<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Güney Haberci - Antalya'nın Bir Numaralı Haber Portalı</title>
    <link>https://www.guneyhaberci.com.tr</link>
    <description>Antalya Haberleri</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/rss/saglik-ve-yasam" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 22 Aug 2026 07:53:18 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/rss/saglik-ve-yasam"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Yemek borusundaki 13 santimetrelik dev kitle kapalı cerrahi yöntemle çıkarıldı]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/yemek-borusundaki-13-santimetrelik-dev-kitle-kapali-cerrahi-yontemle-cikarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/yemek-borusundaki-13-santimetrelik-dev-kitle-kapali-cerrahi-yontemle-cikarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzun zamandır yemek yerken takılma, yutma güçlüğü ve göğüs ağrısı şikâyetleri yaşayan 39 yaşındaki hastanın yemek borusundaki 13 santimetrelik iyi huylu tümör, Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde ilk kez uygulanan özel kapalı cerrahi yöntemle başarıyla çıkarıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -<br />
Alanya'da yaşayan Emrah İlhan, uzun yıllardır devam eden göğüs ağrısı, yemek yerken boğazında takılma hissi ve yutma güçlüğü şikâyetleri nedeniyle, sosyal medyada çıkan haberler üzerine muayene olmak için Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapan Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı'ndan Dr. Öğr. Üyesi Hilmi Keskin'e başvurdu. Yapılan muayene ve tetkikler sonucunda hastanın yemek borusunda iyi huylu tümör tespit edildi. Endoskopi ile tanısı netleştirilen hastaya, rızası alınarak kapalı yöntemle ameliyat planlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Başarılı geçen operasyonun ardından hastanın kontrolünde açıklamalarda bulunan Dr. Öğr. Üyesi Hilmi Keskin, "Hastamıza çok az sayıda sağlık tesisinde uygulanan ve hastanemizde ilk kez gerçekleştirdiğimiz teknikle, hastanın sağ tarafından yaklaşık 4 santimetrelik bir kesiyle girerek 13 santimetrelik kitleyi başarıyla çıkardık. Ameliyat sonrasında hastamızın yemek borusunu birkaç gün dinlendirdik ve bu süreçte damardan beslenmesini sağladık. Kapalı ameliyatlar, hastaların ameliyat sonrası dönemlerini daha konforlu geçirmeleri, estetik açıdan avantaj sağlamaları ve hastanede yatış süresini azaltmaları açısından önemli avantajlar sunuyor. İlçemizde bu tarz ameliyatlar daha önce yapılmadığı için hastalar genellikle başka merkezlere gitmek zorunda kalıyordu. Bu durum hasta ve hasta yakınlarını maddi açıdan da zorluyordu. Üniversite hastanemizde bu tür ameliyatları artık başarıyla gerçekleştirebiliyor olmanın gururunu yaşıyoruz" dedi.</p>

<p><br />
Ameliyatın ardından yeniden rahat nefes alabildiğini ve çok mutlu olduğunu ifade eden Emrah İlhan ise, "Yemek yemek gibi temel ihtiyaçlarımı yaparken sorun yaşıyordum. Şimdi ise tekrar yaşadığımı hissetmeye başladım. Sağlığıma kavuştuğum için çok mutluyum. Hocam ve onun nezdinde emeği geçen tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/yemek-borusundaki-13-santimetrelik-dev-kitle-kapali-cerrahi-yontemle-cikarildi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 16:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/08/a-w769799-01.jpg" type="image/jpeg" length="89058"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer: "Uyku vücudun en kapsamlı biyolojik onarım süreci"]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/uzm-dr-elif-sarionder-gencer-uyku-vucudun-en-kapsamli-biyolojik-onarim-sureci</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/uzm-dr-elif-sarionder-gencer-uyku-vucudun-en-kapsamli-biyolojik-onarim-sureci" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, bilimsel verilerin uykunun vücudun en kapsamlı biyolojik onarım sürecini kapsadığını belirterek, "Yetişkin bir bireyin geceleri 7 ila 9 saat arasında kesintisiz ve kaliteli uyuması, tıbbi bir öneri değil; fizyolojik bir zorunluluktur" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -<br />
<br />
Memorial Antalya Hastanesi Girişimsel Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, yetersiz ve kalitesiz uykunun baş ağrısı, bellek zayıflaması, dikkat dağınıklığı ve kronik yorgunluk gibi belirtilere neden olduğunu belirtti. Toplumda yaygın olan yanılgının aksine uykunun, beynin işlevlerini askıya aldığı pasif bir dinlenme hali olmadığını, bilimsel verilere göre uykunun vücudun en kapsamlı biyolojik onarım sürecini kapsadığını söyledi. Gencer, "Yetişkin bir bireyin geceleri 7 ila 9 saat arasında kesintisiz ve kaliteli uyumasının tıbbi bir öneri değil; fizyolojik bir zorunluluktur. Bilimsel literatür, kronik uyku yetersizliğinin yalnızca yorgunlukla sınırlı kalmayıp pek çok ciddi sağlık sorunuyla doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır" dedi.<br />
<br />
"Uyku tüm organların kendini yenilediği bir dönem"<br />
Uykunun önemi hakkında bilinmesi gerekenleri anlatan Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, "Derin uyku evrelerinde beyin; gün boyu biriken zararlı atık maddeleri; özellikle de Alzheimer hastalığıyla ilişkilendirilen proteinleri özel bir temizlik mekanizması aracılığıyla uzaklaştırır. Öğrenilen bilgiler kalıcı belleğe aktarılır, stres hormonları yeniden dengelenir ve bağışıklık sistemi güçlenir. Kısaca ifade etmek gerekirse: uyku, beynin ve tüm organların kendini yenilediği en kritik dönemdir. Uykusuzluğun neden olduğu rahatsızlıklar arasında kalp-damar hastalıkları riskinde belirgin artış, tip 2 diyabet ve obezite eğilimi, bağışıklık sisteminin zayıflaması, depresyon ve anksiyete bozukluklarının tetiklenmesi, zihinsel işlev kaybının hızlanması ve unutkanlık, trafik kazaları başta olmak üzere dikkat gerektiren alanlarda hata oranının yükselmesine neden olmaktadır" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
Sıcak Havalarda Uyku Kalitesi Neden Düşer?<br />
Sağlıklı bir uyku başlayabilmesi için vücut iç sıcaklığının yaklaşık 1 ila 1,5 derece düşmesi gerektiğinin altını çizen Gencer, "Bu düşüş, beyine "uyku zamanı geldi" sinyalini veren en temel tetikleyicilerden biridir. Ortam sıcaklığı yüksek olduğunda vücut bu ısı düşüşünü gerçekleştiremez; dolayısıyla hem uykuya dalmak güçleşir hem de uyku yüzeysel kalır. Sıcak havalarda yaşanan uyku sorunlarının başlıca nedenleri ise vücut ısısının düşememesi, terleme ve sık uyanma, kalp hızının yükselmesi, gece neminin artması ve geç saatlere uzanan aydınlık gelmektedir. Vücut ısısının düşememesi nedeniyle yüksek ortam sıcaklığı derin uyku evresine geçişi doğrudan engeller. Beyin, vücut ısısı yeterince düşmeden derin uyku moduna geçemez. Gece boyunca aşırı terleme bireyi sık sık uyandırır; uyku bütünlüğünü bozarak sabah yorgun uyanılmasına zemin hazırlar. Sıcaklık arttıkça kalp, vücudu soğutmak için daha hızlı çalışır. Bu fizyolojik uyarılma hâli, sinir sisteminin dinlenme moduna geçişini geciktirir. Yüksek nem oranı terlemenin buharlaşmasını engeller ve vücudun kendini soğutma kapasitesini daha da kısıtlar. Yaz aylarında günün uzaması, akşam saatlerinde güneş ışığına maruziyeti artırır. Bu durum melatonin salgısını geciktirir ve uyku başlangıç saatini olumsuz etkiler" şeklinde konuştu.<br />
<br />
Sağlıklı uyku için öneriler<br />
Sıcak havalarda uyku kalitesini korumak için önerilerde bulunan Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, "Yatmadan 1 ila 2 saat önce odayı havalandırın. Klima kullanılıyorsa 18-20 derece arasında ayarlanmalı; doğrudan üzerinize üflemeyecek şekilde konumlandırılmalıdır. Sıcak havalarda soğuk duş cazip gelse de ılık duş tercih edilmelidir. Ilık su, vücut yüzey sıcaklığını düşürerek iç ısının azalmasına katkı sağlar ve uykuya geçişi kolaylaştırır. Pamuklu, keten veya bambu içerikli çarşaf ve yastık kılıfları ısıyı hapsetmez, nem yönetimini destekler. Sentetik malzemeler terlemeyi artırarak, uyku konforunu bozar. Sıcak havalarda yeterli sıvı tüketimi zorunludur. Bununla birlikte yatmadan 1-2 saat önce aşırı sıvı alımından kaçınılması, gece tuvalete kalkma ihtiyacını azaltarak uyku sürekliliğini korur. Sindirim süreci vücut ısısını yükseltir; sıcak havalarda bu etki çok daha belirgin hissedilir. Yatmadan en az 2-3 saat önce hafif ve sindirimi kolay besinler tercih edilmelidir. Yatmadan 2-3 saat öncesine kadar yapılan yoğun fiziksel aktivite hem vücut ısısını hem de kortizol düzeyini yükselterek uykuya geçişi geciktirir. Yaz aylarının uzayan aydınlığına karşı kalın perde veya karartma perdesi kullanın. Işık maruziyetinin azaltılması, melatonin salgısının zamanında başlamasını destekler" dedi.<br />
<br />
Mutlaka doktora başvurun<br />
Vatandaşların uykuya dalma veya uyku bozukluğu gibi durumlardan sağlık kuruluşun başvurmaları gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer "Haftada üç veya daha fazla gece uykuya dalma ya da uykuyu sürdürme güçlüğü, yeterli süre uyunmasına rağmen gündüzleri aşırı uyku hali ve işlevsellikte azalma, uyku sırasında horlama veya nefes durması şikayeti, bacaklarda huzursuzluk ve hareket ettirme isteğiyle belirgin rahatsızlık, uyku sorunlarına eşlik eden depresyon, yoğun kaygı veya ruh hali değişiklikleri gibi durumlarda mutlaka sağlık kuruluşuna başvurun. Bu belirtiler, altta yatan ve tıbbi müdahale gerektiren bir uyku bozukluğuna işaret ediyor olabilir" şeklinde konuştu.</p>

<p><img height="1706" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/08/a-w768385-01.jpg" width="2560" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/uzm-dr-elif-sarionder-gencer-uyku-vucudun-en-kapsamli-biyolojik-onarim-sureci</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 12:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/08/5438947.jpg" type="image/jpeg" length="62251"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[21 yaşında hayata veda etti!]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/21-yasinda-hayata-veda-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/21-yasinda-hayata-veda-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da geçirdiği motosiklet kazasının ardından beyin ölümü gerçekleşen 21 yaşındaki gencin ailesi, genç yaşta kaybettikleri evlatlarının organlarını bağışlama kararı aldı. Duman'ın kalbi, karaciğeri, 2 böbreği, pankreası ve 2 korneası, organ nakli bekleyen 7 hastaya umut olacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Begüm Aksoy<br />
ANTALYA (İHA) -<br />
Antalya'da motosiklet kazası sonucu ağır yaralanan ve kaldırıldığı hastanede beyin ölümü gerçekleşen 21 yaşındaki Baran Duman'ın ailesi, genç yaşta kaybettikleri evlatlarının organlarını bağışladı. Duman'ın bağışlanan kalbi, karaciğeri, 2 böbreği, pankreası ve 2 korneası, organ nakli bekleyen 7 hastaya nakledilecek.<br />
Edinilen bilgiye göre, 3 Ağustos 2026 tarihinde geçirdiği motosiklet kazasının ardından Antalya Şehir Hastanesine kaldırılan Baran Duman, tedavi altına alındı. Yapılan tüm müdahalelere rağmen Duman'ın 12 Ağustos'ta beyin ölümünün gerçekleştiği tespit edildi. Hastanenin Organ ve Doku Nakli Koordinatörlüğü tarafından aileyle yapılan görüşmelerin ardından Duman'ın yakınları, 13 Ağustos'ta organ bağışına onay verdi.<br />
<br />
"Başka insanlara umut olmak istediler"<br />
Antalya Şehir Hastanesi Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Hakkı Ergüden, ailenin insanlık örneği gösterdiğine vurgu yaparak, "3 Ağustos 2026 tarihinde, 21 yaşındaki Baran Duman isimli hastamız motosiklet kazası sonucu hastanemize getirildi. Yapılan tetkiklerin ardından 12 Ağustos'ta beyin ölümünün gerçekleştiği tespit edildi. Aileyle yapılan görüşmeler sonucunda yakınları, 13 Ağustos'ta büyük bir insanlık örneği göstererek Baran'ın organlarının bağışlanmasını kabul etti. Bu durumlar aileler için oldukça zor. En acılı dönemlerinde evlatlarının organlarını bağışlayarak başka insanlara umut olmak istediler. Hastanemiz, organları alacak hastalar ve onların aileleri adına kendilerine teşekkür ediyorum" dedi.<br />
<br />
Organları 7 hastaya nakledilecek<br />
Organ bağışının önemine dikkati çeken Ergüden, "Ülkemizde her gün organ bekleyen çok sayıda hasta hayatını kaybediyor. Organ bağışı yalnızca beyin ölümü gerçekleşen hastalardan yapılabildiği için bunu çok onurlu bir görev olarak görüyoruz. Baran'ın bağışlanan organları 7 hastaya umut olacak ve onların hayata tutunmasını sağlayacak. Belki de bu hastalar uzun yıllar sağlıklı ve güzel bir hayat yaşayacak. Bizim de en büyük temennimiz bu. Ailenin gösterdiği özveri gerçekten takdire şayan. Bu davranışın diğer ailelere de örnek olmasını ve ülkemizdeki organ bağışı oranının artmasını temenni ediyoruz" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
"En acılı anınızda karar vermek zorundasınız"<br />
Toplumdaki organ bağışı bilincinin artması gerektiğini de belirten Ergüden, sözlerini şöyle sürdürdü: "Toplumumuzun bu konudaki bilincinin ve duyarlılığının artmasını istiyoruz. Herkesin, bir gün kendisinin veya bir yakınının da organ nakline ihtiyaç duyabileceğini düşünerek hareket etmesi gerekiyor. Bu süreçler kolay değil. En yakınınızı kaybediyorsunuz ve en acılı anınızda, çok kısa süre içerisinde böyle bir karar vermek zorunda kalıyorsunuz. Ancak bir gün biz de bu organlara ihtiyaç duyabiliriz. Ülke genelinde organ bağışı oranlarının artmasını ve nakil listelerinde bekleyen hastaların bir an önce sağlığına kavuşmasını temenni ediyoruz. Çünkü onların her biri, gelecek bir telefonla yeniden hayata tutunmanın umudunu taşıyor."</p>

