Airbrush sanatına ve su sporlarına adını altın harflerle yazdıran Türkiye’nin Dünyaya açılan marka ismi Hüseyin ONUR KURUÇAYLI. Aslında bir röportajdan çok daha fazlası var bu yazımda, bir başarı hikayesi, bütün yaşanmışlıklara rağmen dik bir duruş. Genç yaşına rağmen bir insanın kendini ve genlerinden taşıdığı bilgiyi keşfedip, olgunlaşması. ‘Başarı, biraz da insanın başkalarını da varlığıyla mutlu edebilme sanatı’ dedirten bir detay bulacağınıza inanarak. H.Onur Kuruçaylı’yı birlikte tanıyacağız.

Dünyada airbrush boyama sanatıyla nadir bulunan 16 sanatkardan biri Antalya’da üst segmente tasarım Denizde sürülebilen otomobil üreten  Hüseyin Onur Kuruçaylı; bütün Ortadoğu, Amerika, Almanya gibi ülkelere önemli bir satış ağı kurdu ve Türk İş İnsanı 30 yaşında adını marka yaptı.

Dedesi Hüseyin Kuruçaylı’dan aldığı isim ve gözü kara, yalnız ve güçlü bir duruşu. Babası Seyfi Kuruçaylı’dan iş disiplini, sanatsal yetenekleri ve yönetim kabiliyetini, hayata dirençli sağlam bir karakteri ve annesinden aldığı Çeçen yönüyle de azim, cesaret ve dinamik bir yapıyı devam ettiren Alevi kültürü desenlerini ruhuna yansıtan genç iş insanı Hüseyin Onur Kuruçaylı; isminin ağırlığının bilincinde, emanetine sadakatle, kendi çizgisinde üreterek yürüyor.

H. Onur Kuruçaylı; yaptığı boyama sanatıyla dünya da nadir bulunan 16 kişiden biri. Güzel sanatların bütün dallarını kendinde keşfetmiş, su sporlarına kazandırdığı özel tasarım araçlarla adını uluslarası platformlarda markalaştıran; bulunduğu ortama ve ülkesine hep değer katan sıra dışı bir karakter. Biraz sonra daha yakından tanıma şansımız olacak.

Özgün, özgür, marka bir isimle buluşma heyecanını bu satırlara yansıtmaya çalışacağım. O’nu toplantı halinde buluyoruz,kendine ait içten, samimi tavrıyla karşılıyor bizi, içerde üretim alanından gelen sesler de ülkemiz adına mutluluk verici.

-H.Onur Kuruçaylı’yı tanıyabilir miyiz?

H.Onur Kuruçaylı; 30 yaşında Antalya'da yaşayan, yarısı Çeçen, yarısı Erzincan Kemah'a bağlı Kuruçay Köyü'nden Sivas'a yerleşmiş Alevi bir babanın çocuğu. ilkokuldan başlayarak eğitimini de çalışma hayatıyla beraber devam ettiren, çalışma şartlarının yoğunluğundan üniversiteyi  yarıda bırakmış, bir adam.

-Hangi üniversite?

Akdeniz Üniversitesi Makine Mühendisliği

 -Öncelikle hayırlı olsun, yeni bir markanız var.

H. Onur Kuruçaylı: Teşekkür ederim. Yeni markamız MCK Uluslararası Gemicilik Anonim Şirketi.

-Özel bir anlamı var mı?

-MCK’nin açılımı  nedir?

H.Onur Kuruçaylı: MCK; Türkiye’de ve yurt dışında birçok işletmeleri olan, Antalya’da ve İstanbul’da ağırlıklı olarak su sporları grubu yanı sıra dekoratif Airbrush boyama sanatıyla beraberinde daha marjinal ve alışılmışın dışında işler yapan, bir firma. Anlamı, şirket ortaklarının soyadlarının baş harflerinden oluşmakta.

-Su sporlarından önce Airbrush sanatınızı merak ediyorum çünkü biraz araştırdım Türkiye'de ve dünyada bu işi yapan, nadir bulunan 16 kişiden birisiniz.

-Neden bu kadar az Airbrushçı var?

