<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Güney Haberci - Antalya'nın Bir Numaralı Haber Portalı</title>
    <link>https://www.guneyhaberci.com.tr</link>
    <description>Antalya Haberleri</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/rss/saglik-ve-yasam" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 20 Jul 2026 10:15:20 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/rss/saglik-ve-yasam"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi'nde 3'üncü rahim nakli operasyonu başladı!]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/akdeniz-universitesinde-3uncu-rahim-nakli-operasyonu-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/akdeniz-universitesinde-3uncu-rahim-nakli-operasyonu-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyada kadavradan ilk rahim naklini gerçekleştirerek tıp tarihine geçen Akdeniz Üniversitesi'nde, Türkiye'nin 3'üncü rahim nakli operasyonu başladı. Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Prof. Dr. Ömer Özkan öncülüğündeki ekip, anne olma hayali kuran 36 yaşındaki M.B. için ameliyata girdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -<br />
Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ile Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan'ın öncülüğünde gerçekleştirilen operasyon için sabah saat 07.30'da hazırlıklara başlandı. Yaklaşık saat 09.00'da başlayan ameliyatta, kadavradan alınan rahim M.B.'ye nakledilecek.</p>

<p><img height="987" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-16-150935-28.png" width="1396" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dünyada ilk kez 2011 yılında kadavradan rahim naklini başarıyla gerçekleştirerek tıp tarihine geçen ve literatüre "Özkan Tekniği" olarak giren cerrahi yöntem, Türkiye'de üçüncü kez uygulanıyor.</p>

<p>Üniversitede 2011 yılında Derya Sert'e gerçekleştirilen Türkiye'nin ilk kadavradan rahim naklinin ardından, 2021 yılında Havva Erdem'e de aynı operasyon başarıyla uygulanmıştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/akdeniz-universitesinde-3uncu-rahim-nakli-operasyonu-basladi</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 13:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-17-114555-16.png" type="image/jpeg" length="74382"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gazipaşa Devlet Hastanesi'nde yeni başhekim görevine başladı]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/gazipasa-devlet-hastanesinde-yeni-bashekim-gorevine-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/gazipasa-devlet-hastanesinde-yeni-bashekim-gorevine-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazipaşa Devlet Hastanesi'nde başhekimlik görevine atanan Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ali Gök, görevine başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Geylani Topaloğlu<br />
ANTALYA (İHA) -<br />
Sağlık Bakanlığı tarafından Gazipaşa Devlet Hastanesi Başhekimliği görevine atanan Op. Dr. Ali Gök, görev süresi sona eren Dr. Adil Çelik'ten görevi devralarak mesaisine başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Göreve başlamasının ardından hastane yönetimi ve sağlık çalışanlarıyla bir araya gelen Gök, hastanedeki ilk mesaisini gerçekleştirdi.</p>

<p>Başhekimlik görevindeki değişimle birlikte Gazipaşa Devlet Hastanesi'nde yeni yönetim dönemi başlamış oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/gazipasa-devlet-hastanesinde-yeni-bashekim-gorevine-basladi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 16:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/i-m-g-6634.jpeg" type="image/jpeg" length="33789"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yıllar sonra gelen mucize: Bağış annesini hayata bağladı!]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/yillar-sonra-gelen-mucize-bagis-annesini-hayata-bagladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/yillar-sonra-gelen-mucize-bagis-annesini-hayata-bagladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizli'de yaşayan 34 yaşındaki Sezer Çümen'in 6 yıl önce kan bağışı için girdiği Kızılay'da hiç tanımadığı bir hastaya umut olmak için yaptığı kök hücre bağışı, yıllar sonra lösemiyle mücadele eden annesinin hayatını kurtardı. Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi'nde (TÜRKÖK) 1,2 milyon kişinin tarandığı süreçte hastaya yüzde 100 uyum sağlayan donörün kendi oğlu çıkması, doktorların "milyonda bir" diye nitelendirdiği bir umut hikayesine dönüştü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Suat Metin<br />
ANTALYA (İHA) -<br />
Denizli'de yaşayan 55 yaşındaki Fatma Çümen, 3 Mayıs 2025 yılında evinde birden ateşlendi. Tek oğlu olan Sezer Çümen'in (34) hastaneye götürdüğü kadına lösemi teşhisi konuldu. Denizli Pamukkale Üniversitesi Hastanesi'nde 1,5 aylık kemoterapi sürecinin ardından taburcu olan Fatma Çümen'in rahatsızlıkları devam etti. Ardından oğlu ile birlikte Antalya'daki Memorial Sağlık Grubu Medstar Hastanesi'ne gelen talihsiz kadına kemlik iliği nakli kararı alındı.</p>

<p><img height="915" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-16-150935-13.png" width="1476" /><br />
<br />
<strong>1,2 milyon kişi tarandı, tek uyumlu donör 6 yıl önce bağış yapan oğlu çıktı</strong><br />
İlk olarak Fatma Çümen'in kardeşlerinden örnek alındı, bir kardeşi uyumlu çıktı ancak rahatsızlığı nedeniyle bağışçı olamadı. Bunun üzerine Çümen, TÜRKÖK datasına kaydettirildi. Yapılan taramada ise hastanın 6 yıl önce Kızılay'a bağışta bulunan bir kişiyle yüzde 100 uyumlu olduğu tespit edildi.</p>

<p>Bu kişinin kendi öz oğlu Sezer Çümen çıktığının öğrenilmesinin ardından herkes şoka uğradı. Doktorları da şaşırtan olay sonrası gerekli hazırlıklar yapılıp, Fatma Çümen'e oğlundan ilik nakli gerçekleştirildi.<br />
<br />
<strong>Umutsuzluk gözyaşları sevinç gözyaşlarına dönüştü</strong><br />
Fatma Çümen'in sağlığına kavuşarak hastaneden taburcu olması ile umutsuzluk gözyaşları bir anda sevinç gözyaşlarına dönüştü. Sezer Çümen, yaşananları şu sözlerle anlattı:<br />
"6 yıl önce yolda Kızılay'a kan verirken, oradaki arkadaş ‘Gelin siz de donör bağışında bulunun' demişti. Bir gün birisine uyum sağlar ve hayatı kurtulur diye bağışta bulunmuştum.</p>

<p>Üzerinden yıllar geçti, şimdi karşımıza geldi. Annemle veri tabanında uyumlu olduğumuz ortaya çıkmış. Tabii bundan sonradan haberimiz oluyor. Kök hücre bankasından bir telefon geldi, iliğimin birine uyum sağladığını söylediler. Tabii bunun annem olduğunu ne karşı taraf ne de ben biliyorum.</p>

<p>Ardından bir telefon daha geldi ve annem olduğunu öğrendim. Çok şaşırdık, inanamadık, ağladım. Naklimizi olduk. Annem yoğun bir kemoterapi aldı, zor bir süreç ama artık toparlıyor."<br />
<br />
<strong>"Bizi örnek alarak bunu görebilirsiniz"</strong><br />
Sadece bir tüp kan vererek bir can kurtulabileceğini söyleyen Çümen, "Başkasına verseydim de bu mutluluğu yaşardım. Bu bebeğe, çocuğa ya da yetişkin bir insana çıkabilir. Kimse bana bir şey olmaz demesin. Verecek olduğunuz bir tüp kan her şeyi değiştiriyor. Bizi örnek alarak bunu görebilirsiniz" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Sevinç gözyaşı döken anne Fatma Çümen ise, "Bu yaşa getirdiğim oğlum beni kurtardı. Allah ondan razı olsun, hakkım helal olsun" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="943" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-16-133922-13.png" width="1474" /></p>

<p><strong>"Milyonda bir görülecek nadir bir durum, 12'de 12 uyum çıktı"</strong><br />
Süreçle ilgili bilgi veren Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Çetin, nakil için önce hastanın kardeşlerine bakıldığını ancak uyum sağlayan kardeşinin rahatsızlığı nedeniyle verici olamadığını belirterek, TÜRKÖK taramasında uygun donör bulunması için sürecin başlatıldığını anlattı. Yaklaşık 1,2 milyon kişinin yer aldığı verici datasından çıkan uygun donörün hastanın kendi oğlu çıkmasıyla şaşırdıklarını aktaran Çetin, "Bu milyonda bir gelecek bir pozitif rastlantı.</p>

<p>Annesinin kardeşleriyle özdeş iken kendisiyle özdeşliğini beklemiyorduk. Fakat şans eseri oğlu yüzde yüz, yani 12'de 12 uyumlu çıktı. Bunun üzerine taramayı hemen bırakıp çocuğu üzerinden ilerledik. Bu milyonda 1 görülecek nadir bir durum" dedi.<br />
<br />
<strong>"Verici olmak çok önemli ve hastaların hayatını kurtarıyor"</strong><br />
Normalde bir hastanın kardeşlerinden donör bulma şansının yüzde 25 ile 40 arasında değiştiğini ifade eden Çetin, bu gibi donör olma başvuruları sayesinde artık nakil bekleyen hastaların uygun donör bulma ihtimalinin arttığına ve bu sayede de sağlığına kavuşabildiğine dikkati çekti. Çetin, "Verici olmak çok önemli ve hastaların hayatını kurtarıyor.</p>

<p>Türkiye'nin kendi donör programı olmasaydı verici bulamayacaktık. Donör programına oğlu gidip başvurmasaydı, hastaya verici çıkmayacaktı, belki dünyada bulamayacaktık. Bu program sayesinde artık hastalarımıza uygun donörü bulabiliyoruz" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>"Sadece bir tüp kanla bağış"</strong><br />
Hemotoloji Uzmanı Doç. Dr. Müfide Okay Özgeyik de, kendilerine lösemi rahatsızlığıyla başvuran Fatma Çümen'in tedavisinde ilk başta akıllı ilaçlar kullandıklarını ancak alınan kemik iliği biyopsisinde kan değerlerinin düşüklüğünün yanında kemik iliği yetmezliği tespit edince nakil kararı aldıklarını kaydetti.</p>

<p>TÜRKÖK taramasında uygun donörün çıktığını ancak bunun 6 yıl önce bağışta bulunan oğlu olduğunu ilk etapta bilmediklerini aktaran Özgeyik, bu durumun örnek olması gerektiğini vurguladı. Özgeyik, "Böyle bir örnek varken tüm toplumumuzun TÜRKÖK gibi bağışçılar için önemli bir kaynak olan Kızılay'a bağışçı olmasını öneriyorum.</p>

<p>Her ne kadar yakınları için ihtiyaç olmasa da belki de hiç tanımadıkları lösemili çocuk ya da erişkin hasta için umut olabilirler. O hasta kendi yakınınız da olabilir. 30 yaş üstünde herhangi bir hastalığı olmayan tüm insanların sadece bir tüp kanla bağışçı olması bizim için çok önemli" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/yillar-sonra-gelen-mucize-bagis-annesini-hayata-bagladi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-17-101201-4.png" type="image/jpeg" length="50285"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi'nden verem araştırmalarında dünya çapında başarı!]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/akdeniz-universitesinden-verem-arastirmalarinda-dunya-capinda-basari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/akdeniz-universitesinden-verem-arastirmalarinda-dunya-capinda-basari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Verem araştırmalarındaki bilimsel çalışmalarıyla dünya sıralamasına giren Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Çoban, çok ilaca dirençli ve yaygın ilaç dirençli tüberküloz türlerinin artış gösterdiğini belirterek, "Tanıda yaşanan gecikmeler, yeni ilaçlara karşı direnç gelişimi ve bazı bölgelerde sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan güçlükler mücadeleyi zorlaştırmaktadır" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -<br />
Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Çoban, verem hastalığına neden olan Mycobacterium tuberculosis bakterisi üzerine yürüttüğü bilimsel çalışmalarla uluslararası akademik etki sıralamasında başarı elde etti.</p>