<p><img height="3072" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/08/a-w767292-02.jpg" width="4608" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/21-yasinda-hayata-veda-etti</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 11:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/08/f066bb83-99c9-4d8f-9fbc-82d77de134c7.png" type="image/jpeg" length="30060"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karaciğer yağlanması hakkında doğru bilinen 10 yanlış]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/karaciger-yaglanmasi-hakkinda-dogru-bilinen-10-yanlis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/karaciger-yaglanmasi-hakkinda-dogru-bilinen-10-yanlis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karaciğer yağlanması, uzun yıllar herhangi bir belirti göstermeden ilerleyebilen ve fark edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen hastalıkların başında geldiğini belirten uzmanlar, obezite, tip 2 diyabet ve hareketsiz yaşam tarzının yaygınlaşmasıyla birlikte görülme sıklığı artan karaciğer yağlanması, ilerleyen dönemlerde karaciğer iltihabı, fibrozis ve siroz gibi ciddi tablolara neden olabileceğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -<br />
Karaciğer yağlanmasının etkileri yalnızca karaciğerle sınırlı kalmazken, hastalık kalp-damar hastalıkları, insülin direnci ve tip 2 diyabet gibi metabolik sorunlarla da yakından ilişkili bulunuyor. Hastalığın erken dönemde çoğunlukla belirti vermemesi nedeniyle kişilerin şikayet ortaya çıkmasını beklemeden sağlık kontrollerini yaptırması önem taşıyor. Sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve kilo kontrolü ise hastalığın önlenmesi ve kontrol altına alınmasında önemli rol oynuyor. Memorial Antalya Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü'nden Prof. Dr. Bülent Yıldırım, karaciğer yağlanmasıyla ilgili toplumda doğru bilinen yanlışları ve hastalığın tedavisinde dikkat edilmesi gereken noktaları anlattı.<br />
<br />
"Karaciğer yağlanması önemsiz bir hastalık değil"<br />
Hastalığın hafife alınmaması gerektiğini vurgulayan Yıldırım, "Karaciğer sessiz çalışan ama hayati öneme sahip bir organdır. Karaciğer yağlanması toplumda sık görülen önemli bir hastalıktır. Belirti vermeye başladığında geç kalınmış olunabilir. Bu nedenle belirtileri beklemeden sağlıklı beslenmek, hareketli bir yaşam benimsemek ve düzenli sağlık kontrollerini yaptırmak önemlidir" dedi.<br />
<br />
Karaciğer yağlanmasında doğru bilinen 10 yanlış<br />
Karaciğer yağlanmasına hakkında doğru bilinen 10 yanlışı sıralayan Yıldırım, "Alkol kullanmıyorum, karaciğerim yağlanmaz. Karaciğer yağlanmasının en sık nedeni artık alkol değil, fazla kilo, şeker hastalığı ve hareketsiz yaşamdır. Karaciğer yağlanması önemli bir hastalık değildir. Basit gibi görünen karaciğer yağlanması yıllar içinde önemli iltihap ve ardından siroz gelişimine neden olabilir. Hiçbir şikayet yok, karaciğerim kesin sağlıklıdır. Karaciğer yağlanması çoğu zaman hiçbir belirti vermez. Bu nedenle yaşa uygun düzenli sağlık kontrolleri çok önemlidir. Kan tahlillerim normalse karaciğerimde yağlanma olmaz. Kanda bakılan karaciğer testleri normal olsa bile yağlanma, hatta ilerlemiş, sertleşmeye başlamış karaciğer hastalığı, yani siroz gelişmiş olabilir. Sadece kilolu kişilerde görülebilir. Normal kilolu kişilerde de karaciğer yağlanması gelişebilir. Özellikle bel çevresi geniş olanlar ve şeker hastalığı bulunanlar risk altındadır. Karaciğer yağlanmasının ilacı vardır. Bazı hastalarda ilaç tedavisi gerekse de en etkili tedavi sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve kilo vermedir. Bitkisel ürünler karaciğeri temizler. Bilimsel olarak kanıtlanmamış ürünler faydadan çok zarar verebilir. Bazı bitkisel ürünler karaciğere zarar vererek kan değerlerini yükseltebilir, hastane yatışı gerekebilir. Sadece kilo vermek işe yaramaz. Vücut ağırlığının yüzde 5-10’unun verilmesi bile karaciğer yağlanmasını ve iltihabı önemli ölçüde azaltır, tedavinin en önemli parçasıdır. Karaciğer yağlanması sadece karaciğeri etkiler. Bu hastalık aynı zamanda kalp krizi, felç, böbrek hastalığı ve tip 2 şeker hastalığı riskini arttırır. Karaciğer kendini yenilemez. Erken dönemde alınan tedbirlerle, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ile karaciğer büyük ölçüde toparlanabilir. Bu nedenle erken tanı çok önemlidir" şekline konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img class="" height="1706" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/08/a-w762648-01.jpg" width="2560" /></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/karaciger-yaglanmasi-hakkinda-dogru-bilinen-10-yanlis</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 13:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/08/28e3202f-5086-4eb9-a30a-24e49e5e87dc.png" type="image/jpeg" length="19233"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rahim ağzı kanseri cerrahisinde yeni dönem]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/rahim-agzi-kanseri-cerrahisinde-yeni-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/rahim-agzi-kanseri-cerrahisinde-yeni-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Evrim Erdemoğlu, günümüzde büyük oranda önlenebilen nadir kanser türlerinden biri olan Rahim ağzı (serviks) kanserinin Hastalığın tedavisinde güncel tıp çalışmalarına dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><br />
<br />
ANTALYA (İHA) - Erdemoğlu, geçmiş yıllarda erken evredeki her hastaya rahmin ve çevre dokuların tamamen alındığı çok geniş ameliyatlar uygulandığını belirterek; "Oysa güncel tıp çalışmaları, tümör boyutu 2 santimetreden küçük ve düşük riskli olan hastalarda çok daha basit ameliyatların da aynı derecede güvenli olduğunu gösteriyor. Üstelik bu sayede hastalar, ameliyat sonrasında idrar tutma veya kaçırma gibi sıkıntılı süreçleri çok daha az yaşıyor. Hatta çok erken yakalanan bazı vakalarda, sadece rahim ağzından küçük, koni şeklinde bir dokunun çıkarılması (konizasyon işlemi) bile tedavi için yeterli olabiliyor" dedi.<br />
Rahim ağzı (serviks) kanserinin cerrahi tedavisinde son on yılda tıp dünyasında devrim niteliğinde adımlar atılıldığını , artık her hastaya en ağır ameliyatı yapmak yerine, "kişiye özel ve sadece gerektiği kadar" müdahale etme dönemi başladığını söyleyen Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Evrim Erdemoğlu rahim ağzı kanseri cerrahisindeki bu yeni ve hayat kurtaran yöntemler hakkında bilgi verdi.<br />
<br />
Önce korunma, sonra erken tanı<br />
Kanserden korunma süreci önce virüsten kaçınmakla, ardından da düzenli kontrollerle sağlandığına dikkat çeken Prof. Dr. Evrim Erdemoğlu, bu korunmanın en önemli iki adımını HPV aşısı ve tarama testleri oluşturduğunu söyledi. Prof. Dr. Erdemoğlu, " Aşı, ilk cinsel ilişkiden önce (9-14 yaşlarında) yapıldığında en yüksek korumayı sağlıyor. Ancak virüs bulaşmış ya da hücre değişimi tedavisi görmüş kişilerde bile, hastalığın tekrarlama riskini azalttığı için ileri yaşlarda da büyük fayda getiriyor. Tarama süreci ise smear (Pap) ve HPV testleri ile kolayca yapılabiliyor. Rahim ağzı kanseri erken evrelerde neredeyse hiç belirti vermediği için bu testleri düzenli yaptırmak hayati önem taşıyor. Hastalık ilerleyip belirti gösterdiğinde ise en sık karşılaşılan durum, adet dönemleri dışındaki veya cinsel ilişki sonrasındaki anormal kanamalar olarak karşımıza çıkıyor. Bu tür şikayetleri olan hastaların hiç vakit kaybetmeden bir jinekoloji uzmanına başvurması büyük önem taşıyor" diye konuştu.<br />
<br />
Gereksiz büyük ameliyatlardan kaçınılıyor<br />
Geçmiş yıllarda erken evredeki her hastaya rahmin ve çevre dokuların tamamen alındığı çok geniş ameliyatlar uygulandığını, güncel tıp çalışmalarının, tümör boyutu 2 santimetreden küçük ve düşük riskli olan hastalarda çok daha basit ameliyatların da aynı derecede güvenli olduğunu gösterdiğini kaydeden Prof. Dr. Erdemoğlu, üstelik bu sayede hastaların, ameliyat sonrasında idrar tutma veya kaçırma gibi sıkıntılı süreçleri çok daha az yaşadığını, hatta çok erken yakalanan bazı vakalarda, sadece rahim ağzından küçük, koni şeklinde bir dokunun çıkarılmasının (konizasyon işlemi) bile tedavi için yeterli olabildiğini kaydetti.<br />
<br />
Anne olma şansı korunabiliyor<br />
Çocuk sahibi olmak isteyen genç hastalarda rahmi koruyan cerrahi seçeneklerin ön plana çıktığı bilgisini paylaşan Prof. Dr. Evrim Erdemoğlu, tümörün küçük olması ve kanserin lenf bezlerine sıçramaması durumunda, sadece rahim ağzının alınması gibi yöntemlerle rahmin gövdesi korunabildiğini hatırlattı. Erdemoğlu şöyle devam etti: " Deneyimli merkezlerde uygulanan bu yöntemle hastalar hem kanserden kurtuluyor hem de sonrasında anne olabiliyor. Rahim tamamen alınmak zorunda kalınan durumlarda, kemoterapi veya ışın tedavisinden önce yumurta ya da embriyo dondurulabiliyor, yumurtalıklar ışın alanının dışına taşınabiliyor. Bu nedenle üreme çağındaki her hastaya, hastalığın evresi ne olursa olsun tedaviden önce mutlaka doğurganlık danışmanlığı veriliyor. Eskiden ameliyatlarda leğen kemiği içindeki tüm lenf bezleri temizleniyordu. Ancak bu durum hastalarda yaşam boyu süren, bacaklarda aşırı şişme (lenfödem) problemine yol açıyordu. Bugün ise kanserin ilk uğrayacağı "nöbetçi" lenf bezi özel bir boyayla işaretlenip cerrahi sırasında inceleniyor. Eğer bu nöbetçi bez temiz çıkarsa diğer bezlere hiç dokunulmuyor. Bu yöntem hastayı kanserden korurken, ameliyat sonrası hayat kalitesini de en üst düzeyde tutuyor"<br />
<br />
Günümüzde rahim ağzı kanseri cerrahisinin artık daha küçük, daha akıllı ve tamamen kişiye özel hale geldiğini kaydeden ve tedavinin mutlaka farklı uzmanlık alanlarının bir arada çalıştığı, deneyimli merkezlerde planlanmasının ve "tümör kurulu" kararıyla yürütülmesi başarı şansını ciddi oranda artırdığını söyleyen Erdemoğlu, doğru hastaya uygulanan doğru ameliyatın, hem kanseri tamamen geride bırakmayı hem de hayata ve annelik hayallerine kaldığı yerden devam etmeyi mümkün hale getirdiğini sözlerine ekledi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/rahim-agzi-kanseri-cerrahisinde-yeni-donem</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 11:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/08/a-w759115-01.jpg" type="image/jpeg" length="53743"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[8 yaşındaki Kırgızistanlı Akhmarcan'a Antalya'da şifa]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/8-yasindaki-kirgizistanli-akhmarcana-antalyada-sifa</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/8-yasindaki-kirgizistanli-akhmarcana-antalyada-sifa" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırgızistan'da yaşayan 8 yaşındaki Akhmarcan Nursultanova, 4 yaşından bu yana mücadele ettiği ve erkek kardeşini de kaybettiği pulmoner arteriovenöz malformasyon hastalığından Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde gerçekleştirilen başarılı girişimsel tedaviyle kurtuldu. Sağlığına kavuşan küçük Akhmarcan, ülkesine döndüğünde yaşıtları gibi koşup oynamayı, büyüdüğünde ise doktor olmayı hayal ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mehmet Salih Eser<br />
ANTALYA (İHA) -<br />
Kırgızistan'da 4 yaşından bu yana pulmoner arteriovenöz malformasyon hastalığı ile mücadele eden 8 yaşındaki Akhmarcan Nursultanova, erkek kardeşini de aynı hastalıktan kaybetti. Küçük kız, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde gerçekleştirilen başarılı tedaviyle sağlığına kavuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fırat Kardelen ve ekibi tarafından gerçekleştirilen operasyonla küçük kızın akciğerinde kısa devre oluşturan anormal damar yapıları anjiyografi yöntemiyle kapatıldı. Başarılı operasyonun ardından sağlık durumu düzelen Akhmarcan'ın oksijen seviyeleri normale yaklaşırken, küçük kızın en büyük hayali ülkesine döndüğünde arkadaşlarıyla özgürce koşup oynayabilmek.</p>