H.Onur Kuruçaylı: Çok zor bir sanat ve tamamen hayal gücüne dayalı aynı zamanda haddinden fazla da el becerisine dayalı olan bir sanat. Hem yetenek hem de boyalar üzerine çok iyi bilgi ve tecrübeye sahip olmanız gerekir.

Alt zemin hazırlıklarından tutun, son kat verniklemeye kadar çok iyi bilmeniz gerekiyor.

-Çok farklı tasarımlar yapıyorsunuz. Bu tasarımları hazır şablonlar halinde mi alıyorsunuz?

H.Onur Kuruçaylı: Bizler özgün sanatçılar olduğumuz için kolay kolay şablon kullanmayız. Tamamen tasarımlar bana aittir ve bütün müşterilerimiz bize

sıfır araç dahi aldıkları zaman: ‘tekne, motor, araba, uçak’ biz, bunlar üzerinde tamamen kendimize özgü çalışmalar yaparız ve müşterilerimiz kolay kolay hani ‘şu tasarımı istiyoruz’ demezler.

Uygulama yapacağımız ürünün fiziki hatlarını çizip, tasarım yapıp uygulamaya geçiyoruz. Bir Mercedes'e Tweety yapamazsın, Bugs Bunny’yi çizemezsin. Volkswagen Tosbağa diye adlandırılan araçlarda bunları yaptığın zaman daha sempatik duruyor.

-Bu sıradışı tasarımları yapmanız, dikkat ve detay gerektiren bir alan.

-Sanatkar ruhunuzu kimden aldınız?

H.Onur Kuruçaylı: Bu sanat benim çocukluğumda babamın bize aşılamış olduğu bir sanattır.

Babam Seyfi Kuruçaylı; annemin resimlerini yapardı, manzara resimleri çizerdi. Teknik bir insan olduğu içinde inşaat üzerine olan mesleği gereği zaten çizimlerin içerisindeydik.

-Airbrush için nasıl bir eğitim aldınız?

H.Onur Kuruçaylı: Öncelikle bu konuyu en başından özetleyerek anlatmakta fayda var. Mesleki anlamda bu işin en alt zemini olan otomotiv boyacılığı üzerine beni yetiştiren ustam Salih Akman’a sonsuz teşekkürlerimi sunmak istiyorum. 8 yıl yanında çalışarak meslek hayatımızın en kaliteli insanlarından biri olmamız için çok emek verdi. Airbrush alanıyla alakalı da  alt yapımızda olan ressamlığın mesleğimiz ile birleşmesiyle,müşterilerimizin talepleri doğrultusunda yaparak öğrendik. Uygulaya uygulaya öğrenmiş olduk.

-Bu alana ilgisi olan insanlar nereden başlamalı?

H.Onur Kuruçaylı: Sosyal medya ortamında öğrenebilirler. Oto boyacılığından yetişmiş insanlar, resim yapma yeteneğine de sahipse boya bilgisi de varsa ve tabi hayal gücü de varsa Airbrush sanatçısı olabilirler. Bizim otomotiv tamir boyacılığı teknolojileri alanında en alt zeminden son kata varana kadar ki bütün sistemi çok iyi bilirsen

bu işi layıkıyla yapabilirsin.

- Oto boyacılığına hakim olan kişiler mi Airbrushcı olabilir?

H.Onur Kuruçaylı: Hayır. Yeteneği varsa yapar.

Ama yeteneği yoksa yine yapamaz. Bu tamamen insanın birazcık hayal gücü, birazcık resim yeteneğinin olmasıYa tamamen sonsuz ve sınırsız bir şey, hayata bakış açısı; farklı bir dünya…

-Hazır şablon kullanmamanız çok şaşırttı beni. Çok ince detaylar var bunları düşünmek kadar uygulamakta başka bir olay.

-Nasıl bir boyama tekniğiyle yapılıyor? -Sırrı nedir?

H.Onur Kuruçaylı: Hava basınçlı püskürtme makinası var. Dövme sanatı gibi düşünün. 0,05mm minesi olan özel Airbrush tabancasıyla ince detayları boyayabiliyoruz.