<p>Bilim insanlarının yayınlarını, çalışmalarına yapılan atıfları ve akademik etkilerini değerlendiren ScholarGPS tarafından yayımlanan sıralamada Çoban, Mycobacterium tuberculosis alanında yaşam boyu etki kategorisinde dünya genelinde 104'üncü sırada yer aldı. Çoban, aynı alandaki son 5 yıllık bilimsel çalışmaların değerlendirildiği kategoride ise dünya 87'ncisi oldu.</p>

<p><img height="550" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-13-114614-3.png" width="850" /></p>

<p><strong>"Yeni tanı ve tedavi yaklaşımları üzerine çalışıyoruz"</strong><br />
Tüberkülozun dünya genelinde enfeksiyon hastalıklarına bağlı ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olmayı sürdürdüğünü belirten Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Çoban, "Tüberküloz (verem), dünya genelinde enfeksiyon hastalıklarına bağlı ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olmaya devam etmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışmalarımız ağırlıklı olarak verem hastalığının etkeni olan Mycobacterium tuberculosis için yeni tanı ve ilaç duyarlılık yöntemlerinin geliştirilmesi, antitüberküloz ilaçların etkinliğinin değerlendirilmesi ve yeni tedavi yaklaşımlarının araştırılması üzerine yoğunlaşmaktadır. Özellikle ilaç dirençli tüberkülozun erken ve doğru tanılanmasına yönelik yöntem geliştirme çalışmaları ile mevcut tedavi seçeneklerinin etkinliğini artırmaya yönelik araştırmalar yürütüyoruz" dedi.</p>

<p>Araştırma, tanı ve eğitim faaliyetlerini aynı çatı altında buluşturmak amacıyla Akdeniz Üniversitesi bünyesinde önemli bir altyapı oluşturduklarını aktaran Çoban, "Bu çalışmaları daha ileriye taşımak amacıyla 2019 yılında Akdeniz Üniversitesi bünyesinde Verem Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi'ni kurarak araştırma, tanı ve eğitim faaliyetlerini aynı çatı altında buluşturan önemli bir altyapı oluşturduk" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>Uluslararası patentli özgün besiyeri geliştirdiler</strong><br />
Mikobakterilerin laboratuvar ortamında çoğaltılması amacıyla özgün bir besiyeri geliştirdiklerini kaydeden Çoban, çalışmanın uluslararası patentle korunduğunu belirterek, "Bunun yanı sıra, mikobakterilerin laboratuvar ortamında çoğaltılmasına yönelik geliştirdiğimiz ve uluslararası patentle korunan özgün besiyeri AYC.2.1. broth ve AYC.2.2. agar gibi yenilikçi çalışmalarla, temel bilim araştırmalarını uygulamaya dönüştürmeyi hedefliyoruz.</p>

<p>Amacımız, laboratuvar bulgularını klinik uygulamaya aktararak tüberkülozun tanı ve tedavisine katkı sağlamak ve bu alandaki uluslararası bilgi birikimine yeni veriler kazandırmaktır" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>"İlaç dirençli suşların artışı mücadeleyi zorlaştırıyor"</strong><br />
Tüberkülozla mücadelede karşılaşılan en önemli sorunlardan birinin ilaç direnci olduğuna dikkati çeken Çoban, "Günümüzde tüberkülozla mücadelede en önemli sorunlardan biri, çok ilaca dirençli (MDR-TB) ve yaygın ilaç dirençli (XDR-TB) suşların artış göstermesidir. Bunun yanında tanıda yaşanan gecikmeler, yeni ilaçlara karşı direnç gelişimi ve bazı bölgelerde sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan güçlükler de mücadeleyi zorlaştırmaktadır" dedi.</p>

<p>Türkiye'de tüberküloz kontrol programlarının başarılı şekilde yürütüldüğünü ifade eden Çoban, dirençli vakaların erken teşhis edilmesi ve moleküler epidemiyolojik çalışmaların artırılması gerektiğini vurguladı. Çoban, "Türkiye'de tüberküloz kontrol programları başarılı şekilde yürütülmekle birlikte, dirençli olguların erken tanısı ve moleküler epidemiyolojik çalışmaların artırılması önem taşımaktadır.</p>

<p>Dünya genelinde ise hızlı, düşük maliyetli tanı yöntemleri, yeni antitüberküloz ilaçların geliştirilmesi ve direnç mekanizmalarının daha iyi anlaşılmasına yönelik araştırmalara ihtiyaç bulunmaktadır" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>"Başarı, ekip arkadaşlarımızın ve öğrencilerimizin ortak ürünüdür"</strong><br />
Uluslararası sıralamada elde ettiği başarıyı kişisel bir kazanım olarak görmediğini dile getiren Çoban, "Bu tür uluslararası sıralamalar elbette memnuniyet verici olmakla birlikte, benim için asıl anlamı yıllardır aynı kararlılıkla sürdürdüğümüz bilimsel çalışmaların uluslararası düzeyde görünürlük kazanmış olmasıdır. Bu başarı yalnızca kişisel bir kazanım değil; birlikte çalıştığım ekip arkadaşlarımın, öğrencilerimin, Akdeniz Üniversitesi'nin ve ülkemizde bilimsel araştırmalara sağlanan desteklerin ortak bir ürünüdür" dedi.</p>

<p>Sıralamaları bir hedef değil, daha nitelikli çalışmalar üretmek için motivasyon kaynağı olarak değerlendirdiğini belirten Çoban, "Bu tür değerlendirmeleri bir hedef olarak değil, daha nitelikli araştırmalar üretmek ve ülkemizi uluslararası bilim dünyasında en iyi şekilde temsil etmek için motivasyon kaynağı olarak görüyorum. Bilimde en değerli sıralamanın, üretilen bilginin insan sağlığına ve topluma sağladığı katkı olduğuna inanıyorum. Bu nedenle çalışmalarımıza aynı azim ve sorumlulukla devam edeceğiz" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/akdeniz-universitesinden-verem-arastirmalarinda-dunya-capinda-basari</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 15:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/gdsg-2.png" type="image/jpeg" length="40979"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp krizi belirtilerini ciddiye alın]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/kalp-krizi-belirtilerini-ciddiye-alin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/kalp-krizi-belirtilerini-ciddiye-alin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de ölümlerin yaklaşık yüzde 36'sını oluşturan dolaşım sistemi hastalıklarına dikkat çeken Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nuri Cömert, kalp krizinin risk faktörleri, belirtileri ve kriz anında yapılması gerekenlerle ilgili uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
<br />
ANTALYA (İHA) -<br />
Modern yaşamın getirdiği stres, hareketsiz yaşam ve yanlış beslenme alışkanlıklarının kalp ve damar hastalıklarının görülme sıklığını artırdığını belirten Memorial Antalya Hastanesi kardiyoloji bölümünden Dr. Nuri Cömert, kalp krizinin erken fark edilmesi ve gerekli önlemlerin alınmasının hayati önem taşıdığını ifade etti.<br />
Kalp hastalıklarının her yaşta görülebileceğini belirten Cömert, erkeklerde 45 yaşından sonra, kadınlarda ise menopoz dönemiyle birlikte riskin belirgin şekilde arttığını kaydetti. Hareketsiz yaşam, kronik stres, sigara kullanımı, yüksek kolesterol, hipertansiyon, diyabet ve genetik yatkınlığın önemli risk faktörleri arasında yer aldığını aktardı.<br />
Düzenli sağlık kontrollerinin önemine değinen Cömert, kolesterol, kan şekeri ve tansiyon değerlerinin bilinmesi gerektiğini belirterek, temel kan testleri ve kardiyoloji muayenesi sonrasında kişiye özel risk değerlendirmesi yapılabildiğini ifade etti.<br />
Yaz aylarında etkili olan sıcak hava dalgalarının da kalp ve damar sistemi üzerinde ek yük oluşturduğunu belirten Cömert, yüksek sıcaklıkların kalp atış hızını artırabildiğini, vücudun sıvı kaybına bağlı olarak kalp krizi riskinin yükselebildiğini söyledi. Özellikle yaşlılar ile hipertansiyon ve kalp hastalığı bulunan kişilerin sıcak havalarda daha dikkatli olması gerektiğini kaydetti.<br />
Kalp krizinin genellikle göğüs ortasında baskı, sıkışma veya yanma hissiyle başladığını belirten Cömert, ağrının sol kola, sırta, boyuna veya omuza yayılabileceğini ifade etti. Ani nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı, kusma, baygınlık hissi ve bazı hastalarda sindirim sistemi şikayetlerinin de kalp krizinin belirtileri arasında yer alabildiğini dile getirdi.<br />
Kalp krizi şüphesi durumunda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi'nin aranması gerektiğini belirten Cömert, hastanın oturur veya yarı yatar pozisyona getirilmesi, sıkı kıyafetlerinin gevşetilmesi ve yalnız bırakılmaması gerektiğini ifade etti. Kalp ve solunum durması gelişmesi halinde ise temel yaşam desteği ile otomatik harici defibrilatör (AED) kullanımının önem taşıdığını söyledi.<br />
Cömert, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, sigaradan uzak durma ve stresin kontrol altına alınmasının kalp krizi riskinin azaltılmasında etkili olduğunu sözlerine ekledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/kalp-krizi-belirtilerini-ciddiye-alin</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 13:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/a-w744955-01.jpg" type="image/jpeg" length="95306"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıkışmış göbek fıtığı hayatını tehdit etti!]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/sikismis-gobek-fitigi-hayatini-tehdit-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/sikismis-gobek-fitigi-hayatini-tehdit-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da göbek fıtığı nedeniyle ağrı, karın şişliği ve nefes darlığı yaşayan 61 yaşındaki kadın, yapılan tomografinin ardından acil ameliyata alındı. Bağırsaklarının yaklaşık 40 santimetrelik bölümünde kangren ve delinme tespit edilen kadın, yoğun bakım sürecinin ardından sağlığına kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Begüm Aksoy - İbrahim Sönmez<br />
ANTALYA (İHA) -<br />
Antalya'da uzun süredir göbek fıtığı şikayeti bulunan 61 yaşındaki Nihal Uygun, ağrılarının artması, karın bölgesinde şişlik ve nefes darlığı şikayetleri üzerine Medical Park Antalya Hastanesi'nde tedavi altına alındı. Yapılan değerlendirme ve tomografi sonuçlarında fıtığın sıkıştığı belirlenince Uygun, Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gökhan Ateş tarafından vakit kaybedilmeden ameliyata alındı. Ameliyatta, Uygun'un bağırsağının yaklaşık 40 santimetrelik bölümünde kangren geliştiği, bir kısmında ise delinme meydana geldiği belirlendi. Bağırsak içeriğinin karın boşluğuna aktığı, buna bağlı olarak sepsis, böbrek, karaciğer, akciğer ve solunum sistemiyle ilgili ciddi sorunlar oluştuğu ifade edildi. Ameliyatın ardından yoğun bakımda solunum cihazına bağlı takip edilen Uygun, yaklaşık 15 günlük tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuştu.<br />
"Yemesem de karnım şişiyordu, nefesim daralıyordu"<br />
Göbek fıtığı nedeniyle uzun süre ağrı çektiğini anlatan Nihal Uygun, yaşadığı süreci şöyle anlattı: "Göbek fıtığı ameliyatı yaptılar. Hep ağrı sancı içindeydim. Hep karnım ağrıyordu, devamlı kilo alıyordum, yemesem de karnım şişiyordu. Ayakta duramıyordum, nefesim daralıyordu. İşleri kolaylıkla yapamıyordum. Yoğun bakımda da 4-5 gün yattım ve sağlığıma kavuştum"<br />
Daha önce de farklı rahatsızlıkları nedeniyle de Op. Dr. Gökhan Ateş'e başvurduğunu belirten Uygun, "Daha önce benim mide fıtığı ve gastrit rahatsızlıklarım vardı, onu da Gökhan hoca bulmuştu. 1-1.5 yıldır göbek fıtığı rahatsızlığım vardı, ondan da kurtuldum" dedi.<br />
<br />
"Fıtık deyip hafife almamak lazım"<br />
Medical Park Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gökhan Ateş, hastanın uzun süredir göbek fıtığı şikayeti bulunduğunu belirterek, son dönemde ağrı, bulantı ve kusma şikayetlerinin arttığını söyledi. Tomografi görüntülerinde sıkışmış göbek fıtığını gördüklerini ifade eden Ateş, "Sıkışmış göbek fıtığı olayını görür görmez direkt ameliyata aldım. Fıtık deyip hafife almamak lazım. Hastamızda olduğu gibi kangrene, hatta kangren olup bağırsakların delinmesine kadar gidebiliyor olay" dedi.<br />
Uygun'un hastaneye geldiğinde durumunun ağır olduğunu belirten Ateş, ameliyat sırasında karşılaştıkları tabloyu şu sözlerle aktardı: "Hastamızda 40 santim kadar bağırsak kangren olmuş, bir bölümü delinmiş, büyük abdest karnına akmış. Sepsis dediğimiz kan zehirlenmesine ve çoklu organ yetmezliğine kadar gitmişti durum. Böbrek yetmezliği, böbrek üstü bezi yetmezliği, karaciğer yetmezliği, akciğer ve solunumda sıkıntıları vardı. Solunum cihazına bağlı yoğun bakımda bir süre takip ettik."<br />
"Mutlu bir şekilde evine gönderiyoruz"<br />
Tedavi sürecinin olumlu ilerlediğini belirten Ateş, hastanın organ fonksiyonlarının toparladığını söyledi. Ateş, "Böbreklerimiz iyi şu anda. Böbrek üstü bezimiz iyi, akciğerlerimiz iyi. Güzel toparladık ve mutlu bir şekilde evine gönderiyoruz" ifadelerini kullandı.<br />
Fıtıkların zamanında tedavi edildiğinde genellikle daha kolay müdahale edilebilen rahatsızlıklar olduğunu vurgulayan Ateş, ihmal edildiğinde ise hayati risk oluşturabileceğine dikkat çekerek, "Fıtıklar çok basit görünen, tedavisi de çok kolay yapılan rahatsızlıklar. Laparoskopik yöntemle bir gece yatırıp rahat bir şekilde ameliyat edip gönderebiliyoruz. Ancak kontrolden çıktığı zaman, sıkıştığında, kangren olduğunda hatta delindiğinde ölümcül dahi olabilen durumlardır. O yüzden fıtık deyip hafife almamak lazım. Zamanında müdahaleyle kurtulmak lazım" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/sikismis-gobek-fitigi-hayatini-tehdit-etti</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 13:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/a-w744925-01.jpg" type="image/jpeg" length="83669"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kireçlenmede 60 yaş üzeri ve kadınlarda risk artıyor]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/kireclenmede-60-yas-uzeri-ve-kadinlarda-risk-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/kireclenmede-60-yas-uzeri-ve-kadinlarda-risk-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İleri yaşla birlikte sık görülen kıkırdak aşınması, diz ve kalça ağrılarının birçok kişinin günlük yaşamını olumsuz etkilediğini belirten Op. Dr. Mustafa Kunt, kireçlenmede 60 yaş üzeri ve kadınlarda riskin arttığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -<br />
Halk arasında "kireçlenme" veya "sıvı tükenmesi" olarak bilinen kıkırdak aşınması, bir noktadan sonra hayatı çekilmez hale getirebiliyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü'nden Op. Dr. Mustafa Kunt, diz ve kalça protezi cerrahisi hakkında bilgi verdi.</p>

