BİRAZ SAMİMİYET…

Mübarek Ramazan ayını ve ardından gelen bayramı da bitirdik. Sonuçta ömrü olana sayılı gün gelip, geçiyor. Rabbim, gelecek Ramazan ve Ramazanlara ulaşmayı nasip etsin. Ramazan ve bayram bittiğine göre,birilerinin ağzının tadını kaçırabilirim.Ramazan ayına ve bayrama dair söyleyeceklerim var. Belki bazılarının hoşuna gitmeyecek ama yine de söyleyeceğim.

Konuya girmeden önce, uzunca bir süredir kefalet kooperatifi kurmak için “ölümcül” mücadele veren Mehmet Coşkun’un artık işi bitirdiğini bayram sonu müjdeli haberi vereceğini öğrendim. Zira bu kardeşimizden önce başvuran herkes kooperatifini kurdu.Birileri bu arkadaş için “tavşana kaç tazıya tut” yapmadı değil.

Bayram nedeniyle yaptığımız konuşmada; “AESOB Başkanı Abdullah Sevimçok, Kahveciler Federasyonu Başkanı Murat Ağaoğlu ile Bakan başta olmak üzere genel müdür, bakanlık yetkilileri ve TESKOMP Başkanı Abdülkadir Akgül olmak üzere geniş bir kesimin desteğini aldığını anlatan” Mehmet Coşkun, bayramdan sonra gerekli yazıyı alacağını söyledi. Ve destek veren herkese teşekkür etti. Hayırlı olsun.

Şimdi Ramazan ayına ve bayrama dönecek olursam, Diyanet anket yaptırmış ve ülkemizdeki insanların %83’ü oruç tutmuş.

Kimsenin tuttuğu oruç beni ilgilendirmez ama böylesi bir ankete de “Hadi ordan ! Atma Recep Din Kardeşiyiz” diyorum.

Siz bu rakama inandınız mı?

En azından Antalya da bu oranın %30-35’i geçeceğini zannetmiyorum. Ki insanlar oruç tutmaya tutmasınlar ama tutanlara saygının neredeyse “sıfır” seviyesinde olduğunu herkes gördü. Elinde su şişeleri ile gezenler, yol kenarında karnını doyuranlar, v.s.

Bir de bir eliyle, beni sıkıp suyumu çıkaracak olanlar var! Oturdular mı, bir öküzü yiyenler…


Tatlı, tuzlu ayrımı yapmadan götürenler…


11 ay yaşadıkları hastalıklara dair en ufak bir bilgimizin olmadıkları…


Ramazan ayı ile birlikte aniden tansiyon ve şeker hastası oldular. Sabah-akşam aldıkları ilaçlarını sahur-iftar arası alamadılar. Bırakın bu işleri! (gerçek hastaları tenzih ederim)


Açıkça “oruç tutmuyorum” veya “tutamıyorum. Nefsime zor geliyor” deyin. Orucu tutanlar nasıl sizin için tutmuyorsa, tutmayanlarda diğerleri için tutmuyorlar. Beş dakika delikanlı olun.


Hasta iseniz tansiyonunuz varsa veya şeker hastası iseniz sizi bundan sonra 11 ay sizleri diyet yaparken görelim.


Öte yandan tam bir komediye dönüşen iftarlar var.


Müslüman bir ülke. Ramazan ayı ve iftar yemeği. Ne yemeği veren oruç tutuyor nede iftara giden…

Beyler kusura bakmayın ama o yemeğin adı “iftar” değil, “akşam” yemeğidir. İftar verdik veya verdim diye kendinizi kandırmayın.


Ve nihayetinde oruçla ve namazla hiçbir alakası olmayanların kutladığı “Ramazan bayramı” var. O bayram onlar için sadece “şeker” bayramı veya “tatil” bayramı değilse…

Geçmiş Ramazan ayınız ve bayramınız kutlu olsun ve kırdıysam kusuruma bakmayın, dost doğru söyler Efendim!

Sağlıcakla Kalın…