-Sloganınız:”Canlı, cansız her şeyi boyuyoruz.” Canlı yüzeylere bir zararı yok mu?

H.Onur Kuruçaylı: Bizim sloganımız da dediğimiz gibi canlı cansız her şeyi gerçekten de boyuyoruz ve canlı yüzeylere hiçbir zararı yok. Su bazlı boyalarımız var, makyaj malzemesi gibi düşünün.

-Suda giden otomobil üretiminiz var. Öncelikle tebrik ediyoruz. Dünya da sayılı kişilerin arasında bir Türk sanatkar olmanızın yanı sıra, su sporları alanında öncü olarak önemli bir teknolojik üretimle yurtdışına da satış yapıyorsunuz. Çağı yakalayan, üretken Türk genç iş insanları; ülkemiz için oldukça önemli.

 -Denizde sürülebilen (Jet-Car) son model tasarlanmış spor otomobil fikri nasıl oluştu?

-Otomobil tasarımları da size mi ait?

H. Onur Kuruçaylı: Üzerinde sıkılacak son cıvatasına kadar, bütün mühendislik çalışmalarını bizzat tarafımca yaptığım ve tasarımları da tamamen bana ait suda sürülebilen; klasik, spor, çocuk oyuncak grupları gibi farklı tasarım otomobiller üretiyoruz.

Bu fikir; 94 yılında Mısır’da çok benzemese de araba görünümlü denlz aracı yapılmış. Araştırmacı bir ruhum var, farklı ve insanların dikkatini çekecek ilkleri yapmayı severim. İnternette bu bilgi denk gelince ‘neden biz de yapmayalım?’ Dedim. Tamamen yerli ve milli bir tasarımla Türkiye’den üretim yapıp dünya ülkelerinin dikkatini çektik.

-Yurtdışında hangi ülkelere satışınız var?

H.Onur Kuruçaylı: Kısaca Bütün Ortadoğu, Almanya, Amerika gibi ülkelerde aktifiz.

-Türkiye’de çok ilgi var mı?

H.Onur Kuruçaylı: Türkiye’de su sporlarının yapıldığı her bölgede varız ve çok aktifiz.

-Suda sürülebilen araçlarınızın kaliteli bir duruşu var. Pahalı mı?

H.Onur Kuruçaylı: Motorlu, motorsuz satışlarımız var. Motorsuz kabuk halinde 22 Bin Dolara satıyoruz. Motorlu olarak da 50-70 bin dolara kadar özelliklerine göre opsiyonel satışlarımız var.

-Çok havalı görünüyorlar, hızı nasıl?

H.Onur Kuruçaylı: Jet-Ski motorlarını kullanıyoruz. 80 nat. En düşük 110, en yüksek 300 beygir gücü motorlar kullanıyoruz.

-Burda gördüğümüz arkadaş?(!)

Motorunun üstünde 400 yazıyor.

-Boyu kaç metre, bu tekneyle Antalya’dan Kıbrıs’a ne kadar zamanda gideriz?

H.Onur Kuruçaylı: Boyu 11.5 metre. Mersin Alanya yönünden yarım saatte gideriz. Bu sürat teknelerinin beygir gücünü de yükseltebiliyoruz. Yani en fazla 20 dakikada Kıbrıs’a gidebiliriz.(!)

-Satış sonrası hizmet sunuyor musunuz?

H.Onur Kuruçaylı: Bizi piyasadan ayıran en önemli özelliğimiz satış sonrası hizmetimiz. İşimizin hep arkasındayız. 3,6,9,12 olmak üzere ayları bölerek satış danışmanlarımız yanı sıra, teknik ekibimizle hizmet veriyoruz.

Kemal Dağ: En önemlisi bu araçları müşterilerimiz aldıktan sonra ne yapacak? Kışın nerede tutacak? Kullanmak için ne gibi şartlar gerekiyor? Bir ehliyete ihtiyaç var mı? Vs. Soruların cevaplarını veriyoruz.