<p>Protez ameliyatlarının en çok diz ve kalça kireçlenmelerinde uygulandığını söyleyen Op. Dr. Kunt, "Protez ameliyatları, aslında bir 'yüzey yenileme' veya 'yüzey değiştirme' işlemidir. Dizde veya kalçada aşınan eklem yüzeyleri uygun protez malzemelerle değiştirilir. Her iki ameliyatın da başarı oranları, yani hasta memnuniyet oranları çok yüksektir" dedi.<br />
<br />
<strong>60 yaş üzeri ve kadınlarda risk artıyor</strong><br />
Kireçlenmede 60 yaş üzeri ve kadınlarda riskin arttığını ifade eden Op. Dr. Mustafa Kunt, "Kireçlenme genellikle 60 yaş ve üzeri bireylerde görülse de aşırı kilo, eski spor yaralanmaları, kalça çıkığı öyküsü, romatizmal hastalıklar veya genetik yatkınlık nedeniyle daha genç yaşlarda da karşımıza çıkabiliyor.</p>

<p>Özellikle kadınlarda menopoz sonrası dönemde kemik ve kıkırdak yapısındaki değişimlerle birlikte bu sorunlara daha sık rastlanıyor. Ameliyat kararında ağrının derecesi ve hastanın sosyal hayatını kısıtlama düzeyi dikkatle değerlendirilir. Bunun yanında röntgen, gerekirse MR ve kan tetkikleriyle ameliyat kararı verilir. Protez cerrahisi, yaşam kalitesini yükselten tıbbın çok başarılı işlemlerinden biridir" şeklinde konuştu.<br />
<br />
<strong>Cerrahinin altın kuralları</strong><br />
Protezin hastanın kemik yapısına uygun olması gerektiğini söyleyen Op. Dr. Kunt, "Bu sebeple malzeme seçimi önemlidir. Bunun yanında steril şartların sağlandığı, güvenli bir ameliyathanede tecrübeli bir cerrahi ekiple yapılacak ameliyat başarıyı artırıcı bir faktördür. Diz ve kalça protezi ameliyatları, modern tıbbın insan konforunu artırıcı en başarılı işlemlerindendir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Protez cerrahisi konusunda tecrübeli bir cerrahın hastayla ameliyat öncesi ve sonrası iyi iletişim kurarak maksimum ameliyat güvenliği sağlanmış hastanelerde yapacağı işlemlerin hasta memnuniyeti tartışmasız yüksek olacaktır" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/kireclenmede-60-yas-uzeri-ve-kadinlarda-risk-artiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 11:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-08-101546-4.png" type="image/jpeg" length="63028"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Göksu Mahallesi’ne Aile Sağlığı Merkezi]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/goksu-mahallesine-aile-sagligi-merkezi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/goksu-mahallesine-aile-sagligi-merkezi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kepez Belediyesi ve hayırsever desteğiyle Göksu Mahallesi’ne Aile Sağlığı Merkezi(ASM) kazandırılıyor. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesinin öncelikleri arasında yer aldığını vurgulayan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, "Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine daha hızlı ve kolay erişebilmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Göksu Mahallemize kazandırılacak bu merkez, bölgedeki önemli bir ihtiyacı karşılayacak ve sağlık altyapımıza katkı sunacak" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -<br />
Kepez’in sağlık yatırımlarına bir yenisi daha ekleniyor. Göksu Mahallesi’ne kazandırılacak Aile Sağlığı Merkezi’nin ilk adımı, imzalanan protokolle atıldı. Antalya İl Sağlık Müdürlüğü’nde düzenlenen törende; Antalya Valisi Hulusi Şahin, İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Göksu Mahalle Muhtarı Gülten Yurtlak ile hayırsever iş insanları Süleyman Toprak ve Alparslan Bayrak hazır bulundu.</p>

<p>Göksu Mahallesi 27291 ada içerisinde, mülkiyeti Kepez Belediyesi’ne ait park alanına inşa edilecek olan altı hekimli Alphan-Toprak Aile Sağlığı Merkezi, yaklaşık 500 metrekare kapalı alana sahip olacak. Sağlık merkezinin sekiz ay içerisinde tamamlanarak Antalya İl Sağlık Müdürlüğü’ne teslim edilmesi hedefleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="934" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-06-110258-5.png" width="1470" /></p>

<p><strong>"Birinci basamak sağlık yatırımları önceliğimiz"</strong><br />
Protokol töreninin ardından bir açıklama yapan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, ilçeye yeni bir Aile Sağlığı Merkezi kazandırmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirterek, birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesinin öncelikleri arasında yer aldığını ifade etti.</p>

<p>Başkan Kocagöz, "Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine daha hızlı ve kolay erişebilmesi için çalışıyoruz. Göksu Mahallemize kazandırılacak sağlık merkezi, bölgedeki önemli bir ihtiyacı karşılayacak ve sağlık altyapımıza önemli bir katkı sağlayacaktır. Vatandaşlarımıza şimdiden hayırlı olsun" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/goksu-mahallesine-aile-sagligi-merkezi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 12:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-06-120448-2.png" type="image/jpeg" length="76149"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz aylarında anne ve bebek sağlığını korumanın 5 altın kuralı]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/yaz-aylarinda-anne-ve-bebek-sagligini-korumanin-5-altin-kurali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/yaz-aylarinda-anne-ve-bebek-sagligini-korumanin-5-altin-kurali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan sıcaklık ve nemin, hamilelik sürecinde anne adaylarını daha fazla etkileyebileceğini belirten Op. Dr. Bilgi Uslu Aybar, yeterli sıvı tüketimi, güneşten korunma, dengeli beslenme ve aşırı sıcaktan kaçınmanın hem anne hem de bebeğin sağlığı açısından büyük önem taşıdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -<br />
Hamilelik, bir kadının hayatındaki en özel dönemlerden biri olarak görülüyor. Bu süreçte anne adayının vücudunda hem fiziksel hem de duygusal büyük değişimler yaşanıyor. Bebeğin sağlıklı gelişimi için anne adayının beslenmesinden uyku düzenine, hareketliliğinden stres yönetimine kadar birçok faktöre dikkat edilmesi gerekiyor.</p>

