Türk milleti adına" diye başlar. Ancak ortada Türk Milleti yok! Mahkemelerin arkasında ise, "Adalet Mülkün Temelidir" der. Ancak ortada adalet yok!

Ergenekon karar duruşması öncesi, herkese açık olan bir duruşmayı izleme hakkını insanların elinden almak, hiçbir demokraside ve hukuk devletinde görülmemiştir. Sanık yakınları, avukatlar, gazeteciler duruşma salonuna sokulmamakla demokrasi ve hukuk katledilmiştir.

Türkiye'nin dört bir tarafından Silivri'ye otobüslerle gelmek isteyen vatandaşı engellemek, Silivri'de "Olağanüstü Hal" uygulamak, insanlara orantısız güç kullanmak, bugüne kadar askeri darbelerde bile yaşanmamıştır. Silivri'de sanki savaş vardı. Bu neyin savaşı, adalet ve özgürlük isteyenlere karşı savaş...

Halkın demokrasi, adalet ve özgürlük istemesi karşısında korkuya kapılarak, halkına zulüm ve işkence yapan bir iktidar, halkından korkar duruma gelmişse, o iktidarın sonu gelmiş demektir. Bundan sonra hiç kimse bu iktidardan demokrasi, adalet, hukuk, özgürlük beklemesin... Engeller, yasaklar, dayatmalar korkunun bir göstergesidir. Ama korkunun ecele faydası yoktur.

Ergenekon davasında beklenen oldu. 275 sanıklı Ergenekon davasında sadece 21 kişi hakkında beraat, 17 kişi hakkında da tahliye kararı verildi. Diğer sanıklara müebbete varan ağır cezalar yağdı. Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, terör örgütü yöneticiliği suçundan müebbet hapse mahkum oldu. Verilen bu kararlara ağır demek hafif kaldı. 

Bu davada hakimlerin ve savcıların vicdani kanaatlerine ne oldu? Bu karar, insanların vicdanlarını yaralamıştır. Bu davada insanlar yargılanmadı, insanlık yargılandı. Uzun tutukluluk süresiyle işkenceye dönüşen bu davada, kararlar

hukuki olmaktan çok, siyasi olması nedeniyle toplumun adalet duygusunu temelinden sarsmıştır.

Toplumda bundan böyle hiç kimse güven içinde olmayacaktır.

Her an kapınız çalınabilir, işinizden olabilir, tehdit edilebilir, baskıya maruz kalabilir, akla hayale gelmeyen senaryolarla suçlanabilir, gerekirse gözaltına alınıp hapse atılabilirsiniz. Çünkü adalet zaten yoktu, hukukta katledildi.

Bundan sonra "ey demokrasi, ey adalet, ey hukuk, ey özgürlük neredesin" diye çok dövüneceğiz...