Kemal Dağ: Kabuğuna sığamayacak aynı zamanda da bu dünyaya ait olduğunu çok düşünmüyorum uzay teorilerini ve mitolojik duygularla yaşayan çılgın biri. Antalya’dan çıktı bu adam. Onur Kuruçaylı; Türkiye’den dünyaya bir armağan. Gökkuşağının bütün renklerini onda görebiliyoruz. Tanımlamak çok zor, tarif etmek ise imkansız.

-Kemal Bey sohbetimize dahil oldunuz. Sizi de tanıyabilir miyiz?

H. Onur Kuruçaylı: Kemal Dağ; MCK Gemiciliğin Genel Müdürü. (CEO’su)

Kemal Dağ: Aslında sinema dünyasında senaristim. Onur’la uzun yıllardır beraberiz. Türkiye’nin ünlü bir ajansında 10 yıl kadar da mankenlik yapmıştım. Kader Onur’la yollarımızı birleştirdi. Onu tanıdıkça, O ürettikçe biz de, bütün ekibimizle onun tasarımlarını hayranlıkla tamamlamaya ve Onur’un omzundaki yükünü hafifletmeye çalışıyoruz. Analiz yeteceği de, ön görüsü de çok gelişmiş, kimi nereye oturtacağını çok iyi biliyor ve hiç yanılmadı.

-H.Onur Kuruçaylı’yı bir cümleyle nasıl tanımlarsınız?

Kemal Dağ: Doğduğu topraklara benziyor, insanı saran bir yapısı var. Bir cümleye asla sığacak bir adam değil. Yürekten, insancıl ve verici. Net, dürüst ve samimi olan herkesi sever. Aksi takdirde zaten yanında barındırmaz. Çalışma arkadaşlarını da bu kıstaslara göre seçer. Tespit, analiz, empati Onur’da hat safada. Liyakat ve güveni seviyor. Gelişime, yeniliklere, yenilenmeye açık. Ufku da çok açık, hayal dünyasını henüz tanımlayacak kelime yok.

İnsanlar isimleriyle anılır. Hüseyin Onur Kuruçaylı, bir markadır. Yaptığı işe imzasını atması ve arkasında durması çok önemli. Ondan 10 yaş büyüğüm fakat kendisine, işine, sanatına, zanaatkarlığına ve emeğine sonsuz saygı duyuyorum. Sıra dışı ve marjinal bir adam. Tam bir mükemmeliyetçi. Bir sözü onunla yürümeme yetti.

-O sözü bizimle paylaşır mısınız?

Kemal Dağ: Güven. Ucuzcu değil mottosu: ‘ benim yaptığım iş ucuz değil ki, ederi de ucuz olsun’ demişti. H.Onur Kuruçaylı ile çalışıyorsanız; siz, ucuz iş yapmıyorsunuzdur. Müşteri milyonluk teknesini, aracını, yatını Onur’a bırakıyor. ‘Ne yapılacak?’diye sormuyor. ‘Onur halleder ’ cevabını almak, o güveni hissetmek gurur verici.

Hep yaptığının daha iyisini yapmak gibi bir  tepkisi var.

-Bir hedefiniz var mı?

H. Onur Kuruçaylı: 04.04.2024. Bir dünya markası olmak

-Bu tarihin özel bir anlamı var mı?

 H. Onur Kuruçaylı: 04.04.2023 tarihinde MCK Gemicilik kuruldu bir yıl  sonra holding olma yolunda girişimlerimiz var.

-Başka hangi ticari alanlarda varsınız?

H. Onur Kuruçaylı: İnşaat, yat, eğlence, lunapark, Aqua park, su sporları, tekstil ve gıda alanlarında varız.

-MCK’nin yanı sıra devam eden bir çok sektörden bahsettiniz bütün bu alanlardaki ortaklarınız kimler, öğrenebilir miyiz?

H. Onur Kuruçaylı: Cemil Tan, Oktay Tan ,İbrahim Tan , Cahit Urfan , Onur Kuruçaylı , Seyfi Kuruçaylı , Sayit Altun , Muzaffer Altun , Gökhan Altun ve Hakan Evren  ortaklığıyla ihracat, üretim, yapılanma ve oluşum…

-Gıda da ne üretiyorsunuz?