<p>Özellikle yaz aylarında artan hava sıcaklığı, nem oranı ve terleme, hamilelik sürecini daha da zorlayıcı hale getirebiliyor. Dehidrasyon, vücut ısısının yükselmesi, enfeksiyon riski ve yorgunluk gibi etkenler hem anne hem de bebek için ek önlemler alınmasını zorunlu kılıyor. Memorial Antalya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü'nden Op. Dr. Bilgi Uslu Aybar, yaz mevsiminde hamilelik yaşayan anne adaylarının karşılaşabileceği riskler ve korunma yöntemleri hakkında önemli bilgiler verdi.<br />
<br />
<strong>Gebelik sürecinde olanların yaz aylarında dikkat etmesi gerekenler</strong><br />
Op. Dr. Aybar, gebelik süreci, özellikle yaz aylarında anne adayından ekstra özen ve dikkat talep ettiğini ifade ederek, "Vücut zaten bebeğin ihtiyaçlarını karşılamak için yoğun bir çaba içindeyken, yüksek sıcaklıklar bu dengeyi bozabilir. Bu dönemde anne adaylarının hem kendi sağlığını hem de bebeğin gelişimini korumak için bilinçli adımlar atması büyük önem taşımaktadır" dedi.<br />
<br />
<strong>Sıcak havalarda sıvı tüketimi hayati önem taşır</strong><br />
Gebelik sürecinde özellikle dikkat edilmesi gerekenleri anlatan Op. Dr. Aybar, "Yaz aylarında vücut daha fazla sıvı kaybeder. Hamilelikte günlük en az 2,5-3 litre su tüketimi önerilir. Susuzluk hissetmeden düzenli aralıklarla su içmek, idrar yolu enfeksiyonları ve erken doğum riskini azaltır. Sade suyun yanı sıra taze sıkılmış meyve suları ve ayran da tercih edilebilir.</p>

<p>Özellikle 11.00-16.00 saatleri arasında doğrudan güneş altında bulunulmamalıdır. Hafif, pamuklu, açık renkli ve bol kıyafetler giyilmeli, geniş kenarlı şapka ve güneş gözlüğü kullanılmalıdır. Klima veya vantilatörle serin ortamlar tercih edilmelidir. Yazın enfeksiyon riski artar. Havuz yerine denizin tercih edilmesi önerilir. Yüzme sonrası hemen duş alınmalı ve mayo değiştirilmelidir. İdrar yolu ve vajinal enfeksiyonlara karşı hijyen kurallarına titizlikle uyulmalıdır. Ağır ve yağlı yiyeceklerden kaçınılmalı, taze sebze-meyve ağırlıklı beslenilmelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çiğ et, suşi, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve aşırı tuzlu gıdalar riskli olabilir. Yemekler küçük porsiyonlar halinde ve sık sık tüketilmelidir. Hamilelikte yürüyüş ve hafif egzersizler yazın da devam edebilir ancak serin saatlerde yapılmalıdır. Aşırı terleme ve yorgunluk hissedildiğinde hemen dinlenilmelidir. Güneş kremi (güvenli olanlar) düzenli kullanılmalıdır. Uzun yolculuklarda mola verilerek bacaklarda kan dolaşımı desteklenmelidir. Reflü ve şişkinlik şikayetleri artabileceğinden yatmadan 2-3 saat önce yemek yenmemelidir" şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/yaz-aylarinda-anne-ve-bebek-sagligini-korumanin-5-altin-kurali</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-01-093214-6.png" type="image/jpeg" length="61149"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Artık Düzelemem" düşüncesi geride kaldı!]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/sanirim-duzelemeyecegim-dedi-antalyada-yeniden-yurumeye-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/sanirim-duzelemeyecegim-dedi-antalyada-yeniden-yurumeye-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da başvurduğu hastanede durumu riskli görülerek Antalya'ya gelen bağırsak kangreni hastası 20 yaşındaki Sudenur Erboy, uygulanan medikal tedaviyle sağlığına kavuştu. Yaklaşık 4 ay boyunca yürümekte, nefes almakta ve günlük yaşamını sürdürmekte zorlandığını anlatan Erboy, "20 yaşında biri için bunları yaşamak bence oldukça üzücü bir durumdu. Bir ara çare bulamayacağımı düşündüm. Ta ki Gökhan hocamla tanışana kadar. Şimdi çok çok iyiyim" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Begüm Aksoy - İbrahim Sönmez<br />
ANTALYA (İHA) -<br />
Antalya'da yaşayan 20 yaşındaki Sudenur Erboy, karın ağrısı ve tuvalete çıkamama şikayetleriyle başlayan rahatsızlığı nedeniyle yaklaşık 4 ay boyunca farklı hastanelere başvurdu. Alanya'dan Denizli'ye, İstanbul'dan Antalya'ya kadar birçok hastanede tedavi aradığını anlatan Erboy'un, bağırsak kangreni tanısı sonrası durumu riskli olarak değerlendirildi.</p>

<p>İstanbul'da başvurduğu hastanede yatış alması gerektiği belirtilen genç kız, aynı gün ambulansla Antalya'ya getirildi. Medical Park Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gökhan Ateş tarafından kabul edilen Erboy, uygulanan medikal tedavinin ardından sağlığına kavuştu.</p>

<p><img height="988" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-29-094454-4.png" width="1414" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"Hayati tehlikesi çok yüksekti"</strong><br />
Medical Park Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gökhan Ateş, hastanın kendilerine şehir dışından ambulansla yönlendirildiğini belirterek, "Hastamız, karın ağrısı şikayetiyle başvurduğu hastanelerde bağırsak kangreni tanısı almış. Bu süreçte çok büyük sıkıntılar yaşamış. Bir süre müdahale edilemediği için hastalığı ilerlemiş.</p>

<p>Şehir dışından ambulansla bize yönlendirildi, biz de hastamızı kabul ettik. Gerçekten ciddi sıkıntıları vardı ve hayati tehlikesi çok yüksekti. Şu anda gayet iyi durumdayız, mutluyuz. Hatta 20 yaşını da burada kutladık. Bağırsak kangreni hızlı ilerleyen, zamanında müdahale edilmediğinde hayatı riske atan ciddi bir durumdur. Hastamızın yaşının genç olması nedeniyle muhtemelen bazı durumlar atlanmış olabilir. Ancak şu anda iyi olması bizim için en önemli nokta" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>"Geldiğinde ağrıdan nefes almakta zorlanıyordu"</strong><br />
Hastanın kendilerine geldiğinde günlük temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak durumda olduğunu aktaran Op. Dr. Ateş, "Hızlı bir şekilde kendine geldi. Yaklaşık bir ay boyunca neredeyse yürüyememiş, idrarını dahi yapamamış. Bize geldiğinde de idrarını ve büyük abdestini yapamıyor, ağrıdan nefes almakta zorlanıyordu.</p>

<p>Şimdi ise çok daha iyi. Hastamız gelir gelmez medikal tedavisine başladık. Yaklaşık 10 gün önce tedavisi uygulandı. Tedaviden sonraki 2-3 gün içerisinde kendine gelmeye başladı. Sonrasında toparlanma süreci biraz zaman aldı. Bugün 10'uncu gündeyiz ve hastamızın geldiği noktadan dolayı mutluyuz" şeklinde konuştu.<br />
<br />
<strong>"Doktor kontrolü dışında alınan her şey zarar verebilir"</strong><br />
Bağırsak sağlığı ve kullanılan destek ürünlerine ilişkin uyarıda da bulunan Op. Dr. Ateş, "Doktor kontrolü dışında alınan her şey, faydadan çok zarar verebilir. Kullandığımız vitaminlerden bağırsakların çalışmasına yardımcı olan maddelere kadar her şeyin doktor kontrolünde alınması gerekiyor" diye konuştu.</p>

<p><img height="946" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-29-094241-4.png" width="1474" /></p>

<p><strong>"Gezmediğim hastane kalmadı diyebilirim"</strong><br />
Alanya'dan geldiğini belirten Sudenur Erboy ise yaklaşık 4 aydır hastalıkla mücadele ettiğini söyledi. Denizli, İstanbul ve Antalya'da birçok hastaneye başvurduğunu anlatan Erboy, "Alanya'dan geliyorum. Yaklaşık 4 aydır bu hastalıkla mücadele ediyorum. Daha önce birçok hastaneye başvurdum, farklı illere gittim. Denizli, İstanbul ve Antalya'da gezmediğim hastane kalmadı diyebilirim. Çok kez başvurdum ancak genelde hekimler sanırım sorumluluk almak istemedi. Tuvaletime çıkamadığım için bu durumu biraz psikolojime yordular" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>"İstanbul'dan ambulansla Antalya'ya geldim"</strong><br />
Tedaviye yanıt bulamayınca İstanbul'a gittiğini, burada da birçok hastaneye başvurduğunu anlatan Erboy, "Tedavime bulunduğum yerde yanıt bulamayınca il değiştirdim, İstanbul'a gittim. İstanbul'da da birçok hastaneye başvurdum. En son gittiğim hastanede, durumumun çok riskli olduğu ve hemen yatış almam gerektiği söylendi.</p>

<p>Biz de aynı gün acil bir şekilde ambulansla Antalya'ya geri geldik. Gökhan hocamızı tanıdıklarımız aracılığıyla duyduk, bu konuda gerçekten çok iyi olduğunu öğrendik. Sağ olsun, Gökhan hocam da beni kabul etti. Burada çok güzel bir şekilde iyileştim" dedi.</p>

<p>Yaşadığı sürecin günlük hayatını tamamen etkilediğini dile getiren Erboy, "Öncesinde yürüyemiyor, kalkamıyordum. Sürekli kramp ve sancılar yaşıyordum. Doktora gittiğimde herhangi bir yatış yapılmadı, bana yalnızca ilaçlarla düzelebileceği söylendi. Ancak ilaçlarla düzelmedim.</p>

<p>Sonunda gerçekten kendime geldiğim için çok mutluyum. Artık yürüyorum, nefes alabiliyorum. Çok mutluyum ve Gökhan hocamla tanıştığım için de kendimi çok şanslı hissediyorum" dedi.<br />
<br />
<strong>"20 yaşında biri için çok üzücü bir durumdu"</strong><br />
Denizli'de çocuk gelişimi okuduğunu ve mezuniyet yılına hazırlandığını belirten Erboy, hastalığın eğitim ve sosyal hayatını da olumsuz etkilediğini anlattı. Erboy, "Denizli'de okuyorum, öğrenciyim. Hastalığımın beslenme şeklimle ilgili olabileceğini düşünüyorum. Ne kadar dikkat etmeye çalışsam da biraz kiloluydum, bu süreçte zayıfladım. Sanırım beslenmem, stres, sınavlar ve mezuniyet senemde olmam bu durumu etkiledi. Aynı zamanda stajımı da yapıyordum. O yoğun tempoda, muhtemelen yorgunluğun da etkisi oldu" dedi.</p>

<p>Hastalık sürecinde sosyal hayatının tamamen durduğunu belirten Erboy, "Hastalık sürecinde yürüyemiyordum, herhangi bir sosyal hayatım kalmamıştı. Bu dönemde bir yandan da staj görüyordum. Çocuk gelişimi okuyorum. Anaokuluna gidip gelirken kendi enerjim olmadığı için çocuklara da yeterince enerji verebildiğimi düşünmüyordum.</p>