<p><img height="961" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-30-092215-12.png" width="1471" /></p>

<p><strong>Çok ender görülen bir vaka</strong><br />
Prof. Dr. Kardelen, pulmoner arteriovenöz malformasyonun oldukça nadir görülen doğumsal bir damar hastalığı olduğunu belirterek, hastalığın akciğerlerde oksijenlenmesi gereken kanın anormal damar bağlantıları nedeniyle temizlenmeden yeniden dolaşıma katılmasına yol açtığını söyledi. Prof. Dr. Kardelen, "Vakamız çok ender görülen bir hasta. Doğumsal kalp hastalıklarını yüzde 1 oranında biz görüyoruz. Bu, onların arasında çok çok nadir olarak gördüğümüz bir doğumsal kalp hastalığı.</p>

<p>Daha çok bizim karşılaştığımız kalp delikleri, kapak problemleridir ama bu hastamızda çok özel bir şekilde akciğere giden damar yatağında bir yumak şeklinde bir oluşum var. Sağ alt kısmında akciğere giden kirli kan ya da az oksijenli olan kan, akciğerlerde temizlenmek üzere giderken bir kısa yolla geriye dönüyor ve kalbin sol tarafına ulaşıyor.</p>

<p>Oradan da sistemik dolaşım dediğimiz dolaşıma geçtiğinde çocuğun oksijen düzeylerinde düşmeye neden oluyor. Normalde 70 satürasyonla akciğerlere giden kan, 95-100 satürasyonla gelip vücuda o şekilde gitmesi gerekirken, o 70 satürasyonlu kan kısa bir devreyle tekrar sol taraftan kalbin içinden vücuda geçtiği için hastamızda düşük oksijen düzeyi ile karşılaşıyoruz.</p>

<p>Yaklaşık 3 yıldır hastamız bu şekilde dolaşıyordu. İlk tetkiklerimizi yaptıktan sonra tomografi çekerek radyoloji bölümünün desteğiyle hastamıza tanı koyduk. Daha sonrasında da anjiyografi yaparak hastanın o anormal damar yatağında kısa döngü yapan damar yatağını özel 'tıkaç' dediğimiz bir sistemle tıkayarak sağlığına kavuşturmayı amaçladık ve çok güzel, başarılı bir işlem oldu" dedi.</p>

<p><img height="939" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-29-145751-17.png" width="1456" /><br />
<br />
<strong>"5 tane cihaz koyarak ancak o anormal damar yatağını kapatmayı başarabildik"</strong><br />
Hastaya 5 cihaz koyarak anormal damar yatağını kapattıklarını belirten Prof. Dr. Kardelen, "Bu hastalarda bazen birden fazla damar yatağında problemle karşılaşıyoruz. Bu hastamızda 5 tane cihaz koyarak ancak o anormal damar yatağını kapatmayı başarabildik. İlerisi için de takibe devam edeceğiz.</p>

<p>Bazı hastalarımızda yeniden bu damar oluşumları tekrar devam edip, ileride de sorun oluşturabiliyor. O nedenle takiplerine devam edip, ilerideki kontrollerine göre belki daha fazla girişim de gerekebilen özel bir durum bu. Tedavi edilmezse zaten hastamızda daha önce de karşılaştığı bir problem var, az oksijenli kan vücuda gittiği gibi pıhtılaşmaya yatkınlık olabildiği için beyne, tüm vücuda pıhtı atma ihtimali var.</p>

<p>Bu problem nedeniyle beyinde apse dediğimiz özel enfeksiyonların olma ihtimali var. Diğer yandan hemoglobin düzeyi, hastamızın kan düzeyi çok yüksekti. Az oksijenli olduğu için kan düzeyini artırması gerekiyor. Buna bağlı problemler olabiliyor, diğer organlarda problemler olabiliyor" diye konuştu.</p>

<p>Hastanın özel bir durumu olduğuna da değinen Prof. Dr. Kardelen, "Bir de hastamızın özel bir durumu var. Genellikle bu problem genetik özelliği olan bir durum ama hastamızda genetik bir özellik şu ana kadar tespit edemedik. İkincil nedenler olabiliyor. Hastamızda çok daha nadir olan, nedenini bilmediğimiz, kendiliğinden bu damar yatağının anormal bir çoğalması şeklinde bir durum söz konusu.</p>

<p>Tedavi edilmezse de ileride çok daha ağır komplikasyonlarla maalesef olumsuz sonuçlar yaşayabilir. Bu işi bir ekip olarak yürütüyoruz. Tüm ekip arkadaşlarıma da ben teşekkür ediyorum. Anesteziyolojideki arkadaşlar, girişimsel radyolojideki arkadaşlar ve kendi ekibimdeki tüm arkadaşlarla birlikte bu işlemi gerçekleştirdik. Hepsine teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>Haziran ayında felç geçirmiş</strong><br />
Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Filiz Ekici, "Aslında öyküsü oldukça dramatikti. Haziran ayı içerisinde bir felç olayı geçirmişti ve bu durum tabii ki yapısal damarsal anomalisiyle de yakın ilişkiliydi. Bizim ilk gördüğümüzde belirgin morarması, çomak parmak dediğimiz bayağı dramatik bir kalp hastalığını zaten bize telkin ediyordu.</p>

<p>Ekosu normal olmasına rağmen tabii ileri testler gerekiyor. BT anjiyo ile bu pulmoner arteriyovenöz malformasyon teşhisi teyit edildi. Bu anomali çok nadir, ben meslek hayatımda 10 yılda bir falan görebildiğim nadir bir durum. Hastamız çok şükür uygulanan tedavilerle, yapılan anjiyoda kapatma işlemiyle güzel bir sonuç elde ettik. Takiplerine de mutlaka devam edeceğiz. Bundan sonra da bir süre daha antibiyotik ve ağızdan bazı ilaçlar kullanması gerekecek ve düzenli kontrollere gelecek. Çok şükür sağlığına kavuştuğunu söyleyebiliriz.</p>

<p>Teşhis konmadığında da Allah korusun kötü sonuçlar olabilecek, sekel, özür, sakatlık bırakabilecek ciddi bir damarsal sorun. Tedavisi de hasta için en zararsız, en rahatsız etmeyen, cerrahi olmayan bir işlem olan anjiyografi ile öncelikle yürütülüyor" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>"Hastamız bize geldiğinde kandaki oksijen düzeyi yüzde 70'ti"</strong><br />
Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlker Aycan ise, "Hastamız bize geldiğinde kandaki oksijen düzeyi yüzde 70'ti. Bu normalde hayatla uyuşmayan bir durum. Normal bir insanda bu değerleri görsek hayatını kaybedebileceği, hatta ciddi beyin hasarı olabilecek bir durum.</p>

<p>Anestezi açısından en önemli risk, bu hastanın geliştirdiği toleransı bozmamak, ona yönelik ilaçlar uygulamak. En ufak bir değişiklikte hastada kan basıncı düşmesi, bu dediğimiz hipoksik durumun daha da kötüleşmesi ve hayat kaybı riski olabilecek bir anestezi yöntemi uygulamamamız gerekiyordu.</p>

<p>Bunun için biz bu hastaya uygun anestezi yöntemi seçerek, kan basıncı değerlerini koruduk. En ufak bir pıhtı oluşumunu, hava kabarcığının beyne gitmesini önlememiz gerekiyor. Bunun için hastayı çok yakından takip ettik ve başarılı bir şekilde işlemi gerçekleştirdik" şeklinde konuştu.<br />
<br />
<strong>Kardeşini de bu hastalıktan kaybetti</strong><br />
Akhmarcan Nursultanova'nın Antalya'da yaşayan akrabası Venera Ateş, "4 yaşından bu yana sorun yaşıyormuş. Ondan buraya davet ettik, sağ olsunlar sorunu buldular. Umutları olmadan gelmişlerdi. Bir umut olarak burayı görmek istedik. 4 yaşından bugüne kadar çok sorun yaşamış, felç bile geçirmiş. Küçük kardeşini bu hastalıktan dolayı kaybettiler ameliyat esnasında.</p>

<p>O yüzden çok korkuyla gelmişlerdi. Şu anda sağ olsun doktorlarımızdan Allah razı olsun, gerçekten de çok iyi, başarılı doktorlarımız var Akdeniz Üniversitesi'nde. Yardımcı oldular. Kırgızistan'a gittiğinde koşup oynamak, doktor olmak istiyor" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/8-yasindaki-kirgizistanli-akhmarcana-antalyada-sifa</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 11:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-30-105344-4.png" type="image/jpeg" length="90518"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alanya EAH'den sağlıkta bir ilk!]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/alanya-eahden-saglikta-bir-ilk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/alanya-eahden-saglikta-bir-ilk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yemek borusu kanseri tanısı konulan 46 yaşındaki Sevim Tiryaki, hastanede ilk kez kapalı yöntemle gerçekleştirilen ameliyatla sağlığına kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -<br />
Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, sağlık hizmetlerine bir yenisini daha ekledi. Yemek borusu (özefagus) kanseri tanısı konulan 46 yaşındaki Sevim Tiryaki, hastanede ilk kez kapalı yöntemle gerçekleştirilen başarılı ameliyat sayesinde sağlığına kavuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yutma güçlüğü ve yemek yerken takılma hissi şikâyetleriyle Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapan Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Hilmi Keskin'e başvuran Tiryaki'ye yapılan tetkiklerde yemek borusu kanseri tanısı konuldu. Başarılı bir operasyonla hastanın yemek borusundaki kanserli kısımlar çıkarılarak, midesinden yeni bir yemek borusu oluşturuldu.</p>

<p><img height="936" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-30-092215-10.png" width="1461" /><br />
<br />
<strong>"Türkiye'de az sayıda merkezde gerçekleştirilen bir operasyon"</strong><br />
Kapalı yöntem cerrahisindeki deneyimi ve başarılı operasyonlarıyla tanınan Dr. Öğr. Üyesi Hilmi Keskin, ameliyat hakkında bilgi verdi. Keskin, "Hastamız bize özefagus, yani yemek borusu kanseri tanısıyla başvurdu. İlk değerlendirmede çekilen PET-CT görüntülerinde hastamızın ameliyat için uygun olduğunu belirledik. Cerrahi öncesinde tümörün küçültülmesine yönelik neoadjuvan kemoradyoterapi tedavisi planlandı. Tedavisini başarıyla tamamlayan hastamızı ameliyata aldık.</p>

<p>Yemek borusu ameliyatları, Türkiye'de sınırlı sayıda merkezde gerçekleştirilebilen, yönetimi oldukça zor ve ileri cerrahi deneyim gerektiren operasyonlardır. Bu ameliyatta kanserli yemek borusu çıkarıldıktan sonra mideden yeni bir yemek borusu oluşturuluyor ve ağız tarafında kalan yemek borusu ile mide birleştirilerek sindirim sistemi yeniden yapılandırılıyor.</p>

<p><img height="918" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-29-145751-16.png" width="1470" /></p>

<p>Hem karın hem de göğüs bölgesinden gerçekleştirilen bu büyük ameliyatı, anestezi ekibimiz ve tüm ameliyathane ekibimizle uyum içerisinde başarıyla tamamladık. Yemek borusu kanserlerinde karın ve göğüs bölgesinden kapalı yöntemle (laparoskopik ve videotorakoskopik) gerçekleştirilen cerrahiler, hastaların iyileşme sürecini hızlandırırken, ameliyat sonrası gelişebilecek birçok komplikasyonun da en aza indirilmesine katkı sağlamaktadır" diye konuştu.</p>