H. Onur Kuruçaylı: Organize sanayide ürettiğimiz Mısır gevreği ve Nesquik.

-Bütün bu işlere nasıl yetişebiliyorsunuz?

Enerjinizi ve zamanı nasıl yönetebiliyorsunuz?

H. Onur Kuruçaylı: Enerjimi doğadan ve müziklerden alıyorum. Müziksiz bir yaşam zaten düşünemem. Bir yere bağımlı kalamıyorum. Mutlaka her dakika ambiyansı değiştirmem gerekiyor. İşlerim için planladığım bir zaman dilimi var.

-H. Onur Kuruçaylı, ruhunu nelerle besliyor? İlham kaynağınız nedir?

H. Onur Kuruçaylı: Çocukluğumda kızdığım ve üzüldüğüm konularda hep başka bir yol bulmuşumdur. Babam hep ‘daha iyisini yapabilirsin’ derdi. Kızardım, beni yıldırmadı ve daha iyisi hep oldu. Babamın  kızdığım bütün yönlerinin, on katı şimdi bana geçmiş durumda. Mesleki beceri, teknik anlamda da tam olarak babam Seyfi Kuruçaylı gibi oldum. Haddinden fazla da mükemmelliyetçi…

-Babanız eminim sizinle gurur duyuyordur.

H. Onur Kuruçaylı: Bunu hiç söylemedi. Bunları söyleyecek, dile getirecek, sevgisini gösterecek birisi değildir kendisi.

-Masanızın yanında ki enstrümanlar dikkatimi çekti, tasarımı da biraz farklı görünüyor.

Kemal Dağ: Onur’da güzel sanatların tamamı var.

H.Onur Kuruçaylı: Bu sazı ben yaptım. Bu enstrümanlarla bestelediğim şarkılarım var. Hiçbir eğitim almadım ve 9 yaşımdan beri sesi çıkan bütün enstrümanları çalabiliyorum. Tek başıma orkestrasız rahatlıkla sahne yapabilirim.

Kemal Dağ: Onur çok evrensel bir adam. Her düşünceye, inanca açık bir yapısı var. Yaptığı işle dünyada az bulunan bir sanatkar fakat ben onun sesi ve besteleriyle de öne çıkarsa bir anda star olacağına inanıyorum. Şu an sesini ve bestelerini ikinci planda tutuyor.

-Söz ve müziği size ait olan bir eserinizi bizimle de paylaşır mısınız?

-Şu an dinlememiz mümkün mü?

H.Onur Kuruçaylı: Röportajın sonunda olur, neden olmasın? Kendime ait 45 kadar söz müzik eserim var fakat en sevdiğim parçam (EN BÜYÜK MEZARLAR KALBİMDE BENİM) eserirdir.

-Bu tasarımları yaparken, üretirken ne tür müzikler dinliyorsunuz?

H. Onur Kuruçaylı: Özellikle ilahi ezgiler, klise müzikleri. Antik Roma, Bizans, Yunan müziklerinin tarihsel anlatımlarının içinde o tarihin bir parçası gibi dinliyorum. Başka bir boyutta, başka bir devir de o tarihin dokusunun bir parçası olup, yaşayarak dinleyip, hissederek çiziyor ve imzamı atıyorum.

-Sizin klasik otomobil tutkunuz da var. Katıldığınız yarışmalardan ve aldığınız ödüllerden de bahsedebilir misiniz?

H. Onur Kuruçaylı: Klasik oto fuarlarında görsel ve araç modifikasyonu alanında oldukça alışılmışın dışında görsel çalışmalarımla klasik otomobile karakter kazandırıp ve var olan kişiliğine, ruh katan dokunuşlarla aldığım çok fazla birinciliklerim var. Artık beni yarışmalara almıyorlar hep birinciliği aldığım için bu sebepten ötürü jüri olarak katılıyorum.

-Sizin sahip olduğunuz bir klasik otomobiliniz var mı?

H. Onur Kuruçaylı: Geçmişte çok fazla aracım vardı. Şu an sadece bir tane  63 Model  Chevrolet İmpala var.

-Özel bir otomobil tutkunuz var mı?