<p>Çok zorlandım. Sürekli yatıyordum. Hafta içi, hafta sonu fark etmiyordu; işim biter bitmez gidip kendimi yatağa atıyordum. Çok zor bir süreçti. 20 yaşında biri için bunları yaşamak bence oldukça üzücü bir durumdu" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>"Sanırım düzelemeyeceğim dedim"</strong><br />
Uzun süre çare aramanın psikolojik olarak da kendisini yıprattığını söyleyen Erboy, "Bir ara çare bulamayacağımı düşündüm. Sürekli il değiştirdik, hastane hastane gezdik. Artık insanın gerçekten psikolojisi bozuluyor. ‘Sanırım düzelemeyeceğim' dedim. Ta ki Gökhan hocamla tanışana kadar. Şimdi çok çok iyiyim" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/sanirim-duzelemeyecegim-dedi-antalyada-yeniden-yurumeye-basladi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 10:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-29-094505-6.png" type="image/jpeg" length="82253"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzm. Dr. İrem Özçelik: "Sıcak çarpması böbrek yetmezliği, beyin hasarı ve hatta ölüme yol açabilir"]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/uzm-dr-irem-ozcelik-sicak-carpmasi-bobrek-yetmezligi-beyin-hasari-ve-hatta-olume-yol-acabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/uzm-dr-irem-ozcelik-sicak-carpmasi-bobrek-yetmezligi-beyin-hasari-ve-hatta-olume-yol-acabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İç Hastalıkları Uzm. Dr. İrem Özçelik, yazın en tehlikeli sağlık sorunlarından biri olan sıcak çarpması konusunda uyarılarda bulundu. Özçelik, "Sıcak çarpması erken müdahale edildiğinde genellikle kalıcı hasar bırakmıyor. Ancak gecikildiğinde böbrek yetmezliği, beyin hasarı ve hatta ölüm riski taşıyor" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -<br />
Yaz aylarında etkisini artıran aşırı sıcakların, özellikle risk grubundaki kişiler için ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Memorial Antalya Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. İrem Özçelik, sıcak çarpmasının hayati tehlike oluşturabilen acil bir durum olduğunu söyledi. Özçelik, sıcak çarpmasının belirtileri, risk grupları ve alınması gereken önlemler hakkında önemli bilgiler paylaştı.<br />
<br />
<strong>Hayati tehlike oluşturabilir</strong><br />
Sıcak çarpmasının vücut ısısının kontrol mekanizmalarının bozulması sonucu ortaya çıktığını belirten Özçelik, "Sıcak çarpması, vücut ısısının kontrol mekanizmalarının bozulması sonucu ortaya çıkan ve hayati tehlike oluşturabilen acil bir durumdur. Vücut 40°C ve üzeri sıcaklığa ulaştığında terleme mekanizması yetersiz kalır, ısı dağılımı bozulur ve organ hasarları başlayabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle yaşlılar, çocuklar, kronik hastalığı olanlar ve açık havada çalışanlar risk grubundadır. Sıcak çarpması sadece güneş altında olmaz. Kapalı, havasız ve çok sıcak ortamlarda da gelişebilir. Unutulmamalıdır ki park halindeki bir aracın iç sıcaklığı yaz aylarında dakikalar içerisinde tehlikeli seviyelere ulaşabilir. Bu nedenle çocuklar, yaşlılar ve evcil hayvanlar camlar açık olsa dahi araç içinde bırakılmamalıdır" dedi.<br />
<br />
<strong>Belirtilere dikkat</strong><br />
Sıcak çarpmasının genellikle ani başladığını ifade eden Özçelik, "Sıcak çarpması genellikle ani başlar ve yüksek vücut sıcaklığı (40°C ve üzeri), sıcak ve kızarık cilt, şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı, kusma, hızlı nabız ve nefes alma, kas krampları ile bilinç bulanıklığı, kafa karışıklığı ve hatta bayılma gibi belirtilerle kendini gösterir" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>Kimler daha fazla risk altında</strong><br />
Risk grubunda yer alan kişilere dikkat çeken Özçelik, "65 yaş üstü bireyler, bebekler ve küçük çocuklar, kalp, tansiyon ve diyabet gibi kronik hastalığı bulunanlar, aşırı kilolu kişiler, alkol ve bazı ilaçları kullananlar ile açık alanda uzun süre kalanlar, tarım işçileri ve sporcular sıcak çarpması açısından daha fazla risk altındadır" dedi.<br />
<br />
<strong>Sıcak çarpmasını önlemek için 7 önemli ipucu</strong><br />
Sıcak çarpmasına karşı alınabilecek önlemleri sıralayan Özçelik, "Susamasanız bile günde en az 2,5-3 litre su tüketmeye özen gösterin. Ancak kalp veya böbrek hastalığı nedeniyle sıvı kısıtlaması bulunan kişiler doktorlarının önerdiği miktara uymalıdır. Alkol, yoğun kafeinli ve şekerli içeceklerden uzak durulmalıdır. Bebekler susadıklarını ifade edemez, yaşlılarda ise susama hissi azalabilir. Bu nedenle düzenli olarak su içmeleri sağlanmalıdır. Yoğun terleme sonrası sadece su değil elektrolit kaybı da yaşanır.</p>

<p>Uzun süre sıcakta çalışan veya yoğun fiziksel aktivite yapan kişiler, doktor önerisi doğrultusunda sade maden suyu ya da şekersiz elektrolit içeren içeceklerden faydalanabilir" ifadelerini kullandı. Özçelik, "Güneşin en dik olduğu 11.00 ile 16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalı, pamuklu, bol ve açık renkli kıyafetler tercih edilmeli ve güneş gözlüğü kullanılmalıdır. Klima veya vantilatör ile serin kalınmalı, serin duş alınmalı, ağır fiziksel aktivitelerden kaçınılmalı ve risk grubundaki kişiler sık sık kontrol edilmelidir" dedi.<br />
<br />
<strong>Belirtileri fark ettiğinizde hemen harekete geçin</strong><br />
Sıcak çarpmasında ilk müdahalenin hayati önem taşıdığını vurgulayan Özçelik, "Şüphe durumunda kişiyi serin bir yere alın, kıyafetlerini gevşetin ve gerekirse fazla kıyafetleri çıkarın. Boyun, koltuk altı ve kasık bölgelerini serin ya da soğuk su ile ıslatın. Bilinci kapalı kişilere ağızdan su vermeyin ve derhal 112 Acil'i arayarak tıbbi yardım isteyin" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/uzm-dr-irem-ozcelik-sicak-carpmasi-bobrek-yetmezligi-beyin-hasari-ve-hatta-olume-yol-acabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-27-164322-7.png" type="image/jpeg" length="33216"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bağırsak kanseri ve yüzlerce polip tek ameliyatta tedavi edildi]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/bagirsak-kanseri-ve-yuzlerce-polip-tek-ameliyatta-tedavi-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/bagirsak-kanseri-ve-yuzlerce-polip-tek-ameliyatta-tedavi-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da yapılan kolonoskopisinde kalın bağırsağın tamamına yakınını kaplayan yüzlerce polip ve çekum bölgesinde kalın bağırsak kanseri tespit edilen hasta poliplerin ilerleyen dönemde yeni kanser odaklarına dönüşme riskine karşı yaklaşık 3,5 saat süren kapalı (laparoskopik) ameliyatla kalın bağırsağının tamamı çıkarılarak sağlığına kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Vildan Rende - Ramazan Bozca<br />
ANTALYA (İHA) -<br />
Antalya'da Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne (dış merkezde yapılan kolonoskopide çok sayıda polip belirlenmesi üzerine) başvuran 65 yaşındaki İbrahim Tıraş'a yapılan kontrol kolonoskopisinde kalın bağırsağın tamamına yakınını kaplayan yüzlerce polip ve çekum bölgesinde kalın bağırsak kanseri tespit edildi.</p>

<p>Poliplerin ilerleyen dönemde yeni kanser odaklarına dönüşme riskine karşı yaklaşık 3,5 saat süren kapalı (laparoskopik) ameliyatla kalın bağırsağının tamamı çıkarıldı. Başarılı operasyonun ardından İbrahim Tıraş ertesi gün ayağa kalkarken kısa sürede günlük yaşamına döndü.</p>

<p></p>

<p><img height="907" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-27-144442-10.png" width="1434" /></p>

<p><strong>Kalın bağırsakta çok sayıda polip belirlendi</strong><br />
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi ve Tıbbi Biyoteknoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özgür Dandin, hastanın dış merkezde yapılan kolonoskopide çok sayıda polip tespit edilmesi üzerine kendilerine başvurduğunu söyledi. Yapılan kontrol kolonoskopisinde kalın bağırsağın tamamına yakınını kaplayan yüzlerce polip tespit ettiklerini belirten Dandin, alınan biyopsi örneklerinin patolojik incelemesinde çekum bölgesinde de kalın bağırsak kanseri belirlendiğini ifade etti.</p>

<p>Poliplerin zaman içinde farklı bölgelerde de kansere dönüşme riski taşıdığını belirten Dandin, bu nedenle kalın bağırsağının tamamının alınmasına karar verdiklerini kaydetti.<br />
<br />
<strong>3.5 saatlik operasyonla sağlığına kavuştu</strong><br />
Patoloji sonuçlarının çekum bölgesindeki bağırsak kanseri ile yüzlerce polibi doğruladığını belirten Dandin, bunun uygulanan cerrahi yöntemin doğruluğunu ortaya koyduğunu söyledi. Yaklaşık 3,5 saat süren kapalı ameliyatta kalın bağırsağının tamamını çıkardıklarını belirten Dandin, "İnce bağırsağın polipsiz kısmını rektuma bağlayarak işlemi torba oluşturmadan tamamladık. Hastamız ameliyat sonrasında çok daha az ağrı yaşadı, kısa sürede ayağa kalktı ve komplikasyon gelişmeden taburcu edildi" dedi.<br />
<br />
<strong>Robotik ve kapalı cerrahi hastaya önemli avantaj sağlıyor</strong><br />
Akdeniz Üniversitesi'nde laparoskopik ve robotik cerrahi alanında yoğun deneyime sahip olduklarını belirten Dandin, bu yöntemlerin hastalara daha az ağrı, daha düşük komplikasyon riski ve daha kısa hastanede kalış süresi sağladığını söyledi. Ameliyat sonrası hastaları anestezinin etkisi geçer geçmez yürüttüklerini, aynı gün ya da ertesi gün ağızdan beslenmeye başladıklarını ifade eden Dandin, "Bu hastamızda da ameliyatı torba açmadan gerçekleştirdik.</p>

<p>Şu anda kemoterapi tedavisi devam ediyor ancak günlük yaşamını rahatlıkla sürdürebiliyor" diye konuştu. Hastalığın ailesel geçiş gösterebildiğine dikkati çeken Dandin, hastanın çocuklarının da taramadan geçirileceğini, geride bırakılan rektum bölümünün ise belirli aralıklarla kontrol edilerek olası risklerin yakından takip edileceğini bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="844" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-27-144428-5.png" width="1470" /></p>

<p><strong>"Torbasız ameliyat olacağımı öğrenince rahatladım"</strong><br />
Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde gerçekleştirilen başarılı ameliyat ile sağlığına yeniden kavuşan İbrahim Tıraş ise doktorunun ameliyatı torba açılmadan gerçekleştirebileceğini söylemesiyle rahatladığını belirterek, "Kendimi doktoruma emanet ettim. Başarılı geçen ameliyatın ardından ertesi gün yürümeye başladım.</p>