<p>Başarılı operasyonun ardından sağlığına kavuşan Sevim Tiryaki ise, "Zoru başardık, hastalığımı yendim. Başta doktorum olmak üzere emeği geçen tüm sağlık çalışanlarına sonsuz teşekkür ediyorum. Hayatımı hekimime borçluyum" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/alanya-eahden-saglikta-bir-ilk</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 11:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-30-105344-2.png" type="image/jpeg" length="74386"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz ishalleri küçük çocuklarda ciddi sıvı kaybına yol açabiliyor!]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/yaz-ishalleri-kucuk-cocuklarda-ciddi-sivi-kaybina-yol-acabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/yaz-ishalleri-kucuk-cocuklarda-ciddi-sivi-kaybina-yol-acabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan hava sıcaklıkları, hijyen şartlarındaki yetersizlikler ve havuz kullanımının yaygınlaşması çocuklarda ishal vakalarını artırabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) - Özellikle 5 yaş altındaki çocuklarda sıvı kaybının çok kısa sürede ciddi boyutlara ulaşabileceğine dikkat çeken Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nimet Karataş Torun, "Yaz ishalleri çoğu zaman uygun sıvı desteği ve doğru beslenmeyle düzeliyor. Ancak küçük çocuklarda gelişen sıvı kaybı hızla ağırlaşabileceği için ailelerin belirtileri erken fark etmesi ve vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurması büyük önem taşıyor" dedi.</p>

<p>Yaz ishallerinin en sık nedeninin virüsler olduğunu kaydeden Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nimet Karataş Torun, bakteriler ve parazitlerin de ishale yol açabileceğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle iyi yıkanmamış meyve ve sebzeler, yeterince pişirilmemiş et ürünleri, uygun şartlarda saklanmayan süt ve süt ürünleri, kirli içme suları ile hijyenik olmayan havuzların enfeksiyon riskini artırdığını ifade eden Uzm. Dr. Torun, çocukların ellerini ağızlarına götürmesi, ortak oyuncak kullanımı ve el hijyenine yeterince dikkat edilmemesinin de mikropların kolay yayılmasına neden olduğunu belirtti.<br />
<br />
<strong>"Sıvı kaybı belirtileri ihmal edilmemeli"</strong><br />
İshalin yalnızca sık ve sulu dışkılama olmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Torun, "Bulantı, kusma, ateş, karın ağrısı, halsizlik ve iştahsızlık tabloya eşlik edebilir. Ancak çocuklarda en büyük risk sıvı ve mineral kaybıdır. Ağız ve dudaklarda kuruluk, gözyaşının azalması, idrar miktarında azalma, gözlerde çöküklük, halsizlik ve bebeklerde bıngıldağın çökmesi gibi belirtiler görüldüğünde zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>"Antibiyotik her ishalde kullanılmamalı"</strong><br />
İshal tedavisinde önceliğin kaybedilen sıvının yerine konması olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Torun, oral rehidratasyon solüsyonlarının (ORS) bu süreçte önemli bir yere sahip olduğunu belirtti. Anne sütü alan bebeklerde emzirmenin kesilmemesi gerektiğine değinen Uzm. Dr. Torun, daha büyük çocuklarda ise yoğurt, çorba, pirinç, patates, muz ve makarna gibi kolay sindirilebilen besinlerin tercih edilmesini önerdi.</p>

<p>Ailelerin en sık yaptığı hatalardan birinin gereksiz antibiyotik kullanımı olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Torun, "Çocukluk çağı ishallerinin büyük bölümü virüs kaynaklıdır ve antibiyotiklerin bu hastalarda faydası yoktur. Gereksiz antibiyotik kullanımı bağırsak florasını bozabilir ve antibiyotik direncine neden olabilir. Antibiyotik yalnızca hekim önerisiyle kullanılmalıdır. Uygun probiyotik desteği ise bağırsak florasının dengelenmesine katkı sağlayabilir" dedi.<br />
<br />
<strong>"Hijyen kuralları hastalıktan korunmada büyük önem taşıyor"</strong><br />
Yaz ishallerinden korunmanın en etkili yolunun hijyen kurallarına uymak olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Torun, "Yemeklerden önce ve tuvalet sonrası eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı, meyve ve sebzeler bol suyla iyice temizlenmeli, et ve yumurta iyi pişirilmeli, güvenilir içme suyu tercih edilmeli ve açıkta satılan gıdalardan mümkün olduğunca uzak durulmalıdır. Gıdaların sıcak havalarda uygun şartlarda muhafaza edilmesi ve havuzların hijyen kurallarına uygun olması da enfeksiyon riskini azaltmada büyük önem taşımaktadır" açıklamasında bulundu.<br />
<br />
<strong>"Bu belirtilerde vakit kaybetmeyin"</strong><br />
Özellikle 6 aydan küçük bebeklerde gelişen ishalin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Torun, "Sürekli kusma nedeniyle sıvı alamama, kanlı dışkılama, 39 derecenin üzerinde ateş, şiddetli karın ağrısı, belirgin sıvı kaybı, uzun süre idrar yapamama, aşırı halsizlik ve üç ila beş günden uzun süren ishal durumlarında mutlaka vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>"Erken müdahale ciddi komplikasyonları önlüyor"</strong><br />
Yaz ishallerinin çoğu zaman doğru sıvı desteği ve uygun beslenmeyle kısa sürede düzeldiğini belirten Uzm. Dr. Torun, "Aileler çocuklarının sıvı tüketimine özen göstermeli, hijyen kurallarını ihmal etmemeli ve gereksiz ilaç kullanımından kaçınmalıdır. Erken müdahale, özellikle küçük çocuklarda gelişebilecek ciddi komplikasyonların önlenmesinde en önemli adımdır" diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/yaz-ishalleri-kucuk-cocuklarda-ciddi-sivi-kaybina-yol-acabiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 11:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-29-105013-5.png" type="image/jpeg" length="29065"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doktorların umut kestiği İngiliz hasta şifayı Türkiye'de aradı!]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/doktorlarin-umut-kestigi-ingiliz-hasta-sifayi-turkiyede-aradi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/doktorlarin-umut-kestigi-ingiliz-hasta-sifayi-turkiyede-aradi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere'de yaşayan 58 yaşındaki Stuart Reginald Windsor, tatil amacıyla geldiği Türkiye'de göğüs ağrısı şikayetiyle başvurduğu hastanede ileri kalp yetmezliği ve hayati risk taşıyan koroner damar hastalığı teşhisi aldı. Doktorların 12 ay ömür biçtiği Windsor, İngiltere'de 3 ay sonra olacak randevusunu beklemeyip Antalya'da yüksek riskli bir ameliyatla sağlığına kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Suat Metin - Fatma Nisa Yorluk<br />
ANTALYA (İHA) -<br />
Manchester kentinde yaşayan ve evli, üç çocuk ve altı torun sahibi olan Stuart Reginald Windsor, uzun süre farkında olmadan birkaç kez kalp krizi geçirdi. Son olarak nefes darlığı ve göğsünde ağrı şikayetiyle bir hastaneye başvuran Windsor, ileri kalp yetmezliği ile iki koroner damarında ciddi tıkanıklık, üçüncü damarda ise darlık tespit edildi. Windsor, bunun üzerine daha önce bacağı ve dişi için tedavi gördüğü Memorial Antalya Hastanesi'ne başvurdu.</p>

<p>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Cemal Kemaloğlu tarafından kontrolleri yapılan Windsor için acil ameliyat kararı alındı. Kalp kasılma oranı yüzde 24-25 bandına kadar düşen Windsor, kritik ama başarılı bir operasyon geçirerek sağlığına kavuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye'ye gezi amacıyla geldiğini anlatan Windsor, göğsündeki ağrıların dayanılmaz hale gelmesi üzerine hastaneye başvurduğunu söyledi.</p>

<p><img class="" height="897" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-25-120508-12.png" width="1468" /></p>

<p><strong>"En fazla 12 ay yaşarsın"</strong><br />
Windsor, yapılan tetkiklerin ardından aldığı teşhisin kendisini derinden etkilediğini belirterek, "Doktorlar bana sadece bir arter damarımın açık kaldığını ve bu durumun çok ciddi olduğunu söylediler. Ben şok oldum. Bana 12 ay yaşayabilirsin dediler. İngiltere'de bir sonraki randevuya 3 ayım vardı. Eşim de yanımdaydı. İkimiz de büyük bir şok yaşadık" ifadelerini kullandı.</p>

<p>10 Haziran'da kendisine durumunun ciddiyetinin anlatıldığını ve aynı gün anjiyo yapıldığını aktaran Windsor, "Detayları öğrenmek istemedim. Bana bunun büyük bir operasyon olduğu söylendi ve çok korktum. İngiltere'de bir söz vardır; 'Ne kadar az bilirsen o kadar iyidir.' Ben de sadece ameliyatın başarılı geçmesine odaklandım" dedi.</p>

<p>Ameliyat sonrasında sağlık durumunun belirgin şekilde düzeldiğini dile getiren Windsor, "Bulutların üstündeydim. Kalbimin kan pompalamasında yaşanan sorun düzeldi, değerlerim iyileşti. Çok mutluyum ve geleceğe umutla bakıyorum. İnşallah daha da iyi olacağım" diye konuştu.</p>

<p>Yaşadığı sürecin ardından yaşam alışkanlıklarını değiştirdiğini vurgulayan Windsor, "Hastaneye geldiğim gün sigarayı bırakma kararı aldım. Artık sigara ve alkol yok. Daha uzun yaşayabilmek için daha sağlıklı beslenmeye ve yaşam tarzımı değiştirmeye çalışıyorum" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Daha önce de trafik kazası sonrası şu an ameliyat olduğu hastanede dizine metal implant takıldığını ve diş tedavisi gördüğünü anlatan Windsor, "Türk doktorlarına güveniyorum. Daha önce de bunu tecrübe ettim" dedi.<br />
<br />
<strong>"Cerrahi dışında pek şansı yoktu"</strong><br />
Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Cemal Kemaloğlu ise hastanın kendilerine eforla çabuk yorulma, nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayetleriyle başvurduğunu söyledi.</p>

<p>Yapılan tetkiklerde ileri kalp yetmezliği, her iki kalp kapağında ciddi yetmezlik ve üç koroner damardan ikisinin tamamen tıkalı, birinin ise kritik düzeyde daralmış olduğunun tespit edildiğini belirten Kemaloğlu, kalbin pompalama gücünü gösteren ejeksiyon fraksiyonunun da yüzde 24-25 seviyesinde bulunduğunu kaydetti.</p>

<p>Bu seviyedeki hastalarda ameliyat riskinin oldukça yüksek olduğuna dikkati çeken Kemaloğlu, "Cerrahi dışında da pek bir şansı yoktu. Çünkü ciddi nefes darlığı ve göğüs ağrıları vardı. Kendisine ameliyatın yüksek riskli olduğunu ancak yapılması gerektiğini anlattık. O da bu riski kabul etti" dedi.</p>

<p>Kemaloğlu, ameliyat kapsamında her iki kalp kapağının onarıldığını ve üç koroner damara baypas yapıldığını belirterek, hastanın bir aylık kontrolünde olumlu sonuçlar elde edildiğini söyledi.</p>

<p>Hastanın kalp kasılma gücünün yüzde 25 seviyesinden yüzde 30'a yükseldiğini aktaran Kemaloğlu, "Şu anda aktif olarak yüzebilen, bisiklete binebilen bir hasta haline geldi. Sonuçtan oldukça memnunuz" ifadelerini kullandı.</p>

<p><img height="943" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-27-122341.png" width="1468" /></p>

<p><strong>"Genetik yatkınlık ve sigara önemli risk faktörleri"</strong><br />
Kemaloğlu, hastalığın gelişiminde genetik yatkınlığın önemli rol oynadığını belirterek, yüksek tansiyon, diyabet ve sigaranın da riski artırdığını söyledi.</p>

<p>Hastanın daha önce geçirdiği kalp krizlerinin farkında olmadığını ifade eden Kemaloğlu, kalp yetmezliği geliştikten sonra şikayetlerin ortaya çıktığını belirtti.</p>

<p>Sigaranın bırakılması ve düzenli ilaç kullanımının yaşam süresini uzattığını vurgulayan Kemaloğlu, hastanın tedavi sürecinde hekim-hasta güven ilişkisinin önemli katkı sağladığını dile getirdi.</p>

<p>Kemaloğlu, "Başından beri aramızda güçlü bir güven oluştu. Kendi ülkesinde randevu almak için uzun süre beklediğini ve ameliyat olamayacağını söyledi. Bizim cesur yaklaşımımız onun da hoşuna gitti. Kendisi de cesur bir hastaydı ve bu riski aldı. Bugün geldiğimiz noktada elde ettiğimiz sonuçtan memnunuz" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/doktorlarin-umut-kestigi-ingiliz-hasta-sifayi-turkiyede-aradi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 12:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-25-120532-15.png" type="image/jpeg" length="78155"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Op. Dr. Egemen İşgören: "Yaz aylarında sistit vakaları artıyor"]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/op-dr-egemen-isgoren-yaz-aylarinda-sistit-vakalari-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/op-dr-egemen-isgoren-yaz-aylarinda-sistit-vakalari-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan sıcaklık, deniz ve kumla temas, yetersiz sıvı tüketimi ve hijyen zorlukları, özellikle kadınlarda sık görülen sistit vakalarının artmasına neden olabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) - Sistitin doğru tedavi edilmemesi halinde enfeksiyonun böbreklere kadar ilerleyebileceğini belirten Üroloji Uzmanı Op. Dr. Egemen İşgören, "Tekrarlayan sistitlerde altta yatan sebepler mutlaka araştırılmalı ve tedaviye devam edilmelidir" dedi.</p>