H. Onur Kuruçaylı: Her erkek çocuğunda olduğu gibi benimde çocukluğumdan gelme bir tutkum var.

-Bir otomobil de aradığınız en önemli özellik nedir?

H.Onur Kuruçaylı: Karakter..! Ben arabaya baktığımda karakterimi ve beni ne kadar yansıttığına bakarım. Ne kadar eski, ve kadar yeni ya da ne gibi donanımlara sahip olduğu değil. Görsel anlamda beni lanse ediyor mu? Ona bakarım. Bugün en son model spor araçta olabilir, çok eski bir model klasik araçta olabilir.

-Karakter dediğiniz için şu an kullandığınız aracınızın karakterini merak ettim. Nasıl bir araca sahipsiniz, öğrenebilir miyiz?

H. Onur Kuruçaylı: Benim gibi ufak tefek 2 aracım var(!) Onlarda Off Road arazi araçları. Doğayı seviyorum. Özgür bir ruhum var.

-Siz de 12 dev adam gibi görünüyorsunuz. Boyunuz kaç?

-Hangi sporlarla ilgilisiniz, basketbol?

H. Onur Kuruçaylı: 1.91 boyum öğrencilik yıllarımda basketbolla ilgilensem de asıl güreş ve dövüş sporlarıyle çok uğraştım.

-Siz hep denizin üstünde bir araçla mısınız, yüzmeye ilginiz var mı?

H. Onur Kuruçaylı: Genellikle denizci olduğumuz için su üzerindeki tüm taşıtları kullanıyoruz. Yüzmeyi çok sevmem.

-Sanırım maceracı bir yönünüz de var

-Hayatta nelere değer verirsiniz?

H. Onur Kuruçaylı: Dans etmeyi çok severim. İşime, sazıma, arabama ve çocuklarıma çok düşkünüm… Kendi yaptığım bir şey var ya? İşte ona bir zarar gelse kimse gözükmesin gözüme.  Çünkü o iş beni lanse ediyor. Her şeyin bir anlamı değeri vardır. Benim çizdiğim resimde, yazdığım söz de, ortaya çıkardığım bir obje de kendi duruşum, çizgim var; o imza öyle kolay atılmıyor.

-Genç yaşınıza rağmen çok sorumluluk gerektiren işler var omuzlarınızda.

-Zihniniz nasıl dinleniyor, kaç saat uyuyorsunuz?

H.Onur Kuruçaylı: 2 ya da 3 saat.

Kemal Dağ: Yaptığı iş çok ağır fakat bunu çok basitmiş gibi gösteriyor. Profesyonel bir iş çıkartıyor ve cıvatasına kadar kendi tasarlıyor. Bir ay Ar-Ge çalışması yapılıp sunulacak bir çalışmayı tek başına kısa sürede planlar, beklenenin çok üstünde bir tasarım ve performansla sunabiliyor. Montajına, mobilyasına, kesimine kadar bütün alanlarına hakim durumda. Yaptığı işlerin sonunda asla ben merkezli davranmaz ‘ hep birlikte başardık, ekip olarak yaptık’ der.

-Genlerinizden  mi geliyor bu ruh, bu kadar çok renk?

H. Onur Kuruçaylı: Annem Çeçen, babam Türk. Hayatla derin duygusal bağım, sanatsal ruhum ve iç güdümü Bektaşilik yönümden; cesaretli, savaşçı, lider ruhumu ve haddinden fazla enerjik olmamı Çeçen tarafımdan aldığıma inanıyorum. 9 yaşımda saz çalmaya başladım.

Kemal Dağ: Müzik; karmaşık bir hayatın melodisidir. Karmaşada şaheser çıkarıyor. En çok kendini eleştiren bir adam,  kimseye izin vermez. Egolarını kontrol altına almış demektir. Onur’da ego yok. Sevgi ve iyi niyet var. Bünyesinde samimiyeti barındırıyor. İşine de bütün ruhunu katıyor.

Fabrikayı dolaşırken Onur Bey’in yeğeni Bahtiyar Kuruçaylı ile  de tanıştık. Hemen sordum.

-Onur Kuruçaylı iş ortamında nasıl biridir?