<p>Beş gün hastanede kaldıktan sonra taburcu oldum. Şu anda sağlıklı bir şekilde hayatıma devam ediyorum. Tedbir amaçlı kemoterapi görüyorum ve doktorumun takibi sürüyor." dedi. Tedavi sürecinde emeği geçen sağlık çalışanlarına teşekkür eden Tıraş, "Beni sağlığıma kavuşturan başta Prof. Dr. Özgür Dandin olmak üzere Akdeniz Üniversitesi yönetimine ve emeği geçen tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ediyorum" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/bagirsak-kanseri-ve-yuzlerce-polip-tek-ameliyatta-tedavi-edildi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 09:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-27-164322-4.png" type="image/jpeg" length="22728"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bebeğinizle ilk tatilinizin güvenlik kuralları]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/bebeginizle-ilk-tatilinizin-guvenlik-kurallari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/bebeginizle-ilk-tatilinizin-guvenlik-kurallari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz tatilinde bebeklerini ilk kez deniz ve havuzla tanıştıracak ailelere uyarılarda bulunan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Aytan Novruzova, güneşten korunma, su güvenliği ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -<br />
Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte birçok anne ve baba, bebeklerini ilk kez deniz ve havuzla tanıştırmanın heyecanını yaşıyor. Ancak bebeklerin hassas ciltleri ve gelişim süreçleri, tatilde yetişkinlerden çok daha farklı önlemler almayı gerektiriyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Aytan Novruzova Doğru adımlarla bebeğinizin sağlığını korumak ve unutulmaz bir tatil anısı biriktirmek için önerilerde bulundu.<br />
<br />
<strong>"Güneşin en yoğun olduğu saatlerde gölgeyi seçin"</strong><br />
Bebeklerin cildi yetişkinlere göre çok daha ince ve hassas olduğunu hatırlatan Doğru, "Bu nedenle miniklerin uzun süre doğrudan güneş altında kalmaması büyük önem taşıyor. Özellikle güneş ışınlarının dik ve en zararlı geldiği 11.00 ile 16.00 saatleri arasında plaj yerine gölge alanları tercih etmelisiniz. Altı aydan büyük bebekler için ise mutlaka doktorunuzun önerdiği, bebeklere özel güneş koruyucu kremleri kullanmalısınız" dedi.<br />
<br />
<strong>"Suya alıştırırken acele etmeyin"</strong><br />
Bebeğinizin suyla ilk teması onun gelecekteki deniz sevgisini belirleyebileceğini ifade eden Doğru, "Bu yüzden onu suya aniden sokmak yerine, ayaklarından başlayarak yavaş yavaş alıştırmalısınız. Suyun çok soğuk olmamasına dikkat etmeli ve ilk yüzme deneyimlerini birkaç dakika ile sınırlı tutmalısınız. Eğer bebeğinizde üşüme, titreme veya huzursuzluk fark ederseniz, onu hemen sudan çıkarıp kurulamalısınız" şeklinde konuştu.<br />
<br />
<strong>"Havuz hijyenine ve enfeksiyon riskine dikkat edin"</strong><br />
Havuzlar, düzenli bakım yapılmadığında enfeksiyon riskini oluşturduğu aktaran Doğru, "Bebeğinizle havuza gireceğiniz tesislerin güvenilir ve temiz olduğundan emin olmalısınız. Yüzme sırasında bebeğinizin havuz suyunu yutmamasına azami gayret göstermelisiniz. Ayrıca ishal veya benzeri şikayeti olan çocukların havuz suyuna mikrop karıştırma riski nedeniyle havuza sokulmaması gerektiğini unutmamalısınız" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>"Yüzme bezlerini sık sık değiştirin"</strong><br />
Henüz tuvalet eğitimi almamış bebekler için de tavsiyelerde bulunan Doğru, üretilen özel yüzme bezleri plajda büyük kolaylık sağlayacağını ifade etti. Doğru, "Ancak bu bezlerin dışarıya sızdırmazlık özelliği olsa da enfeksiyonları tamamen engellemediğini bilmelisiniz. Bu nedenle bebeğinizin sağlığı için yüzme bezlerini uzun süre üzerinde tutmamalı, sık aralıklarla yenisiyle değiştirmelisiniz" dedi.<br />
<br />
<strong>"Gözünüzü bir an bile bebeğinizden ayırmayın"</strong><br />
Su güvenliği, tatilin en taviz verilmez konuştuğu olduğunu altını çizen Doğru, "Bebeğiniz suyun içindeyken ya da sadece su kenarında oynarken bile her saniye bir yetişkinin gözetiminde olmalıdır. Piyasada satılan kolluklar, can simitleri ya da yüzme yelekleri harika birer yardımcıdır ancak hiçbir zaman anne ve babanın yakın takibinin yerini tutamaz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tuzlu deniz suyu ve klorlu havuz suyu, bebeklerin cildini hızla kurutabilir ve tahriş edebilir. Bu nedenle sudan çıktıktan hemen sonra bebeğinizi temiz suyla yıkamalı, iyice kurulamalı ve bebeklere uygun bir nemlendirici ile cildini rahatlatmalısınız. Alacağınız bu küçük önlemlerle bebeğinizin ilk yaz tatilini hem güvenli hem de keyifli bir eğlenceye dönüştürebilirsiniz" şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/bebeginizle-ilk-tatilinizin-guvenlik-kurallari</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 10:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-27-102155-2.png" type="image/jpeg" length="61385"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alanya Belediyesi'nden öğrenciye hijyen ve çevre eğitimi verdi]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/alanya-belediyesinden-ogrenciye-hijyen-ve-cevre-egitimi-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/alanya-belediyesinden-ogrenciye-hijyen-ve-cevre-egitimi-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alanya Belediyesi ile İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde yürütülen "Hijyen ve Çevre Eğitimi" programı başarıyla tamamlandı. Eğitim-öğretim yılı boyunca 88 okulda gerçekleştirilen eğitimlerle 4 bin 850 öğrenciye çevre bilinci ve kişisel hijyen alışkanlıkları kazandırıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -<br />
Alanya Belediyesi’nin çocuklarda erken yaşta çevre duyarlılığı ve hijyen bilinci oluşturmak amacıyla başlattığı "Hijyen ve Çevre Eğitimi" programı, Alanya Anaokulu’nda düzenlenen final etkinliğiyle sona erdi. Alanya Belediyesi ile Alanya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde yürütülen proje kapsamında eğitim-öğretim yılı boyunca ilçedeki 88 okulda öğrencilere ulaşıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Alanya Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü bünyesinde görev yapan Eğitmen Canan Özdemir tarafından verilen eğitimlerde, öğrencilere genel hijyen kuralları, doğru el yıkama teknikleri, ağız ve diş sağlığı ile temizliğin önemi hakkında bilgiler aktarıldı. Eğlenceli ve interaktif yöntemlerle gerçekleştirilen eğitimlerde çocukların günlük yaşamlarında uygulayabilecekleri sağlıklı alışkanlıklar kazanmaları hedeflendi.</p>

<p>Programın final etkinliğinde öğrenciler hem öğrendi hem de eğlendi. Eğitim sonrasında gerçekleştirilen masal anlatımı ve müzik etkinliğiyle minikler keyifli anlar yaşarken, öğrendikleri bilgileri pekiştirme fırsatı buldu. Renkli görüntülere sahne olan etkinlikte çocukların neşesi ve ilgisi dikkat çekti.</p>

<p><img height="943" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-25-115236-1.png" width="1468" /></p>

<p><strong>Çocuklarımızın hijyen eğitimi almasına büyük önem veriyoruz</strong><br />
Final programında konuşan Alanya Belediye Başkan Yardımcısı Haydar Uyar, hijyen ve çevre eğitimlerinin toplum sağlığı açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekerek şunları söyledi: "Belediyemizin temiz çevre ve kişisel hijyen konusunda verdiği eğitimleri bu eğitim-öğretim dönemi için tamamladık. Son eğitimimizi Alanya Anaokulu’nda gerçekleştirerek dönemi kapattık.</p>

<p>Her vatandaşımızın temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşaması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Özellikle çocuklarımızın hijyen eğitimi almasına büyük önem veriyoruz. Eylül ayından bu yana 88 okulda toplam 4 bin 850 öğrencimize hijyen ve çevre eğitimi verdik. Önümüzdeki yıllarda da bu eğitimlerimizi sürdürerek daha fazla çocuğumuza ulaşmayı hedefliyoruz. Programımıza destek veren tüm okullarımıza, eğitimcilerimize ve Alanya Belediyemizin emekçi personeline teşekkür ediyorum."</p>

<p><img class="" height="961" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-25-115220-1.png" width="1459" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/alanya-belediyesinden-ogrenciye-hijyen-ve-cevre-egitimi-verdi</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 11:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-25-115310-1.png" type="image/jpeg" length="36364"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sosyal medya akımı hastanelik etti!]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/sosyal-medya-akimi-hastanelik-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/sosyal-medya-akimi-hastanelik-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal medya akımlarının çocukların sağlığı üzerindeki etkilerine yönelik konuşan Çocuk Beslenme ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Kıykım, "En büyük sorun sosyal medyayla beraber beden algısının değişmesi. Ailenin çocuğu iyi takip ediyor olması lazım, incelme akımları çok tehlikeli.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hasibe Karadağ<br />
ANTALYA (İHA) - Anoreksiya başlayabiliyor, kalıcı olabiliyor. Sosyal medya akımı sonunda bir hastamız ‘A4 kağıdına sığmam gerekiyor' diye diyete başlayıp, vücut algısı bozulduğu için anoreksik olarak devam etmek, çok ciddi tedaviler almak zorunda kaldı. Çünkü artık ‘Sen zayıfsın'a ikna olamadı. Yaklaşık 2 yıldır belirli tedaviler ve diyetler almak zorunda kalıyor" dedi.</p>

<p>Sosyal mecralar toplum hayatına büyük etki ederken, uzmanlar sosyal medyanın çocuklar ve ergenlerin sağlığı üzerinde ciddi etkileri olabildiğini ifade ediyor. Kimi zaman sosyal medyadaki aşırı zayıflık ya da farklı beslenme şekillerine ilişkin akımların 18 yaş altı bireyler tarafından da uygulanabildiğini aktaran Türk Pediatri Kurumu Yönetim Kurulu Üyesi, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Beslenme ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı'ndan Prof. Dr. Ertuğrul Kıykım, önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>Antalya'daki bir programda konuşan Kıykım, bir hastasının sosyal medyada kişilerin A4 kağıdını karınlarının önüne tutarak vücutlarının bu ölçüye sığıp sığmadığına yönelik zayıflama çabalarından etkilenerek diyete başladığını ve uzun süredir tedavi almak durumunda kaldığını söyledi. Kıykım, zaman zaman ailelerin de bağışıklığı güçlendirmek, büyümeyi desteklemek gibi amaçlarla çocuklarında fazla ve gereksiz takviye kullanabildiğini söyleyerek, bilinçsiz kullanımların toksik etki yapabileceğine dikkat çekti.<br />
<br />
<strong>"Olmasını istediğinizin tam tersine dönebilir işler"</strong><br />
Bilinçsiz takviye kullanımına ilişkin konuşan Prof. Dr. Ertuğrul Kıykım, "Bu, şu anda bütün dünyanın sıkıntısı. Çoklu vitamin kullanalım, ‘Şu vitamin şuna iyi geliyormuş, illaki takviye alalım.' Sanki takviye almazsak her şey yolunda gitmeyecekmiş gibi bir durum söz konusu hale gelmiş vaziyette. Her vitamin ihtiyaç değildir, toksik etki yapabilir.</p>

<p>Başka başka gıda takviyeleri kullanalım, ‘Çocuğumuzun beyni daha gelişsin, boyu uzasın, daha güçlensin' diye çok sayıda takviye yapılıyor. Çocukta etkili olup olmayacağı belli değil, eş zamanlı da gıda güvenliğiyle ilgili sorun yaşayabilirsiniz. Olmasını istediğinizin tam tersine dönebilir işler" dedi.<br />
<br />
<strong>"İncelme akımları çok tehlikeli, aileler çocuğu iyi takip etmeli"</strong><br />
Sosyal medya kaynaklı akımlar nedeniyle zaman zaman çocuklarda karşılaştıkları durumlara değinen Prof. Dr. Kıykım, "Kişi tercihiyle veganlık yapabilir, herhangi bir sorun yok. Vegan beslenmede bazı vitamin, mineral eksiklikleri oluşabilir, düzenli takip ediliyor olması lazım. En büyük sorun artık sosyal medyanın girişiyle beraber beden algısının değişmesi. ‘Daha ince ya da daha şişman olmalıyım'. Çocuk, bunun için farklı diyetler ve ürünler kullanabilir, bu önemli bir sıkıntı.</p>

