Aslı yok yaylası


Toroslarda palavracılar için söylenen güzel bir deyiş vardır.
Silifke türküsüdür.
“Aslı yok yaylasında bir sürü koyunum var benim. Herkes kendi kesesinden yesin içsin. Saltanatım var benim.”
Hazırsanız, 7 Haziran’a kadar “cağız, ceğiz,cuğuz” la biten vaatlere boğulacağız.
Seçim beyannamelerini okurken, ağzımızın suyu sel olup akacak.
Kendimizi krallar, Kraliçeler gibi hissedeceğiz.
Parayı peşin almış esnaf gibi, ağzımız kulaklarımıza varacak.
Hatta “yahu ben neymişim de, kendimi küçümsemişim” diye havalara gireceğiz.
Zihin altına gündüz işleyen vaatler yüzünden, rüyalarımız bile değişecek.
Belki “tutmayın beniii” diye bağırarak koşacağız.
Yine kendi kesemizden yiyip, içeceğiz ama olsun, kısa da olsa saltanat süreceğiz.
Aslı yok yaylasındaki koyunlarımızın varlığı yeter.
8 Haziran sabahı rüya, saltanat, mutluluk adını ne koyarsanız koyun bitiverecek.
Kalacağız yine baş başa.
Sen, ben, bizim oğlan, bizim kız.
Acı gerçekler çarpacak yüzümüze.
Dertlerimizle, sevinçlerimizle, taziyelerimizle, düğünlerimizle, anılarımızla çöküp kalacağız olduğumuz yere.
Lütfen bize aslı yok yaylasındaki koyunlarla saltanat yaşatmayın.
Merak etmeyin, metanetliyiz, dayanırız.
Yeter ki aldatmayın bizi, kandırmayın.
Kandırmayın ki hiç olmazsa birbirimizin yüzüne bakabilecek bir yüzümüz olsun kalsın.