Bahtiyar Kuruçaylı: Agresif. Çok sinirli ve disiplinli. Öyle oluğu için seviyorum ve idol aldığım tek kişi diyebilirim. Toplantıda yapılacak işi detaylı anlatır, planlar, hata ve sorumsuz bir davranışı asla kabul etmez. Bütün ekip de daha dikkatli, titiz çalışırız. O özene gölge düşürecek bir hata olsun istemeyiz. Bizim mükemmel olmamızı  bekler, biz de ona layık olmak için hep daha iyisini çıkarmaya çalışıyoruz.

-Gençlere bir tavsiyeniz var mı?

H. Onur Kuruçaylı: Özgür ol. Üniversitede ilk yıl okul birincisi olduğumda sanayiden çağrıldım. Üstümde; boyalı, macunla da karışmış bir vaziyette, terli bir tişört, ayaklarımda  terlik. ‘Konuşma yapacaksın’ deselerdi ona göre giyer giderdim. Orada söylemiştim: Sizi aşağı çeken, engelleyen ne varsa, ezip geçin. Dış etkenler kim olursa olsun sizi durdurmasına, engellemesine izin vermeyin. Hayallerinize ve hayatınıza sahip çıkın.

-Siz, her anlamda özgür hissediyor musunuz?

H. Onur Kuruçaylı: Haddinden fazla. Zaten özgür hissetmesem ben olmazdım. Onur Kuruçaylı olmazdı!

100. Yılımızın feziyle okuyucularımıza mesajınız ne olurdu?

H. Onur Kuruçaylı: Herkes üretsin.  Bugün ne yaptığınızın hiç önemi yok. En ufak bir şey olsun ‘ ben yaptım’ diyebilmen, kendi adına güzel bir başarıdır. İhtiyaca ve halkın yararına da üretiyorsan ülken adına değerli bir başarı olur.

-Kemal Bey, size de çok teşekkür ederiz, Onur Bey’i, hem dostu hem de iş arkadaşı olarak sizin pencerenizden  de görme şansımız oldu.

Kemal Dağ: Rica ederim. Ben teşekkür ederim. Ben, Onur Kuruçaylı’yı temsilen burdayım. Buradaki her şey onun süzgecinden geçiyor. O’nun ikinci, dördüncü gözüyüm.

-Tam olarak bütünleşmişsiniz.

H. Onur Kuruçaylı: İlmi siyaseti iyi bilmek gerekir.

-Nedir sizce, ilmi siyaset?

Onur Kuruçaylı: İyi bir yönetici ilmi siyaseti çok iyi yüklenmiş bir adamdır. Tüccarlık başka, tüccar olmak bambaşka. Yönetici olmak başka, yönetilen biri olmak bambaşka bir şeydir. En tabanı; çok iyi bir yönetilen olursan, çok iyi bir yönetici, daha sonra da çok iyi bir iş insanı olursun. Hayat zorluklarla bir yere getirir. Kasın ağrımazsa, konfor alanından çıkmazsan başarı da biraz zor gelir. 30 yıllık hayatım çarpı iki; düşünce, işleyiş. Benim benden başka kimsem olmadığını anladığım da, 9 yaşımdaydım. Başarı; bir yolculuktur, varış noktası değildir.

-Yaşadığınız travmalardan çocukluğunuzu kurtarabildiniz mi?

-9 yaşındaki Onur’un elinden tutabildiniz mi?

Onur Kuruçaylı: Travmaların kötü olan kısmını avantaja çevirdim. Olayların en kötü halinde bile daha kötüsünü düşünerek olumlama enerjisini doğaya üfledim. Kuantum enerjisine inanan birisiyim. Bardağın iyi tarafından baktım. Beni ayakta tutan da bu bakış açısıdır. 9 Yaşında ki Onur’a teşekkür ettim. Azmi, cesareti ve mücadeleci olduğu için bugün 30 yaşındaki Onur, özgür ve ne istediğini bilerek yere daha sağlam basabiliyor.