<p>Beslenmeyi de sadece bir şey popüler oldu diye yapıyorsa, ‘Şu anda popüler, ben bir vegan besleneyim' dediğiniz zaman uygun vitamin, mineral ve kaloriyi de alamayabilirsiniz. Hele ki bazı çocuklar anne, babadan da gizleyerek yapmaya çalışıyor, en büyük tehlike onlarda. O zaman kalori açığı ortaya çıkmış oluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>En son zayıflayacağım baskısı, akran zorbalığı. Bunun sonunda anoreksiya başlayabiliyor. Beslenme düzensizliğine girebiliyor ve bu kalıcı olabiliyor. Çok dikkat edilmesi lazım. Ailenin çocuğu iyi takip ediyor olması lazım, hele bu incelme akımları çok tehlikeli" şeklinde konuştu.<br />
<br />
<strong>"Sosyal medya her şey için bir standart belirliyor"</strong><br />
"Anoreksiya her zaman var" diyen Kıykım, "Bir önceki nesilde daha fazlaydı, ‘Çok ince olmak zorundayım' diye. Ben zayıflamak istiyorum ve ben zayıf değilim, başka bir şey. En büyük sorun beden algısının bozulması ve devamlı devamlı daha fazla zayıflamaya çalışmaktır. Bu, artık tıbbi bir durum, hastalık haline gelir. Mutlaka müdahale edilmesi gerekir.</p>

<p>Önemli olan da o seviyeye gelmeden fark edebilmektir. Çünkü açlıkla yaptığınız her şey; hele ki büyüme çağında vitamin, mineral eksiklikleriyle beynin ihtiyaçlarını karşılayamamak haline gelir. Ergenlik çağı en sorunlu zaman. Sosyal medya her şeye dahil artık, her şey için bir standart belirliyor.</p>

<p>Sosyal medyanın size getirdiği başka bir şey daha var; yanınızdaki arkadaşınız yapıyor, ‘Sen niye yapmıyorsun?' diye seni zorlamaya başlıyor. Yapmadığınız zaman zorlanmaya başlıyorsunuz" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>"Hastamız ‘A4 kağıdına sığmam gerekiyor' diye 'sen zayıfsın'a ikna olamadı"</strong><br />
"Çocuğumuzun ne izlediğini ve sürecini de kontrol edebiliyor olmamız lazım" diyen Kıykım, sözlerine şöyle devam etti:<br />
"Gördüm ve özendirdim, sosyal medya bunu bize devamlı dikte diyor. Sosyal medya akımı sonunda bir hastamız ‘Bir A4 kağıdına sığmam gerekiyor' diye diyete başlayıp, sonra da artık adaptasyonu, vücut algısı bozulduğu için anoreksik olarak devam etmek, çok ciddi tedaviler almak zorunda kaldı. Çünkü artık ‘sen zayıfsın'a ikna olamadı. Yaklaşık 2 yıldır belirli tedaviler ve diyetler almak zorunda kalıyor."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/sosyal-medya-akimi-hastanelik-etti</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 10:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/06/a-w732415-01.jpg" type="image/jpeg" length="93051"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kedi karnındaki dev kitleyle yaşadığı ortaya çıktı!]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/kedi-karnindaki-dev-kitleyle-yasadigi-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/kedi-karnindaki-dev-kitleyle-yasadigi-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'nın Alanya ilçesinde kusma şikayetleri bulunan "Fıstık" isimli kedisinin karnından 400 gram ağırlığında kist kütlesi çıkarıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Recep Karcı<br />
ANTALYA (İHA) -<br />
Alanya'da yaşayan Oktay Batır, 5 yıldır birlikte yaşadığı ‘Fıstık’ isimli kedisinin son günlerde sürekli kusmaya başlaması üzerine durumu önce tüy yutmasına bağladı. Kusmaların devam etmesi ve kedinin karın bölgesindeki şişkinliğin artması üzerine Batır, kedisini veteriner kliniğine götürdü.</p>

<p><img height="900" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/06/a-w731964-02.jpg" width="1600" /></p>

<p>Veteriner tarafından yapılan görüntüleme sonucunda, kedinin karın boşluğunda büyük bir kitle olduğu belirlendi. Durumun ciddiyeti üzerine ameliyat kararı alan ekip, gerçekleştirdikleri operasyonla yaklaşık 400 gram ağırlığındaki kist kütlesini çıkardı. Operasyon sonrası birkaç gün klinikte gözlem altında tutulan kedi, uygulanan tedavinin ardından sağlıklı şekilde sahibine teslim edildi.<br />
<br />
Veteriner Hekim Deniz Koray Gülsoy, "Birkaç gün daha beklenmiş olsaydı kitlenin patlayabileceğini düşünüyorduk. Kitle çok gergin durumdaydı. Çıkardıktan sonra kedinin karnının bile küçüldüğünü gördük. Daha sonra ilaç ve serum tedavisine başladık. Birkaç gün içinde tamamen eski haline döneceğini düşünüyoruz" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="900" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/06/a-w731964-04.jpg" width="1600" /><br />
<br />
Kedi sahibi Oktay Batır ise, "Fıstık isimli kedimiz ailemize 5 yıl önce katıldı. Evimizde bir çocuğumuz gibi oldu. Birkaç gündür yediğini kusmaya başlıyordu. Biz tüy yutmasından dolayı olduğunu düşündük. Ancak kusmaları sürekli devam edince veterinere getirdik. Burada kedimizde kist olduğunu öğrendik" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/kedi-karnindaki-dev-kitleyle-yasadigi-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 14:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/06/a-w731964-01-1.jpg" type="image/jpeg" length="51457"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doç. Dr. Müfide Okay Özgeyik: "Kendi hücreleriniz kansere karşı en büyük silahınız olabilir"]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/doc-dr-mufide-okay-ozgeyik-kendi-hucreleriniz-kansere-karsi-en-buyuk-silahiniz-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/doc-dr-mufide-okay-ozgeyik-kendi-hucreleriniz-kansere-karsi-en-buyuk-silahiniz-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Multipl Miyelom ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi veren Doç. Dr. Müfide Okay Özgeyik, "Multipl Miyelom hastalığında erken tanı, hastalığın kontrol altına alınmasında ve tedavi başarısının artırılmasında büyük önem taşımaktadır" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -<br />
Multipl miyelomun kemik iliğinde bulunan plazma hücrelerinden kaynaklanan bir kanser türü olduğunu belirten Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Hematoloji ve Kemik İliği Nakli Ünitesi'nden Doç. Dr. Müfide Okay Özgeyik, hastalığın belirtileri, tanı süreci ve güncel tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler paylaştı.<br />
<br />
<strong>Geçmeyen ağrılar ve tekrarlayan enfeksiyonlara dikkat</strong><br />
Hastalığın belirtilerine değinen Özgeyik, "Hastalığın en sık belirtileri arasında kemik ağrıları, özellikle sırt ve bel ağrısı, halsizlik, yorgunluk, kansızlık, sık enfeksiyon geçirme, böbrek fonksiyonlarında bozulma ve bazen kemik kırıkları yer almaktadır.</p>

<p>Ancak bu belirtiler birçok farklı hastalıkta da görülebileceğinden, kesin tanı için uzman değerlendirmesi gerekmektedir. Multipl miyelom tanısı; kan ve idrar testleri, kemik iliği incelemesi ve görüntüleme yöntemleri kullanılarak konulmaktadır. Erken tanı, hastalığın kontrol altına alınmasında ve tedavi başarısının artırılmasında büyük önem taşımaktadır" dedi.<br />
<br />
<strong>Otolog nakil ile bağışçı aramaya gerek kalmıyor</strong><br />
Kişinin hücrelerin kansere karşı en büyük silah olabileceğine işaret eden Özgeyik, "Günümüzde multipl miyelom tedavisinde çok sayıda etkili ilaç seçeneği bulunmaktadır. Akıllı ilaçlar, hedefe yönelik tedaviler, bağışıklık sistemini güçlendiren ajanlar ve yeni nesil antikor tedavileri sayesinde hastalığın kontrolü geçmiş yıllara göre çok daha başarılı şekilde sağlanabilmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle uygun yaştaki ve genel sağlık durumu elverişli olan hastalarda uygulanan otolog kök hücre nakli, multipl miyelom tedavisinin temel taşlarından biri olmaya devam etmektedir. Bu yöntemde hastanın kendi kök hücreleri özel işlemlerle toplanmakta, ardından yüksek doz tedavi uygulanarak kemik iliğindeki miyelom hücrelerinin mümkün olan en yüksek oranda ortadan kaldırılması hedeflenmektedir.</p>

<p>Daha sonra önceden toplanan sağlıklı kök hücreler hastaya geri verilerek kemik iliğinin yeniden çalışması sağlanmaktadır" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>Yaşam süresi ve kalitesi artıyor</strong><br />
Kök hücre naklinin hastalara önemli avantajlar sunduğunu belirten Özgeyik, "Kök hücre nakli, birçok hastada daha derin ve uzun süreli hastalık kontrolü sağlayabilmekte, tedaviye verilen yanıtın kalitesini artırabilmektedir. Günümüzde deneyimli merkezlerde gerçekleştirilen otolog kök hücre nakli, güvenli ve etkin bir tedavi seçeneği olarak kabul edilmektedir.</p>

<p>Son yıllarda geliştirilen yeni tedaviler sayesinde kök hücre nakli sonrasında da hastalığın kontrol altında tutulması mümkün olmakta, böylece hastalar daha uzun ve kaliteli bir yaşam sürebilmektedir. Ayrıca bazı hastalarda uygulanan hücresel tedaviler ve bağışıklık sistemini hedefleyen yenilikçi yaklaşımlar, geleceğe yönelik umutları daha da artırmaktadır" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/doc-dr-mufide-okay-ozgeyik-kendi-hucreleriniz-kansere-karsi-en-buyuk-silahiniz-olabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 11:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-23-114843-1.png" type="image/jpeg" length="67427"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kepez’in olimpik yüzme havuzunda hijyen ve sağlık önceliği]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/kepezin-olimpik-yuzme-havuzunda-hijyen-ve-saglik-onceligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/kepezin-olimpik-yuzme-havuzunda-hijyen-ve-saglik-onceligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kepez Belediyesi, Adnan Menderes Olimpik Yüzme Havuzu’nda yılın her döneminde sürdürdüğü kapsamlı temizlik, bakım ve denetim çalışmalarıyla kursiyerlere sağlıklı ve güvenli bir spor ortamı sunuyor. Düzenli su analizleri, sağlık kontrolleri ve hijyen uygulamalarıyla tesisin standartları en üst seviyede tutuluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -<br />
Kepez Belediyesi, vatandaşların sağlıklı ve güvenli bir ortamda spor yapabilmesi amacıyla Adnan Menderes Olimpik Yüzme Havuzu’nda temizlik, bakım ve denetim çalışmalarını yıl boyunca sürdürüyor. Tesisin tüm bölümlerinde gerçekleştirilen çalışmalarla hijyen standartları korunurken, kursiyerlerin güvenli bir ortamda yüzme eğitimi alabilmeleri için gerekli tüm tedbirler titizlikle uygulanıyor.</p>