<p>Yaz mevsimi, tatil ve deniz keyfinin yanı sıra bazı sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Özellikle kadınların sık karşılaştığı idrar yolu enfeksiyonlarından sistit, yaz aylarında artan sıcaklık, deniz ve kumla temas, yetersiz sıvı alımı ve hijyen zorlukları nedeniyle daha sık görülebiliyor.</p>

<p>Memorial Antalya Hastanesi Üroloji Bölümü'nden Op. Dr. Egemen İşgören, yaz aylarında artış gösteren sistit vakalarına dikkat çekerek, hastalığın tekrarlamasını önlemek için alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi.<br />
<br />
<strong>"Her 10 kadından yaklaşık 6'sında görülüyor"</strong><br />
Sistitin, idrar yolu enfeksiyonları arasında en sık rastlanan rahatsızlık olduğunu belirten İşgören, "Sistit, idrar yolu enfeksiyonları arasında en sık rastlananıdır. Her 10 kadından yaklaşık 6'sında görülen bu rahatsızlık, birçok nedenle ortaya çıkabilir. Doğru bir tedavi programı ile şikayetlerden kurtulmak mümkündür.</p>

<p>Ancak tedavi edilmezse enfeksiyon böbreklere yayılabilir ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle tekrarlayan sistitlerde altta yatan sebepler mutlaka araştırılmalı ve tedaviye devam edilmelidir. İdrar yaparken ağrı, yanma ve sık idrara çıkma ile seyreden sistit bir idrar yolu enfeksiyonudur. Nadir de olsa sistit doğru tedavi edilmezse, böbreklere kadar ilerleyerek, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir" dedi.</p>

<p>Sistitin anatomik yatkınlık nedeniyle kadınlarda erkeklere göre daha sık görüldüğünü belirten İşgören, bakterilerin idrar kesesine dışarıdan idrar kanalı yoluyla, dış genital organlardan, bağırsaklardan veya böbreklerden ulaşabildiğini kaydetti.<br />
<br />
<strong>"Akut ve tekrarlayan sistit olarak görülebiliyor"</strong><br />
Sistitin mikrobik ve mikrobik olmayan olmak üzere iki türde görüldüğünü aktaran İşgören, mikrobik sistitlerin akut, yani ani başlangıçlı ve kısa süreli, ya da tekrarlayan ve uzun seyirli kronik sistit şeklinde ortaya çıkabildiğini söyledi. Hastalığın genellikle aniden geliştiğini belirten İşgören, "Hastalık genellikle birden gelişmekte ve sık sık idrara gitme, idrar yaparken yanma, bazen karın ağrısı, idrarda kanama gibi şikayetlere neden olabilmektedir" dedi. <br />
<br />
Akut sistitte idrar yapmada zorluk, idrar yaparken yanma ve sızlama, sık ve az miktarda idrara çıkma, idrarda kan görülmesi ve karnın alt kısmında rahatsızlık hissi gibi belirtilerin ortaya çıkabildiğini anlatan İşgören, uygun antibiyotiğin yeterli süre kullanılmamasının ve hastaların hekime danışmadan bilinçsiz ilaç kullanmasının tekrarlayan sistitin en sık görülen nedenleri arasında yer aldığını bildirdi.<br />
<br />
<strong>"Bilinçsiz ilaç kullanımı tekrarlayan sistitin en sık nedenlerinden"</strong><br />
Tedavinin uygun şekilde sürdürülmesi gerektiğine dikkat çeken İşgören, "Yeteri kadar uzun sürede uygun antibiyotik kullanılmaması ve hastaların şikayetler başlar başlamaz hekime danışmadan bilinçsiz ilaç kullanması tekrarlayan sistitin en sık görülen sebeplerindendir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Tekrarlayan sistitin altında farklı sağlık sorunlarının bulunabileceğini belirten İşgören, idrar yollarında taş ve tümör, idrar kesesinin sinirsel çalışma bozuklukları, idrar kesesinden böbreğe idrar kaçağı olarak bilinen reflü, büyümüş prostat, kadınlarda mesane sarkması, idrar yollarında darlık ve işeme bozukluklarının hastalığın nedenleri arasında yer aldığını söyledi. İşgören, kronik kabızlık, kadınlarda menopoz, bazı doğum kontrol ilaçları ve vajinal enfeksiyonların da tekrarlayan sistite neden olabildiğini ifade etti.<br />
<br />
<strong>"Ağrılı mesane sendromunda antibiyotik fayda sağlamıyor"</strong><br />
Mikrobik olmayan sistitin "Ağrılı Mesane Sendromu" olarak da adlandırıldığını belirten İşgören, bu hastalıkta mesane çeperinin önemli ölçüde kalınlaştığını ve mesanenin çalışma kapasitesinin sınırlandığını bildirdi.<br />
Hastalığın nedeninin tam olarak bilinmediğini kaydeden İşgören, "İdrar kesesini döşeyen ve idrarın daha içerideki tabakalara geçmesini engelleyen örtünün çeşitli nedenlerle hasar görmesi ve idrarın iç tabakalara nüfuz ederek kimyasal iltihaba sebep olması olarak açıklanabilir.</p>

<p>Hastalarda genellikle uzun zaman içerisinde yavaş yavaş artarak ilerleyen sık idrara gitme, gece sık idrara kalkma, idrarını hissettiğinde göbek altında ağrı yakınmaları olur. En önemli belirti ağrıdır. Ağrı; idrar yapınca hafifler. İdrarın uzun süre tutulması halinde ağrıyla birlikte idrarda kanamalar olabilir. Sebep bakteriler olmadığı için antibiyotiklerden hastalar fayda görmez" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>"Tekrarlayan enfeksiyonun nedeni mutlaka araştırılmalı"</strong><br />
Uzun süreli ve sık tekrarlayan sistitlerde uzman yardımı alınması gerektiğini vurgulayan İşgören, taş hastalığı, bazı tümörler, erkeklerde prostat bezi hastalıkları, idrar sisteminde tıkanıklık ve genişlemeler ile mesanenin çalışmasında sinir sistemi problemine bağlı aksaklıkların araştırılması gerektiğini söyledi. İşgören, "Bunların mutlaka araştırılıp ortaya çıkarılması ve tekrarlayan enfeksiyona neden olan etken neyse bu problemin tedavi edilmesi gerekir. Aksi halde enfeksiyon, iltihaplanma tedavi edilse bile tekrarlayacaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tedavide hastanın şikayetleri başladığında idrar kültürü yapılmalı ve antibiyotik kullanımına kültür alındıktan sonra başlanmalıdır" diye konuştu.</p>

<p>Kişinin hijyenine dikkat etmesi, kabızlık varsa giderilmesi ve işeme bozukluğu şikayeti bulunuyorsa tedavi edilmesi gerektiğini belirten İşgören, bilinçli tedaviye rağmen enfeksiyonun tekrarlaması halinde uzun süreli baskılayıcı idrar yolları antiseptiklerinin, uygun antibiyotiklerin ve gerekirse hormonal ilaç tedavisinin kullanılabileceğini kaydetti.<br />
<br />
<strong>"Bol sıvı tüketilmeli, idrar bekletilmemeli"</strong><br />
Sistitten korunmak için özellikle su olmak üzere bol miktarda sıvı tüketilmesi gerektiğini belirten İşgören, bunun kemoterapi veya radyasyon tedavisinin ardından, özellikle tedavi günlerinde önemli olduğunu ifade etti. İdrar yapma isteği hissedildiğinde tuvalete gitmenin geciktirilmemesi gerektiğini kaydeden İşgören, dışkılama sonrasında temizliğin önden arkaya doğru yapılmasının anal bölgedeki bakterilerin vajinaya ve üretraya yayılmasını önlediğini söyledi.</p>

<p>Enfeksiyona yatkın kişilerin banyo yapmak yerine duş almasının enfeksiyonları önlemeye yardımcı olabileceğini belirten İşgören, genital bölge çevresindeki cildin nazikçe yıkanması, sert sabunların kullanılmaması ve cildin sert şekilde temizlenmemesi gerektiğini bildirdi. <br />
<br />
Cinsel ilişkinin ardından mesanenin mümkün olan en kısa sürede boşaltılması gerektiğini ifade eden İşgören, "Bakterileri temizlemeye yardımcı olması için de dolu bir bardak su için. Genital bölgede deodorant spreyleri veya hijyen ürünleri kullanmaktan kaçının. Bu ürünler üretrayı ve mesaneyi tahriş edebilir. Yaz aylarında bu basit önlemlere dikkat edilerek sistit riski önemli ölçüde azaltılabilir. Şikayetler tekrarlıyorsa gecikmeden bir üroloji uzmanına başvurulması gereklidir" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/op-dr-egemen-isgoren-yaz-aylarinda-sistit-vakalari-artiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/i-m-g-6871.jpeg" type="image/jpeg" length="82181"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz sıcaklarında yaşlılara sağlıklı yaşam önerisi]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/yaz-sicaklarinda-yaslilara-saglikli-yasam-onerisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/yaz-sicaklarinda-yaslilara-saglikli-yasam-onerisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) 60+ Tazelenme Üniversitesi Koordinatörü Doç. Dr. Özgür Nalbant, yaz sıcakları nedeniyle yaşlılara yönelik uyarılarda bulunarak, "Aşırı sıcaklar halsizlik, sıvı kaybı ve tansiyon düşüklüğü gibi basit görünen sorunlardan başlayıp sıcak çarpması, kalp-damar olayları ve böbrek yetmezliğine kadar uzanan ciddi sağlık problemlerine neden olabilir" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Recep Karcı<br />
ANTALYA (İHA) -<br />
ALKÜ 60+ Tazelenme Üniversitesi Koordinatörü Doç. Dr. Özgür Nalbant, yaşlı bireylerin yaz sıcaklarında daha sağlıklı yaşamaları adına önemli uyarı ve önerilerde bulundu. Bahar yağışlarının ardından beklenen sıcakların geldiğini Akdeniz bölgesinde yaşayanların sıcaklara karşı tedbir almalarına dikkat çeken Nalbant, "Yazın gelişiyle birlikte özellikle Akdeniz Bölgesi'nde sıcaklıklar kısa sürede yükseldi.</p>

<p>Alanya'da sabahın erken saatlerinde deniz kenarında yürüyüş yapanlar serin havanın tadını çıkarırken, öğle saatlerinde sokaklar adeta boşalıyor. Güneş yalnızca havayı değil, yaşam alışkanlıklarımızı da değiştiriyor. Aslında sıcak havalar hepimiz için zorlayıcıdır. Ancak aynı sıcaklık, genç bir bireyle 75 yaşındaki bir insanın vücudunda aynı etkiyi oluşturmaz. Yaşlı bireyler için aşırı sıcaklar halsizlik, sıvı kaybı ve tansiyon düşüklüğü gibi basit görünen sorunlardan başlayıp sıcak çarpması, kalp-damar olayları ve böbrek yetmezliğine kadar uzanan ciddi sağlık problemlerine neden olabilir.</p>

<p>Üstelik bu süreç çoğu zaman sessiz ilerler. Belirtiler hafif başlar, önemsenmez ve bazen geri dönüşü olmayan sonuçlarla karşılaşılır. Bugün iklim değişikliği artık yalnızca çevre bilimcilerin konuştuğu bir konu değildir. Sağlık çalışanlarının, yerel yönetimlerin ve toplumun her kesiminin gündeminde yer alan önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bilimsel çalışmalar, önümüzdeki yıllarda sıcak hava dalgalarının daha sık yaşanacağını ve bundan en fazla yaşlı bireylerin etkileneceğini göstermektedir." diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="940" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-23-115429-6.png" width="1464" /></p>

<p><strong>"Yaşlanan vücut sıcağa farklı tepki veriyor"</strong><br />
İnsan vücudunun sıcaklığı sürekli dengede tutmaya çalışan bir sistemle çalıştığını hatırlatan Doç. Dr. Nalbant, "Hava sıcaklığı yükseldiğinde damarlar genişler, terleme artar ve vücut buharlaşma yoluyla kendini serinletmeye çalışır. Genç yaşlarda bu sistem oldukça verimli çalışırken yaş ilerledikçe aynı performansı göstermeyebilir. Sıcaklarla beraber ter bezlerinin etkinliği azalır, deri kan dolaşımı yavaşlar ve kalbin artan dolaşım ihtiyacını karşılaması zorlaşır.</p>

<p>Bunun yanında yaşlanmayla birlikte toplam vücut suyu azalır, böbreklerin suyu koruma kapasitesi düşer ve en önemlisi susama hissi zayıflar. İşte bu nedenle yaşlı bireyler çoğu zaman susuz kaldıklarını fark etmezler. Oysa susamamak, vücudun suya ihtiyaç duymadığı anlamına gelmez. Bu durum sıcak havalarda gelişen sıvı kaybının en önemli nedenlerinden biridir.</p>

<p>Bunun üzerine hipertansiyon, diyabet, kalp yetmezliği, böbrek hastalıkları, parkinson hastalığı veya demans gibi kronik hastalıklar eklendiğinde risk daha da artmaktadır. Aslında sıcak hava çoğu zaman tek başına hastalık oluşturmaz var olan sağlık sorunlarını ağırlaştırır" ifadelerini kullandı.</p>

<p><img height="931" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-23-121725-5.png" width="1434" /></p>