Açıklaması güç. Ben bile kendini çözmüş değilim. Bazen geçmişte yaptığım tasarımlara, resimlere bakıyorum, bana verilen ruhani, ilahi mi? desem, bambaşka bir şey… Aslında hediye edilen bir ismim, ömrüme yansıyan bir ruh var. Dedem Hüseyin Kuruçaylı ben on günlükken, hasta ölüm yatağındayken beni kucağına vermişler kendi adını ve ruhunu bana verdiğine inanıyorum ve o şekilde de hayata veda etti… Allah mekanını cennet etsin, onun adını ve ruhunu taşıyorum, buna inanıyorum ve öyle de olacak dedem gibi dünyanın heryerinde soy adımızı taşıyacağım... En büyük servet ve miras budur.

-Dedeniz nasıl biriymiş?

Onur Kuruçaylı: Çok ağırbaşlı, namı büyük ve gerçekten Osmanlı adamıymış. Çevresindeki herkesi devlet dairelerine yerleştirmiş kendi çocuklarının torpille bir yerlere gelmesine karşı, gözü kara biriymiş. Dedem Hüseyin Kuruçaylı’nın ruhunu, genlerinin tamamını yansıtıyorum.  Çok iyi bir adamım, doğayı, hayvanları, ruhu olan yaratılmış her şey anlamlı, değerli… fakat kötü olmam gereken yerde de çok iyiyimdir(!)

Zor bulunan bir çiçek varmış, onun gibi...

 -Ateş Laleler  olabilir mi?

Onur Kuruçaylı: olabilir. Hatırlayınca söylerim.(!)

-Ateş Laleler; tropikal bir çiçek diye biliyorum, sadece Afrika’da yetişir. yaprakları da çiçekleri de güzel, gayet dekoratif, sarmaşıklardan. Baharda açar, yaz sonuna kadar çiçek verir, bazı ilaçlar için de kullanılsa da köklerine kadar zehirli olduğu belirtiliyor. Ateş Laleler; bakarsan hep güzel, nasıl dokunacağını bilmez, incitirsen zehiri acı verir.  

-Sizi tanıyıp bu köşeye sığdırabilmek çok zor. Kemal Bey’de senarist olduğuna göre, roman gibi hayatınızı, film gibi hikayeniz de gerçek bir karakter olan Hüseyin Onur Kuruçaylı’yı yazsak mı? Çok iyi bir kitap, belki de sinema filmi olurdu.  Ne dersiniz?

Onur Kuruçaylı: Olur. Neden olmasın? Teşekkür ederim.

Sizin içtenliğinize dayanarak belirtmek istiyorum: Babanızı da çok andık. Seyfi Kuruçaylı; siz hayata sağlam adımlarla basın diye fedakar bir baba, öyle hissettim.

Ülkemiz için, sizin gibi bir çok bilgiyi kendinde olgunlaştırmış, üretken,ufku açık, donanımlı genç iş insanları çok değerli sizi tanıdığım ve bu köşeme renk kattığınız için mutluyum. Çok teşekkür ederim.

Işığınız hep yolunuza vursun.

Kudretli güce emanet olun.

H. Onur Kuruçaylı’nın “En Büyük Mezarlar Kalbimde Benim” şarkısının sözleriyle veda ediyorum.

“Kışın ayazında yanan ben oldum

Enkazın altında kalan ben oldum

Artık ne kimseye kızıp, küsüyorum

En büyük mezarlar kalbimde benim.

Verdiğim emekler haram, zehir olsun

Belki beni arar belki de bulursun

Cennetime giren en son sen olursun

En büyük mezarlar kalbimde benim.

Şimdi beni iyi dinle Allah’sız sevdiğim: Ben seni çok sevmiştim, sana yüreğimi vermiştim. Sana çiçeklerden saraylar yapmıştım, sana bu ömrümü vermiştim, Sen bana gülerken ağlamayı öğrettiğin zaman, sen bana yaşarken ölmeyi tatırdığın zaman, sen bana koca dünyayı dar ettiğin zaman..!

işte işte benden sana bu satırlar döküldü sevgilim…

Bu saatten sonra arayıp sormayın

Yıkılsa da dünya içinde durmayın

Kıyametler kopsa büyük konuşmayın

En büyük mezarlar kalbimde benim.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.