<p><img height="918" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-23-114831.png" width="1465" /></p>

<p>Yıl boyunca yüzlerce kursiyere hizmet veren Adnan Menderes Olimpik Yüzme Havuzu’nda havuz içi ve çevresi, soyunma odaları, duş alanları, tribünler ve ortak kullanım alanları düzenli olarak temizleniyor. Uzman ekipler tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında tesisin her noktasında sağlık ve hijyen durumlarının korunmasına büyük önem veriliyor. Kepez Belediyesi, yüzme eğitimlerine katılan kursiyerlerin sağlığını korumak amacıyla sağlık belgeleri uygulamasını da sürdürüyor.</p>

<p>Kurs kayıtları sırasında talep edilen sağlık raporları sayesinde olması muhtemel bulaşıcı hastalık risklerinin önüne geçilmesi hedeflenirken, havuz kullanımında sağlık durumlarının en üst seviyede tutulması sağlanıyor. Havuz suyunun kalitesi de düzenli olarak denetleniyor. Belirli periyotlarla havuzdan alınan su numuneleri, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı laboratuvarlarına gönderilerek analiz ediliyor.</p>

<p>Yapılan incelemelerin sonuçları şeffaflık anlayışı doğrultusunda tesis içerisinde bulunan bilgilendirme panolarında yayımlanarak kursiyerlerin ve velilerin bilgisine sunuluyor. Düzenli analizler sayesinde havuz suyu kalitesi sürekli kontrol altında tutulurken, gerekli işlemler zamanında uygulanıyor.</p>

<p>Kepez Belediyesi, Adnan Menderes Olimpik Yüzme Havuzu’nda bakım, temizlik ve denetim çalışmalarını sürdürüyor. Modern yapısı, hijyenik ortamı ve düzenli sağlık kontrolleriyle hizmet veren tesis, yılın her döneminde yüzme sporuyla buluşmak isteyen vatandaşlara imkan sağlıyor.</p>

<p><img height="934" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-23-114843.png" width="1462" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"Sağlıklı ve güvenli spor ortamları oluşturuyoruz"</strong><br />
Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, vatandaşların spor tesislerinden en iyi şartlarda faydalanabilmesi için çalıştıklarını belirterek, "Çocuklarımızın, gençlerimizin ve tüm vatandaşlarımızın güvenle spor yapabilecekleri ortamlar oluşturmak önceliklerimiz arasında yer alıyor.</p>

<p>Adnan Menderes Olimpik Yüzme Havuzumuzda temizlik, bakım ve sağlık kontrollerini büyük bir titizlikle gerçekleştiriyoruz. Düzenli su analizleri ve denetimlerle hijyen standartlarını sürekli yüksek tutuyor, hemşehrilerimize sağlıklı ve güvenli spor alanları sunmaya devam ediyoruz" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/kepezin-olimpik-yuzme-havuzunda-hijyen-ve-saglik-onceligi</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 11:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-23-112854-1.png" type="image/jpeg" length="18120"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fibromiyalji ağrıları kabusunuz olmasın]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/fibromiyalji-agrilari-kabusunuz-olmasin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/fibromiyalji-agrilari-kabusunuz-olmasin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["Her yerim ağrıyor, uyku düzenim yok, sabahları yorgun kalkıyorum, bir türlü dinlenemiyorum" şikayetlerinin fibromiyalji belirtisi olabileceğine dikkati çeken Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ayşe Yener Güçlü, rahatsızlığın erken teşhis ve doğru yaklaşımla kontrol altına alınabildiğini ve hastaların tedaviye aktif katılımı ve yaşam tarzı değişiklikleri, iyileşme sürecini hızlandırdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -<br />
<strong>Kadınlarda daha sık görülüyor</strong><br />
Fibromiyaljinin yaygın vücut ağrısı, uyku bozukluğu, yorgunluk, tüm vücutta tutukluk, baş ağrısı, ellerde ve ayaklarda uyuşma gibi yakınmalarla ortaya çıktığını söyleyen Memorial Antalya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Uzm. Dr. Ayşe Yener Güçlü, hastalığın sebebinin tam olarak bilinmemekle birlikte travma, spor yaralanmaları, uyku bozuklukları, otonomik disfonksiyon ve psikolojik bozuklukların rol oynayabileceğini hatırlattı. Güçlü, erkeklere kıyasla kadınlarda çok daha sık görülen fibromiyaljinin, her yaştan insanı etkileyebileceğini söyledi.<br />
<br />
<strong>Belirtiler ve 3 aydan fazla süren kronik ağrılar</strong><br />
Fibromiyaljiyi tetikleyen başlıca faktörleri stres, düzensiz bir hayat ve yorgunluk, aşırı sigara tüketimi, aşırı alkol tüketimi, psikolojik sorunlar, uzun süre oturma ya da ayakta durma, yüksek çalışma temposu olarak sıralayan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ayşe Yener Güçlü, "Fibromiyaljinin tedavisinde istikrar büyük önem taşır. Yanlış veya eksik tanı konulduğunda hastalar farklı doktorlara giderek gereksiz ilaç yükü altında kalabiliyor ve hastalık kronikleşebilir.</p>

<p>Bu nedenle doğru tanı ve düzenli tedavi yaklaşımı şarttır. Tanı konulurken vücudun üst ve alt yarısında, birden fazla bölgede 3 aydan uzun süren kronik ağrı ve hassas noktalar dikkate alınır. Diğer olası hastalıkları dışlamak için detaylı muayene yapılıyor. Tedavide sadece ilaç yeterli olmamaktadır. İlaç tedavisine (ağrı kesiciler ve kas gevşeticiler) ek olarak hastaların yaşam tarzında önemli değişiklikler yapması gerekir. Stresten arındırılmış düzenli bir yaşam, dengeli beslenme ve kaliteli uyku, tedavinin temel taşlarını oluşturur" dedi.<br />
<br />
<strong>Yeni yöntem tedaviler</strong><br />
Yüksek yoğunluklu robotik lazer tedavisi fibromiyalji yönetiminde son yıllarda giderek daha fazla tercih edilen etkili, non-invaziv ve güvenli bir yöntem olduğuna dikkat çeken Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzm. Dr. Ayşe Yener Güçlü, yüksek yoğunluklu robotik lazer tedavisinin, derin dokulara nüfuz ederek hücre seviyesinde güçlü bir biyostimülasyon sağladığını kaydetti. Güçlü, "Bu sayede iltihabı azaltır, kan dolaşımını ve oksijenlenmeyi artırır, kas gerginliğini gevşetir, doku onarımını hızlandırır ve sinir uçlarındaki ağrı sinyallerini bloke ederek hızlı ağrı kesici etkisi oluşturur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fibromiyalji hastalarında yüksek yoğunluklu robotik lazer tedavisi sayesinde ağrı şiddeti belirgin şekilde azalır, uyku kalitesi iyileşir, sabah yorgunluğu ve genel yorgunluk hissi geriler, vücut esnekliği artar ve günlük yaşam kalitesinde önemli ölçüde düzelme gözlenir. Genellikle 8-10 seanslık kürler halinde uygulanan bu tedavi, ilaç veya enjeksiyon gerektirmez, yan etkisi minimumdur ve hastalar tarafından konforlu bulunur" dedi.</p>

<p>Güçlü, sporun da tedavi sürecinde kilit rol üstlendiğini, haftada en az 3 gün düzenli egzersiz yapılmasının önerildiğini, özellikle uzun saatler masa başında çalışmak, hareketsizlik, uzun süre yazı yazmak, ağırlık kaldırmak ve kolları gergin pozisyonda tutmanın şikayetleri artıracağını belirterek fibromiyaljiden korunmak için önerileri şu şekilde sıraladı: "Uykunuzu düzenleyin, düzenli spor yapın, sağlıklı ve dengeli beslenin, stresten uzak durun."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/fibromiyalji-agrilari-kabusunuz-olmasin</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 09:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-19-124314-5.png" type="image/jpeg" length="77281"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Menopoz döneminde kemik sağlığını korumanın yolları]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/menopoz-doneminde-kemik-sagligini-korumanin-yollari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/menopoz-doneminde-kemik-sagligini-korumanin-yollari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dyt. Mehmet Refik Sezgin menopoz dönemi beslenme hakkında bilgi verdi. Sezgin "Menopoz döneminde kemik sağlığını korumanın sırrı, tek tip beslenmeden kaçınıp sofrayı adeta bir gökkuşağı gibi renklendirmekten geçiyor" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>ANTALYA (İHA) -<br />
Menopoz döneminde değişen hormon seviyeleri, azalan fiziksel aktivite ve hızlı kilo değişimlerinin kemik sağlığını tehdit ettiğini belirten Medstar Antalya Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Dyt. Mehmet Refik Sezgin, bu dönemde doğru beslenmenin önemine dikkat çekti. Menopoz döneminde kemik sağlığının korunmasının yalnızca kalsiyum tüketimiyle mümkün olmadığını belirten Sezgin, "Kemik dokusunu korumak ve güçlendirmek için günlük beslenmede tek bir kaynağa odaklanmak yeterli değildir. Kemik sağlığının korunması; yeterli protein alımı, D vitamini düzeylerinin desteklenmesi, magnezyum, fosfor ve K vitamini gibi birçok besin öğesinin dengeli alınmasıyla mümkün olabilir" dedi.<br />
<br />
"Menopozda tabağınız gökkuşağı gibi olsun"<br />
Menopoz döneminde beslenmede çeşitliliğin önemine değinen Sezgin, "Menopoz döneminde kemik sağlığını korumanın sırrı, tek tip beslenmeden kaçınıp sofrayı adeta bir gökkuşağı gibi renklendirmekten geçiyor. Günlük beslenmede kalsiyum ihtiyacını karşılamak için süt, yoğurt ve peynir gibi geleneksel kaynaklara mutlaka yer verilmelidir. Ancak tabağın geri kalanında çeşitliliği yakalamak adına, mineral ve K vitamini deposu olan koyu yeşil yapraklı sebzeler ile bitkisel protein ve lif kaynağı olan kuru baklagiller dengeli bir şekilde yer almalıdır. Bu zengin sentezi tamamlamak ve mineral alımını en üst seviyeye çıkarmak için ise fındık, badem ve susam gibi sağlıklı yağlı tohumlar günlük beslenme rutinine dahil edilmelidir" diye konuştu.<br />
<br />
Kemikleri zayıflatan 5 büyük hata<br />
Kemik sağlığını olumsuz etkileyen alışkanlıklara da değinen Sezgin, "Vücuttan kalsiyum atılımını artırır. Hızlı kilo verme amacıyla yapılan düşük kalorili ve tek tip diyetler kemik mineral yoğunluğunu olumsuz etkiler. Yetersiz veya aşırı miktarda protein almak kemik yapısını bozar. Fazla kahve ve çay tüketimi, yetersiz sıvı alımıyla birleştiğinde kemikleri zayıflatır. Yüksek işlenmiş gıda tüketimi kemik kalitesini düşürür" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/menopoz-doneminde-kemik-sagligini-korumanin-yollari</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 13:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/06/a-w729914-01.jpg" type="image/jpeg" length="29793"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