<p><strong>"İlaçlar kullanırken dikkat etmeliyiz"</strong><br />
Doç. Dr. Nalbant uyarılarının devamında şöyle konuştu:<br />
"Tansiyon ilaçları, idrar söktürücüler, bazı antidepresanlar ve alerji ilaçları vücudun sıvı dengesini veya terleme mekanizmasını etkileyebilir. Bu nedenle yaz aylarında ilaç kullanan yaşlı bireylerin düzenli doktor kontrollerini aksatmaması önemlidir. Yaz geldi diye hiçbir ilaç doktor önerisi olmadan kesilmemeli veya dozu değiştirilmemelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım kullanılan ilaçların sıcak havalarda oluşturabileceği etkiler konusunda hekimden bilgi almak ve günlük sıvı tüketimine daha fazla dikkat etmektir."<br />
<br />
<strong>"Sıcak çarpması aniden ortaya çıkmaz"</strong><br />
Doç. Dr. Nalbant, "Toplumda sıcak çarpmasının bir anda geliştiği düşünülür. Oysa vücut çoğu zaman önceden uyarı verir. Sebepsiz halsizlik, aşırı yorgunluk, baş dönmesi, baş ağrısı, kas krampları, mide bulantısı, dikkat dağınıklığı ve denge kaybı, sıcak çarpmasının ilk belirtileri olabilir. Bu dönemde kişi serin bir ortama alınır, sıvı desteği sağlanır ve dinlendirilirse tablo çoğu zaman kontrol altına alınabilir.</p>

<p>Ancak belirtiler önemsenmezse vücut sıcaklığı hızla yükselebilir, bilinç bulanıklığı gelişebilir, konuşma bozulabilir, nöbet görülebilir ve kişi yaşamı tehdit eden sıcak çarpması tablosuna girebilir. Bu durum acil tıbbi müdahale gerektirir" dedi.<br />
<br />
<strong>Yazın en önemli ilacı bazen bir bardak sudur</strong><br />
Nalbant sıvı tüketiminin düzenli olarak yapılması gerektiğinin de altını çizerek, "Sıcak havalarda en etkili koruyucu önlem yeterli sıvı tüketimidir. Ancak yaşlı bireylerde susama hissi azaldığı için "Canım su istemiyor" düşüncesi yanıltıcıdır. Su tüketimi susamayı beklemeden gün içine yayılmalıdır.</p>

<p>Ayran ve şekersiz kompostolar sıvı alımına katkı sağlayabilir. Karpuz, kavun, salatalık ve domates gibi su oranı yüksek besinler de destekleyici olabilir. Buna karşılık aşırı tuzlu yiyecekler, fazla alkol ve yoğun kafein tüketimi sıvı kaybını artırabileceğinden dikkatli olunmalıdır" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>Egzersiz bırakılmaz, zamanı değiştirilir</strong><br />
Yaz dönemlerinde sıcak havalardan dolayı yürüyüş veya egzersiz zamanlarını serin zamanlarda yapılmasını öneren Doç. Dr. Nalbant, "Egzersiz bırakılmaz, zamanı değiştirilir. Düzenli fiziksel aktivite kas gücünü korur, dengeyi geliştirir, kalp sağlığını destekler ve yaşam kalitesini artırır. Ancak yaz aylarında egzersizin güvenli durumlarda yapılması gerekir. Yürüyüşler sabah erken saatlerde veya güneşin etkisinin azaldığı akşam saatlerinde tercih edilmelidir.</p>

<p>Öğle saatlerinde yapılan egzersizler vücudun ısı yükünü gereksiz yere artırabilir. Açık renkli ve hafif giysiler tercih edilmeli, güneşten korunulmalı ve egzersiz öncesinde, sırasında ve sonrasında yeterli miktarda su tüketilmelidir. Sağlıklı yaşlanma hareketten vazgeçmek yerine hareketi doğru planlamaktır" dedi.<br />
<br />
<strong>Evimizi de sıcaklara hazırlamalıyız</strong><br />
Doç. Dr. Nalbant önerilerinin devamında şöyle konuştu:<br />
"Korunma yalnızca dışarıda alınacak önlemlerle sınırlı değildir. Yaşlı bireyler günün büyük bölümünü evde geçirdikleri için yaşam alanlarının serin tutulması büyük önem taşır. Sabah erken saatlerde ve gece serinliğinde pencereler açılarak ev havalandırılmalı, gün içerisinde perdeler kapalı tutulmalıdır.</p>

<p>İmkan varsa klima kullanılabilir ancak ortamın aşırı soğutulması yerine yaklaşık 24-26 derece arasında tutulması daha uygundur. Klima bulunmayan evlerde vantilatör hava dolaşımını artırarak rahatlama sağlayabilir. Ilık duş almak da vücut sıcaklığını düşürmeye yardımcı olur. Sağlıklı yaşlanma yalnızca sağlık çalışanlarının sorumluluğu değildir. Ailelerin, komşuların, yerel yönetimlerin ve toplumun tüm bireylerinin ortak çabasıyla mümkün olabilir. Bu nedenle yaz aylarında anne ve babamızı, komşumuzu ya da yalnız yaşayan bir büyüğümüzü düzenli olarak aramak veya ziyaret etmek son derece değerlidir.</p>

<p>Bazen sorulan basit bir soru, "Bugün su içtiniz mi?" cümlesi ciddi bir sağlık sorununun önüne geçebilir. İklim değişiyor ve bu değişim hayatımızın her alanını etkiliyor. Artık sıcak hava dalgalarını olağan dışı olaylar olarak değerlendirmek yerine yaz mevsiminin yeni gerçeği olarak kabul etmek zorundayız. Bu gerçeğe uyum sağlamanın yolu ise bilinçlenmektir. Unutmayalım ki yaşlılarımız yaşam deneyimleriyle ailelerimizin temel direği, toplumumuzun hafızası ve geleceğe uzanan en kıymetli köprüleridir.</p>

<p>Onların sağlığını korumak toplumsal bir sorumluluktur. Belki bugün yapacağımız en değerli iş anne ve babamızı arayıp hallerini sormak, yalnız yaşayan komşumuzun kapısını çalmak ya da bir bardak su uzatmaktır. Çünkü bazen bir bardak su zamanında edilen bir telefon ya da kısa bir ziyaret bir hayatın en önemli desteği olabilir."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/yaz-sicaklarinda-yaslilara-saglikli-yasam-onerisi</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-23-121725-4.png" type="image/jpeg" length="11815"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Gürhan Öz: "Aşırı terleme sosyal yaşamı olumsuz etkiliyor"]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/prof-dr-gurhan-oz-asiri-terleme-sosyal-yasami-olumsuz-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/prof-dr-gurhan-oz-asiri-terleme-sosyal-yasami-olumsuz-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Toplumda her 100 kişiden yaklaşık 1 ila 3’ünde görülen aşırı el ve ayak terlemesinin, kişilerin sosyal yaşamını ve günlük aktivitelerini olumsuz etkileyebildiğini belirten Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gürhan Öz, "İlaç ve botoks gibi tedavilere rağmen şikâyetleri devam eden uygun hastalarda, kapalı yöntemle gerçekleştirilen endoskopik cerrahiyle kalıcı ve etkili sonuçlar elde edilebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) - Ameliyatın hemen ardından hastaların büyük bölümünde ellerin kuruduğunu ve yaşam kalitesinin belirgin ölçüde arttığını gözlemliyoruz" dedi.</p>

<p>Aşırı el ve ayak terlemesinin (primer lokalize hiperhidroz) yalnızca estetik bir sorun olmadığını dile getiren Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gürhan Öz, bu durumun sosyal yaşamdan iş hayatına kadar birçok alanda kişilerin yaşam kalitesini olumsuz etkileyebildiğini söyledi.<br />
<br />
<strong>"Sosyal yaşamı olumsuz etkiliyor"</strong><br />
Toplumda her 100 kişiden yaklaşık 1-3'ünde görülen aşırı terlemenin, tokalaşmaktan kaçınma, yazı yazarken zorlanma, elektronik cihazları rahat kullanamama ve özgüven kaybı gibi sorunlara neden olabildiğini ifade eden Prof. Dr. Öz, "Birçok kişi bu durumu yalnızca kozmetik bir problem olarak değerlendirse de, aslında altta yatan temel neden sempatik sinir sisteminin normalden fazla çalışmasıdır" diye konuştu.<br />
"İlk basamakta farklı tedavi seçenekleri uygulanabiliyor"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tedavide öncelikle ilaç tedavileri, iyontoforez uygulamaları ve botulinum toksin (botoks) enjeksiyonlarının tercih edilebildiğini belirten Prof. Dr. Öz, "Bu yöntemler birçok hastada fayda sağlayabiliyor. Ancak bazı hastalarda şikâyetler devam edebiliyor veya tedavilerin etkisi kalıcı olmayabiliyor" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>"Kapalı yöntemle kalıcı tedavi sağlanabiliyor"</strong><br />
Tedaviye rağmen yakınmaları devam eden uygun hastalarda Videoyardımlı Endoskopik Torakal Sempatektomi (ETS) yönteminin etkili bir seçenek olduğunu belirten Prof. Dr. Öz, "Kapalı yöntemle gerçekleştirilen bu ameliyatta göğüs duvarına açılan birkaç milimetrelik kesiden kamera ve özel cerrahi aletlerle girilerek aşırı terlemeye neden olan sempatik sinirler hedefleniyor. Özellikle avuç içi terlemesinde oldukça yüksek başarı oranları elde ediyoruz" dedi.<br />
<br />
<strong>"Ameliyat sonrası eller hemen kuruyabiliyor"</strong><br />
Operasyonun genel anestezi altında gerçekleştirildiğini söyleyen Prof. Dr. Öz, "Ameliyat genellikle bir saatten kısa sürüyor. Hastaların büyük bölümünde ameliyatın hemen ardından eller kuruyor ve günlük yaşam kalitesinde belirgin bir iyileşme sağlanıyor. Hastalar çoğu zaman aynı gün veya ertesi gün taburcu edilerek kısa sürede normal yaşamlarına dönebiliyor" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>"Şikâyetleriniz devam ediyorsa uzman desteği alın"</strong><br />
Aşırı el ve ayak terlemesinin tedavi edilebilir bir sağlık sorunu olduğunun altını çizen Prof. Dr. Öz, "Özellikle genç yaşlardan itibaren sosyal yaşamı ve mesleki hayatı olumsuz etkileyen bu rahatsızlığın günümüzde güvenilir ve etkili tedavi seçenekleri bulunuyor. İlaç veya diğer tedavilere rağmen şikâyetleri devam eden hastaların, uygun tedavi yönteminin belirlenmesi için bir göğüs cerrahisi uzmanına başvurma başvurması önem taşıyor" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/prof-dr-gurhan-oz-asiri-terleme-sosyal-yasami-olumsuz-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 09:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-22-164945-2.png" type="image/jpeg" length="85651"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alanya EAH’de ilk yan dal asistan eğitimleri başladı]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/alanya-eahde-ilk-yan-dal-asistan-egitimleri-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/alanya-eahde-ilk-yan-dal-asistan-egitimleri-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Onkoloji Yan Dal Uzmanlık Eğitimi Programı kapsamında, Tıpta Yan Dal Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (YDUS) başarısıyla yerleşmeye hak kazanan ilk yan dal asistan hekimler, klinikte eğitime başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -<br />
Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı, Öğretim Üyesi Doç. Dr. Onur Yazdan Balçık, "Bilim dalımız, Alanya’da bir ilke imza atarak yan dal asistanı kabul etmiştir.</p>

<p>İç Hastalıkları uzmanlığının ardından Tıbbi Onkoloji yan dal eğitimine başlayan asistanımız, bilim dalımızın akademik ve klinik kadrosuna katılmıştır. Bu gelişme; Alanya ve çevre bölgelerde kanser hastalarına sunulan sağlık hizmetlerinin niteliğinin artırılması ve bölgemizde onkoloji alanındaki akademik eğitim kapasitesinin güçlendirilmesi açısından önemli bir adımdır.</p>

<p>Bilim dalımız, önümüzdeki dönemde üç yan dal asistanı daha kabul ederek eğitim ve hizmet kapasitesini artırmayı hedeflemektedir. Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı olarak, bölgemizde onkoloji alanındaki akademik gelişimi desteklemek ve hasta bakım kalitesini sürekli iyileştirmek amacıyla çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>Başhekim Prof. Dr. Yılmaz: "Her geçen gün daha da güçlendiriyoruz"</strong><br />
Başhekim Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz ise yaptığı açıklamada, "Sağlık hizmeti sunmanın yanı sıra eğitim hastanesi kimliğimizi de her geçen gün daha da güçlendiriyoruz. Ülkemize yeni uzman hekimlerin yetişmesine katkı sağlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üniversitemiz ve değerli akademisyenlerimizin desteğiyle eğitim kliniklerimizin sayısını ve kapasitesini artırmaya yönelik çalışmalarımız aralıksız devam etmektedir. Böylece hem nitelikli sağlık hizmeti sunumunu güçlendiriyor hem de geleceğin hekimlerinin yetişmesine katkı sağlıyoruz" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/alanya-eahde-ilk-yan-dal-asistan-egitimleri-basladi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 17:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/i-m-g-6770.jpeg" type="image/jpeg" length="53842"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi'nde rahim nakli yapılan hastada organ reddi gelişti!]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/akdeniz-universitesinde-rahim-nakli-yapilan-hastada-organ-reddi-gelisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/akdeniz-universitesinde-rahim-nakli-yapilan-hastada-organ-reddi-gelisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Organ Nakli Merkezinde 18 Temmuz'da kadavradan alınan organların nakledildiği hastalardan birine yapılan rahim naklinde, immünolojik organ reddi geliştiği bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -<br />
Hastaneden yapılan açıklamaya göre, 18 Temmuz'da donörden alınan 1 kalp, 2 böbrek, 1 karaciğer, 2 kornea ve 1 rahim, gerçekleştirilen başarılı ameliyatlarla uygun alıcılara nakledildi.</p>

