Güney Haberci - Antalya'nın Bir Numaralı Haber Portalı
2020-04-27 10:54:57

O Macun Deresi’nin üzeri örtülmeyecekti!

Hilal KARA

27 Nisan 2020, 10:54

Betonlaştırılan Aksu’da ki Macun Deresi ile ilgili bir yazı yazdığım vakit, ilçenin belediye başkanı bu duruma ne çok itiraz etmişti. O yazı da şunu ifade etmiştim. Aksu’da bir Macun Deresi var ve ne yazık ki üzerine beton döküldü. Oysa o derede tertemiz su akıyordu. İçinde balıklar ve kurbağalar yaşıyordu. Alt yapısı olmayan ilçede ki ne kadar işletme varsa bütün atık sularını bu dereye attığı için, bu dere herkesin gözünde (sanki derenin kendi ayıbıymış) gibi kötü, pis bir yer olarak kaldı. Burayı kirleten insanın ta kendisiydi. Yani zavallı Macun Deresi’nin hiçbir suçu yoktu. Bir derenin ne suçu olabilir ki! Adı üzerinde dere.

Bu dere aynı zamanda Aksu’da şiddetli yağmur yağdığı zaman, ilçenin can simidiydi. Çünkü yukardan gelen onca yağmur suyunu, buradan denize ulaştırıyordu. Bu dere, beton yığını haline gelmek yerine içi ve etrafı temizlenerek, çiçeklendirilerek muhteşem bir yaşam haline getirilerek, gelecek nesillere bırakıla bilinirdi. Yok, ama nerede? Ne yapıldı üzerine onlarca demir ve betonlar dökülerek üzeri örtüldü. Yol yapıldı. Bunu da marifet bildiler.

Yani insanoğlu kendi eliyle kirlettiği güzelliği aklı sıra, yine kendi eliyle temizledi. Kapattı üzerini örttü oldu ve bitti.

İşte, ülkemizde ve dünya da kim bilir kaç Macun Deresi böylesine kapatıldı. İşte o yok edilen dereler, şimdi ‘korona virüs’ olarak geri dönüyor. Durun bakalım ilerleyen yıllarda daha neler göreceğiz. İnsanoğlunun ektiği beton tohumlar, kestiği ağaçlar, üzerini örttüğü dereler işte şimdi meyvelerini vermeye başladı. O Macun Deresi’nin üzeri örtülmeyecekti!

Doğanın bize hiç ihtiyacı yok muş meğer...

Pandemi haline gelen (coronavırus) hakkında o kadar çok yazıldı, çizildi ve üzerinde konuşuldu ki! Dünyayı etkisi altına alan ve tüm insanlığı etkileyen bu olayla ilgili başka boyuttan bakan bilim adamlarımız da var. Onlardan biri bakın bu durumla ilgili ne paylaşmış:

Memleketim Pamukkale’de travertenler beyazlamaya başladı, İstanbul da yunuslar yüzüyor artık...

Benimde bu konuyla ilgili söyleyeceklerim var eğer dinlerseniz.

Her şeyden önce bu tür programların gediklisi şarlatan doktorlar da yok artık...

Aktarlar, üfürükçüler, hacamatcılar, marankiler, haramkiler, güzel avratcılar, sarı kantoroncular, kelle paçacılar ve sülükcülerin tamamı meydanları gerçek sahiplerine bırakmak zorunda kaldılar...

Takke düştü kel göründü nihayet...

Vuhan pazarında Çinli bir garibanın içtiği yarasa çorbası hepimize yaradı...

Doğanın bize hiç ihtiyacı yok muş meğer...

Doğa; Üzerinde yaşamasına müsaade ettiği canlılar içinde bir tek insanı virüs olarak kabul etti ve kendini koruyabilmek adına da onunla mücadele ediyor aslında...

Bu virüsten etkilenip rutini bozulan tek varlık insanlar oldu çünkü...

Ne karıncalar,

Ne göçmen kuşlar,

Ne ayılar,

Ne şu ne bu...

Aksine nesli tükenmekte olan hayvanların sayısı bile artmaya başlamış son günlerde...

İnsan dışındaki tüm canlılar planladıkları gibi yaşamaya devam ediyorlar...

Korona olmasaydı salda gölü çoktan millet bahçesi olmuştu arkadaşlar...

Doğanın canına okumak isteyenlerin belleri de kürekleri de ellerinde kaldı...

Savunmalarına milyarlarca dolar harcayabilen koca koca devletler bir maske yüzünden pert oldular...

Bu virüs bazılarımızın soluğunu keserken dünyanın da soluk almasını sağladı...

Karbon salımını azaldığı için İstanbul dan dan Uludağ'ı görmek de nasip oldu insanlara...

Doğa çok net mesaj veriyor...

Daha fazla dokunma,

Benim seleksiyonumu bozma,

Kendini bir şey zannedipte bana meydan okuma...

Seni sevdiklerine sarılmaktan bile mahrum edebilirim bak.

Bol bol israf yaptın...

Kaynaklarımı yağmaladın ama eşit dağıtmadın...

Şu zor günlerinizde bile utanmadan birbirinize kazık atıyorsunuz...

Karaborsacılık, stokçuluk, tefecilik yapıyorsunuz...

Eğer kendinize gelmezseniz ben ikinci bir dalga olarak geleceğim üzerinize ona göre ayağınızı denk alın siz de.

Ne çok ayakkabımız varmış,

Ne çok giysimiz varmış,

Mücevherlerimiz...

Gereksizmiş hâlbuki...

Takmış takıştırmış,

Sürmüş sürüştürmüşüz boşu boşuna...

Tek başına olmak nasıl bir duygu...

Ben artık çok iyi biliyorum.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.