<p><img height="805" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-20-120731-21.png" width="1483" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, "Doku uyumunun tam olduğu M.B. isimli hastamıza nakledilen rahimde, immünolojik nedenlere bağlı organ reddi gelişmiştir. Hastamızın yaşamını riske atmamak amacıyla, nakledilen rahim ameliyatın ikinci gününde çıkarılmak zorunda kalınmıştır. Genel sağlık durumu iyi olan hastamızın tedavisi servisimizde devam etmektedir" denildi.</p>

<p>Açıklamada, ayrıca organ bağışıyla birçok hastaya umut olan donörün ailesine başsağlığı dilenerek, tedavileri devam eden hastalara acil şifa temennisinde bulunuldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/akdeniz-universitesinde-rahim-nakli-yapilan-hastada-organ-reddi-gelisti</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 16:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-20-120746-27.png" type="image/jpeg" length="77672"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Uyku Merkezi'nden uluslararası başarı]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/alanya-egitim-ve-arastirma-hastanesi-uyku-merkezinden-uluslararasi-basari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/alanya-egitim-ve-arastirma-hastanesi-uyku-merkezinden-uluslararasi-basari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Uyku Bozuklukları Merkezi, Uluslararası Klinik Araştırma Ağı'na kabul edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -<br />
Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Uyku Bozuklukları Merkezi, uluslararası bilim camiasında önemli bir başarıya imza atarak Amerika Birleşik Devletleri, Japonya, Almanya, Çin, İspanya, Tayvan, Polonya, Hindistan, Avustralya ve Türkiye'nin yer aldığı çok uluslu bir klinik araştırma ağına kabul edildi.</p>

<p>Dünyada yalnızca 10 ülkeden merkezlerin yer aldığı bu prestijli araştırma ağına, Türkiye'den ise sadece 8 merkez kabul edildi. Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Uyku Bozuklukları Merkezi de bu seçkin merkezler arasında yer alarak uluslararası standartlarda klinik araştırma yürütebilen sağlık kuruluşlarından biri olma başarısını gösterdi.</p>

<p><img height="952" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-20-120731-7.png" width="1453" /></p>

<p><strong>Uyku tıbbının gelişimine destek verecek</strong><br />
Hastanede görev yapan Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Uyku Merkezi Sorumlu Hekimi Prof. Dr. Hüseyin Lakadamyalı, elde edilen başarının hastanenin bilimsel altyapısı, akademik birikimi ve hasta odaklı sağlık hizmeti anlayışının uluslararası düzeyde kabul gördüğünün önemli bir göstergesi olduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Lakadamyalı, "Uyku Bozuklukları Merkezimiz; uykusuzluk (insomni), obstrüktif uyku apnesi, uykuda hareket bozuklukları ve sirkadiyen ritim (uyku fazı) bozuklukları başta olmak üzere toplumun önemli bir bölümünü etkileyen uyku hastalıklarının tanı ve tedavisinde bölgemize ve ülkemize nitelikli sağlık hizmeti sunmaktadır. Uluslararası klinik araştırmalarda aktif olarak yer almamız sayesinde dünyada geliştirilen yenilikçi tanı ve tedavi yöntemlerinin ülkemizde uygulanmasına katkı sağlayacak, bilimsel üretim kapasitemizi artırarak hem ulusal hem de uluslararası düzeyde uyku tıbbının gelişimine destek vermeyi sürdüreceğiz.</p>

<p>Üniversite ve hastanemizin katkılarıyla yürüttüğümüz bilimsel araştırmaları sağlık hizmetinin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Uluslararası iş birliklerinin artırılması, hastalarımızın en güncel tanı ve tedavi durumlarına erişiminin sağlanması ve ülkemizin sağlık alanındaki bilimsel görünürlüğünün güçlendirilmesi amacıyla çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.</p>

<p>Bu önemli başarıda emeği geçen tüm sağlık çalışanlarımızı ve akademisyenlerimizi tebrik ediyor, elde edilen bu başarının ülkemize ve bilim dünyasına hayırlı olmasını diliyoruz" ifadelerine yer verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/alanya-egitim-ve-arastirma-hastanesi-uyku-merkezinden-uluslararasi-basari</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-20-120746-9.png" type="image/jpeg" length="65358"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz buluşmaları gıda zehirlenmesini beraberinde getirebilir!]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/yaz-bulusmalari-gida-zehirlenmesini-beraberinde-getirebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/yaz-bulusmalari-gida-zehirlenmesini-beraberinde-getirebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz mevsimi ile birlikte artan hava sıcaklığının bakterilerin üreme hızını arttığını belirten uzmanlar mangal keyfi, piknik ve deniz kenarı yemeklerinin en yoğun olduğu dönemde yaşanabilecek gıda zehirlenmelerine karşı vatandaşları uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -<br />
Memorial Antalya Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Şirin Elmi, yaz aylarında artan hava sıcaklığının bakterilerin üreme hızını ciddi oranda artırdığını belirterek özellikle mangal partileri, plaj piknikleri ve uzun yolculuklarda yiyeceklerin uygun şartlarda saklanmaması nedeniyle besin zehirlenmeleri ile sık karşılaşıldığını belirtti.</p>

<p>Bu tür zehirlenmeler genellikle Salmonella, E. coli ve Staphylococcus gibi bakterilerden kaynaklandığının altını çizen Elmi, "Erken fark edildiğinde evde uygulanabilecek basit önlemlerle atlatılabilse de, bazı durumlarda ciddi komplikasyonlara yol açabiliyor. Bu nedenle yaz mevsiminde gıda hijyenine her zamankinden daha fazla özen göstermek, hem kendinizi hem de ailenizi korumak açısından büyük önem taşıyor" dedi.<br />
<br />
<strong>Yaz aylarında besin zehirlenmesine dikkat</strong><br />
Yaz aylarında besin zehirlenmelerden korunmanın yöntemlerini anlatan Memorial Antalya Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Şirin Elmi, "Sıcak ve nemli hava, bakterilerin hızla çoğalması için ideal ortam oluşturur. Özellikle et, tavuk, mayonezli salatalar, süt ürünleri ve deniz ürünleri riskli gıdalar arasında yer alır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yazın fark edilmeden tüketilen bozulmuş yiyecekler, mide bulantısı, kusma ve ishal gibi şikayetlere yol açabilir. Bazı vakalarda ise ciddi dehidrasyon ve hastaneye yatış gerektirebilir. Yaz keyfin bozacak besin zehirlenmesinden basit önlemlerle korunmak mümkündür. Hijyen kurallarına ve gıda güvenliğine dikkat ederek sağlıklı ve keyifli bir yaz geçirilebilir" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>Önemli ipuçları verdi</strong><br />
Besin zehirlenmesinin şiddetli bulantı ve kusma başta olmak üzere karın ağrısı ve kramp, sulu veya kanlı ishal, baş ağrısı, ateş, halsizlik, kas ağrıları, ağız kuruluğu ve aşırı susama gibi belirtilerle kedisini gösterdiğini söyleyen Elmi, yaz aylarında besin zehirlenmesinden korunmak için önemli ipuçları verdi. Gıdaların uygun sıcaklıkta saklanması gerektiğinin altını çizen Elmi, " Buzdolabı sıcaklığını 4C’nin altında tutun.</p>

<p>Sıcak havada bozulabilecek yiyecekleri 2 saatten fazla dışarıda bırakmayın. Özellikle mangalda etlerin iç kısmının da tamamen piştiğinden emin olun. Çiğ et ile pişmiş etleri aynı tabağa koymayın. Yemek hazırlamadan önce ve sonra ellerinizi sabunla en az 20 saniye yıkayın. Mutfak tezgahı ve ekipmanlarını temiz tutun. Mayonezli ve sütlü salataları buzdolabında saklayın ve aynı gün tüketin. Güneş altında uzun süre bekletmeyin" şeklinde konuştu.<br />
<br />
<strong>Taze ve güvenilir gıda satın alın</strong><br />
Özellikle yazın açıkta satılan yiyeceklerden ve şüpheli yerlerden uzak durulması gerektiğini söyleyen Elmi, "Musluk suyu yerine şişelenmiş su tercih edin. Buzları da güvenilir kaynaklardan kullanın. Artan yemekleri en fazla 2 saat içinde buzdolabına kaldırın ve 1-2 gün içinde tüketin. Şüphe durumunda atın. Kusma ve ishal 24 saatten uzun sürerse, yüksek ateş, kanlı dışkı, şiddetli karın ağrısı veya idrar miktarında azalma olursa vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması önemlidir. Özellikle çocuklarda ve yaşlılarda dehidrasyon çok hızlı ilerleyebilir" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/yaz-bulusmalari-gida-zehirlenmesini-beraberinde-getirebilir</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 10:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-20-100350-1.png" type="image/jpeg" length="28675"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi'nde 3'üncü rahim nakli operasyonu başladı!]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/akdeniz-universitesinde-3uncu-rahim-nakli-operasyonu-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/akdeniz-universitesinde-3uncu-rahim-nakli-operasyonu-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyada kadavradan ilk rahim naklini gerçekleştirerek tıp tarihine geçen Akdeniz Üniversitesi'nde, Türkiye'nin 3'üncü rahim nakli operasyonu başladı. Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Prof. Dr. Ömer Özkan öncülüğündeki ekip, anne olma hayali kuran 36 yaşındaki M.B. için ameliyata girdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -<br />
Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ile Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan'ın öncülüğünde gerçekleştirilen operasyon için sabah saat 07.30'da hazırlıklara başlandı. Yaklaşık saat 09.00'da başlayan ameliyatta, kadavradan alınan rahim M.B.'ye nakledilecek.</p>

<p><img height="987" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-16-150935-28.png" width="1396" /></p>

<p>Dünyada ilk kez 2011 yılında kadavradan rahim naklini başarıyla gerçekleştirerek tıp tarihine geçen ve literatüre "Özkan Tekniği" olarak giren cerrahi yöntem, Türkiye'de üçüncü kez uygulanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üniversitede 2011 yılında Derya Sert'e gerçekleştirilen Türkiye'nin ilk kadavradan rahim naklinin ardından, 2021 yılında Havva Erdem'e de aynı operasyon başarıyla uygulanmıştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/akdeniz-universitesinde-3uncu-rahim-nakli-operasyonu-basladi</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 13:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-17-114555-16.png" type="image/jpeg" length="68650"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gazipaşa Devlet Hastanesi'nde yeni başhekim görevine başladı]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/gazipasa-devlet-hastanesinde-yeni-bashekim-gorevine-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/gazipasa-devlet-hastanesinde-yeni-bashekim-gorevine-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazipaşa Devlet Hastanesi'nde başhekimlik görevine atanan Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ali Gök, görevine başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Geylani Topaloğlu<br />
ANTALYA (İHA) -<br />
Sağlık Bakanlığı tarafından Gazipaşa Devlet Hastanesi Başhekimliği görevine atanan Op. Dr. Ali Gök, görev süresi sona eren Dr. Adil Çelik'ten görevi devralarak mesaisine başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Göreve başlamasının ardından hastane yönetimi ve sağlık çalışanlarıyla bir araya gelen Gök, hastanedeki ilk mesaisini gerçekleştirdi.</p>

<p>Başhekimlik görevindeki değişimle birlikte Gazipaşa Devlet Hastanesi'nde yeni yönetim dönemi başlamış oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/gazipasa-devlet-hastanesinde-yeni-bashekim-gorevine-basladi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 16:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/i-m-g-6634.jpeg" type="image/jpeg" length="23604"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yıllar sonra gelen mucize: Bağış annesini hayata bağladı!]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/yillar-sonra-gelen-mucize-bagis-annesini-hayata-bagladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/yillar-sonra-gelen-mucize-bagis-annesini-hayata-bagladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizli'de yaşayan 34 yaşındaki Sezer Çümen'in 6 yıl önce kan bağışı için girdiği Kızılay'da hiç tanımadığı bir hastaya umut olmak için yaptığı kök hücre bağışı, yıllar sonra lösemiyle mücadele eden annesinin hayatını kurtardı. Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi'nde (TÜRKÖK) 1,2 milyon kişinin tarandığı süreçte hastaya yüzde 100 uyum sağlayan donörün kendi oğlu çıkması, doktorların "milyonda bir" diye nitelendirdiği bir umut hikayesine dönüştü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Suat Metin<br />
ANTALYA (İHA) -<br />
Denizli'de yaşayan 55 yaşındaki Fatma Çümen, 3 Mayıs 2025 yılında evinde birden ateşlendi. Tek oğlu olan Sezer Çümen'in (34) hastaneye götürdüğü kadına lösemi teşhisi konuldu. Denizli Pamukkale Üniversitesi Hastanesi'nde 1,5 aylık kemoterapi sürecinin ardından taburcu olan Fatma Çümen'in rahatsızlıkları devam etti. Ardından oğlu ile birlikte Antalya'daki Memorial Sağlık Grubu Medstar Hastanesi'ne gelen talihsiz kadına kemlik iliği nakli kararı alındı.</p>

<p><img height="915" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-16-150935-13.png" width="1476" /><br />
<br />
<strong>1,2 milyon kişi tarandı, tek uyumlu donör 6 yıl önce bağış yapan oğlu çıktı</strong><br />
İlk olarak Fatma Çümen'in kardeşlerinden örnek alındı, bir kardeşi uyumlu çıktı ancak rahatsızlığı nedeniyle bağışçı olamadı. Bunun üzerine Çümen, TÜRKÖK datasına kaydettirildi. Yapılan taramada ise hastanın 6 yıl önce Kızılay'a bağışta bulunan bir kişiyle yüzde 100 uyumlu olduğu tespit edildi.</p>

<p>Bu kişinin kendi öz oğlu Sezer Çümen çıktığının öğrenilmesinin ardından herkes şoka uğradı. Doktorları da şaşırtan olay sonrası gerekli hazırlıklar yapılıp, Fatma Çümen'e oğlundan ilik nakli gerçekleştirildi.<br />
<br />
<strong>Umutsuzluk gözyaşları sevinç gözyaşlarına dönüştü</strong><br />
Fatma Çümen'in sağlığına kavuşarak hastaneden taburcu olması ile umutsuzluk gözyaşları bir anda sevinç gözyaşlarına dönüştü. Sezer Çümen, yaşananları şu sözlerle anlattı:<br />
"6 yıl önce yolda Kızılay'a kan verirken, oradaki arkadaş ‘Gelin siz de donör bağışında bulunun' demişti. Bir gün birisine uyum sağlar ve hayatı kurtulur diye bağışta bulunmuştum.</p>

<p>Üzerinden yıllar geçti, şimdi karşımıza geldi. Annemle veri tabanında uyumlu olduğumuz ortaya çıkmış. Tabii bundan sonradan haberimiz oluyor. Kök hücre bankasından bir telefon geldi, iliğimin birine uyum sağladığını söylediler. Tabii bunun annem olduğunu ne karşı taraf ne de ben biliyorum.</p>

<p>Ardından bir telefon daha geldi ve annem olduğunu öğrendim. Çok şaşırdık, inanamadık, ağladım. Naklimizi olduk. Annem yoğun bir kemoterapi aldı, zor bir süreç ama artık toparlıyor."<br />
<br />
<strong>"Bizi örnek alarak bunu görebilirsiniz"</strong><br />
Sadece bir tüp kan vererek bir can kurtulabileceğini söyleyen Çümen, "Başkasına verseydim de bu mutluluğu yaşardım. Bu bebeğe, çocuğa ya da yetişkin bir insana çıkabilir. Kimse bana bir şey olmaz demesin. Verecek olduğunuz bir tüp kan her şeyi değiştiriyor. Bizi örnek alarak bunu görebilirsiniz" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Sevinç gözyaşı döken anne Fatma Çümen ise, "Bu yaşa getirdiğim oğlum beni kurtardı. Allah ondan razı olsun, hakkım helal olsun" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="943" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-16-133922-13.png" width="1474" /></p>

<p><strong>"Milyonda bir görülecek nadir bir durum, 12'de 12 uyum çıktı"</strong><br />
Süreçle ilgili bilgi veren Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Çetin, nakil için önce hastanın kardeşlerine bakıldığını ancak uyum sağlayan kardeşinin rahatsızlığı nedeniyle verici olamadığını belirterek, TÜRKÖK taramasında uygun donör bulunması için sürecin başlatıldığını anlattı. Yaklaşık 1,2 milyon kişinin yer aldığı verici datasından çıkan uygun donörün hastanın kendi oğlu çıkmasıyla şaşırdıklarını aktaran Çetin, "Bu milyonda bir gelecek bir pozitif rastlantı.</p>

<p>Annesinin kardeşleriyle özdeş iken kendisiyle özdeşliğini beklemiyorduk. Fakat şans eseri oğlu yüzde yüz, yani 12'de 12 uyumlu çıktı. Bunun üzerine taramayı hemen bırakıp çocuğu üzerinden ilerledik. Bu milyonda 1 görülecek nadir bir durum" dedi.<br />
<br />
<strong>"Verici olmak çok önemli ve hastaların hayatını kurtarıyor"</strong><br />
Normalde bir hastanın kardeşlerinden donör bulma şansının yüzde 25 ile 40 arasında değiştiğini ifade eden Çetin, bu gibi donör olma başvuruları sayesinde artık nakil bekleyen hastaların uygun donör bulma ihtimalinin arttığına ve bu sayede de sağlığına kavuşabildiğine dikkati çekti. Çetin, "Verici olmak çok önemli ve hastaların hayatını kurtarıyor.</p>

<p>Türkiye'nin kendi donör programı olmasaydı verici bulamayacaktık. Donör programına oğlu gidip başvurmasaydı, hastaya verici çıkmayacaktı, belki dünyada bulamayacaktık. Bu program sayesinde artık hastalarımıza uygun donörü bulabiliyoruz" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>"Sadece bir tüp kanla bağış"</strong><br />
Hemotoloji Uzmanı Doç. Dr. Müfide Okay Özgeyik de, kendilerine lösemi rahatsızlığıyla başvuran Fatma Çümen'in tedavisinde ilk başta akıllı ilaçlar kullandıklarını ancak alınan kemik iliği biyopsisinde kan değerlerinin düşüklüğünün yanında kemik iliği yetmezliği tespit edince nakil kararı aldıklarını kaydetti.</p>

<p>TÜRKÖK taramasında uygun donörün çıktığını ancak bunun 6 yıl önce bağışta bulunan oğlu olduğunu ilk etapta bilmediklerini aktaran Özgeyik, bu durumun örnek olması gerektiğini vurguladı. Özgeyik, "Böyle bir örnek varken tüm toplumumuzun TÜRKÖK gibi bağışçılar için önemli bir kaynak olan Kızılay'a bağışçı olmasını öneriyorum.</p>

<p>Her ne kadar yakınları için ihtiyaç olmasa da belki de hiç tanımadıkları lösemili çocuk ya da erişkin hasta için umut olabilirler. O hasta kendi yakınınız da olabilir. 30 yaş üstünde herhangi bir hastalığı olmayan tüm insanların sadece bir tüp kanla bağışçı olması bizim için çok önemli" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/yillar-sonra-gelen-mucize-bagis-annesini-hayata-bagladi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-17-101201-4.png" type="image/jpeg" length="22587"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi'nden verem araştırmalarında dünya çapında başarı!]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/akdeniz-universitesinden-verem-arastirmalarinda-dunya-capinda-basari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/akdeniz-universitesinden-verem-arastirmalarinda-dunya-capinda-basari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Verem araştırmalarındaki bilimsel çalışmalarıyla dünya sıralamasına giren Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Çoban, çok ilaca dirençli ve yaygın ilaç dirençli tüberküloz türlerinin artış gösterdiğini belirterek, "Tanıda yaşanan gecikmeler, yeni ilaçlara karşı direnç gelişimi ve bazı bölgelerde sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan güçlükler mücadeleyi zorlaştırmaktadır" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -<br />
Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Çoban, verem hastalığına neden olan Mycobacterium tuberculosis bakterisi üzerine yürüttüğü bilimsel çalışmalarla uluslararası akademik etki sıralamasında başarı elde etti.</p>

<p>Bilim insanlarının yayınlarını, çalışmalarına yapılan atıfları ve akademik etkilerini değerlendiren ScholarGPS tarafından yayımlanan sıralamada Çoban, Mycobacterium tuberculosis alanında yaşam boyu etki kategorisinde dünya genelinde 104'üncü sırada yer aldı. Çoban, aynı alandaki son 5 yıllık bilimsel çalışmaların değerlendirildiği kategoride ise dünya 87'ncisi oldu.</p>

<p><img height="550" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-13-114614-3.png" width="850" /></p>

<p><strong>"Yeni tanı ve tedavi yaklaşımları üzerine çalışıyoruz"</strong><br />
Tüberkülozun dünya genelinde enfeksiyon hastalıklarına bağlı ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olmayı sürdürdüğünü belirten Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Çoban, "Tüberküloz (verem), dünya genelinde enfeksiyon hastalıklarına bağlı ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olmaya devam etmektedir.</p>

<p>Çalışmalarımız ağırlıklı olarak verem hastalığının etkeni olan Mycobacterium tuberculosis için yeni tanı ve ilaç duyarlılık yöntemlerinin geliştirilmesi, antitüberküloz ilaçların etkinliğinin değerlendirilmesi ve yeni tedavi yaklaşımlarının araştırılması üzerine yoğunlaşmaktadır. Özellikle ilaç dirençli tüberkülozun erken ve doğru tanılanmasına yönelik yöntem geliştirme çalışmaları ile mevcut tedavi seçeneklerinin etkinliğini artırmaya yönelik araştırmalar yürütüyoruz" dedi.</p>

<p>Araştırma, tanı ve eğitim faaliyetlerini aynı çatı altında buluşturmak amacıyla Akdeniz Üniversitesi bünyesinde önemli bir altyapı oluşturduklarını aktaran Çoban, "Bu çalışmaları daha ileriye taşımak amacıyla 2019 yılında Akdeniz Üniversitesi bünyesinde Verem Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi'ni kurarak araştırma, tanı ve eğitim faaliyetlerini aynı çatı altında buluşturan önemli bir altyapı oluşturduk" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>Uluslararası patentli özgün besiyeri geliştirdiler</strong><br />
Mikobakterilerin laboratuvar ortamında çoğaltılması amacıyla özgün bir besiyeri geliştirdiklerini kaydeden Çoban, çalışmanın uluslararası patentle korunduğunu belirterek, "Bunun yanı sıra, mikobakterilerin laboratuvar ortamında çoğaltılmasına yönelik geliştirdiğimiz ve uluslararası patentle korunan özgün besiyeri AYC.2.1. broth ve AYC.2.2. agar gibi yenilikçi çalışmalarla, temel bilim araştırmalarını uygulamaya dönüştürmeyi hedefliyoruz.</p>

<p>Amacımız, laboratuvar bulgularını klinik uygulamaya aktararak tüberkülozun tanı ve tedavisine katkı sağlamak ve bu alandaki uluslararası bilgi birikimine yeni veriler kazandırmaktır" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>"İlaç dirençli suşların artışı mücadeleyi zorlaştırıyor"</strong><br />
Tüberkülozla mücadelede karşılaşılan en önemli sorunlardan birinin ilaç direnci olduğuna dikkati çeken Çoban, "Günümüzde tüberkülozla mücadelede en önemli sorunlardan biri, çok ilaca dirençli (MDR-TB) ve yaygın ilaç dirençli (XDR-TB) suşların artış göstermesidir. Bunun yanında tanıda yaşanan gecikmeler, yeni ilaçlara karşı direnç gelişimi ve bazı bölgelerde sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan güçlükler de mücadeleyi zorlaştırmaktadır" dedi.</p>

<p>Türkiye'de tüberküloz kontrol programlarının başarılı şekilde yürütüldüğünü ifade eden Çoban, dirençli vakaların erken teşhis edilmesi ve moleküler epidemiyolojik çalışmaların artırılması gerektiğini vurguladı. Çoban, "Türkiye'de tüberküloz kontrol programları başarılı şekilde yürütülmekle birlikte, dirençli olguların erken tanısı ve moleküler epidemiyolojik çalışmaların artırılması önem taşımaktadır.</p>

<p>Dünya genelinde ise hızlı, düşük maliyetli tanı yöntemleri, yeni antitüberküloz ilaçların geliştirilmesi ve direnç mekanizmalarının daha iyi anlaşılmasına yönelik araştırmalara ihtiyaç bulunmaktadır" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>"Başarı, ekip arkadaşlarımızın ve öğrencilerimizin ortak ürünüdür"</strong><br />
Uluslararası sıralamada elde ettiği başarıyı kişisel bir kazanım olarak görmediğini dile getiren Çoban, "Bu tür uluslararası sıralamalar elbette memnuniyet verici olmakla birlikte, benim için asıl anlamı yıllardır aynı kararlılıkla sürdürdüğümüz bilimsel çalışmaların uluslararası düzeyde görünürlük kazanmış olmasıdır. Bu başarı yalnızca kişisel bir kazanım değil; birlikte çalıştığım ekip arkadaşlarımın, öğrencilerimin, Akdeniz Üniversitesi'nin ve ülkemizde bilimsel araştırmalara sağlanan desteklerin ortak bir ürünüdür" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sıralamaları bir hedef değil, daha nitelikli çalışmalar üretmek için motivasyon kaynağı olarak değerlendirdiğini belirten Çoban, "Bu tür değerlendirmeleri bir hedef olarak değil, daha nitelikli araştırmalar üretmek ve ülkemizi uluslararası bilim dünyasında en iyi şekilde temsil etmek için motivasyon kaynağı olarak görüyorum. Bilimde en değerli sıralamanın, üretilen bilginin insan sağlığına ve topluma sağladığı katkı olduğuna inanıyorum. Bu nedenle çalışmalarımıza aynı azim ve sorumlulukla devam edeceğiz" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/akdeniz-universitesinden-verem-arastirmalarinda-dunya-capinda-basari</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 15:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/gdsg-2.png" type="image/jpeg" length="48231"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
