<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Güney Haberci - Antalya'nın Bir Numaralı Haber Portalı</title>
    <link>https://www.guneyhaberci.com.tr</link>
    <description>Antalya Haberleri</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/rss/saglik-ve-yasam" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 08 Apr 2026 20:58:53 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/rss/saglik-ve-yasam"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Doç. Dr. Balçık: "Kanserde erken teşhis hayati önem taşıyor"]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/doc-dr-balcik-kanserde-erken-teshis-hayati-onem-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/doc-dr-balcik-kanserde-erken-teshis-hayati-onem-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ALKÜ Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Onur Yazdan Balçık, kanserde erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -<br />
Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapan Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Onur Yazdan Balçık, 1-7 Nisan Kanser Haftası kapsamında toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla önemli açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Kanserin günümüzde en sık görülen hastalıklardan biri olduğunu belirten Doç. Dr. Balçık, erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurgulayarak, "Kanser, günümüzde sık karşılaşılan bir hastalık olsa da artık eskisi gibi çaresiz değildir.</p>

<p>Tıptaki gelişmeler sayesinde birçok kanser türünde erken tanı ve doğru tedavi ile başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir. Özellikle erken evrede tespit edilen kanserler çok daha kolay tedavi edilebilir. Bu nedenle hiçbir şikâyetiniz olmasa bile düzenli sağlık kontrollerinizi ihmal etmeyin. Riskleri azaltmak ise büyük ölçüde sizin elinizdedir.</p>

<p>Sigara kullanmamak, sağlıklı ve dengeli beslenmek, düzenli fiziksel aktivite yapmak ve ideal kiloyu korumak; kanser riskini azaltmada en önemli adımlar arasında yer almaktadır. Meme, kolon ve rahim ağzı gibi sık görülen kanser türlerine yönelik tarama testleri hayat kurtarıcıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu testler genellikle basit, ulaşılabilir ve çoğu zaman ücretsiz olarak yapılabilmektedir. Unutulmamalıdır ki kanser bir son değil, çoğu zaman yönetilebilir bir hastalıktır.</p>

<p>Önemli olan korkmak değil, bilinçli hareket etmektir. Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Onkoloji Bölümü olarak; kemoterapi, immünoterapi ve tüm solid tümörlerin tedavi ve takibini gerçekleştirmekteyiz" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/doc-dr-balcik-kanserde-erken-teshis-hayati-onem-tasiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 12:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/04/ekran-goruntusu-2026-04-06-111225-5.png" type="image/jpeg" length="94721"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Polenler bahar aylarında alerjik şikayetleri arttırıyor]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/polenler-bahar-aylarinda-alerjik-sikayetleri-arttiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/polenler-bahar-aylarinda-alerjik-sikayetleri-arttiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bahar aylarında özellikle ağaç, çiçek ve çimen polenlerinin havaya karışmasının duyarlı kişilerde bağışıklık sistemini harekete geçirdiğine değinen Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Doğukan Aydenizöz, "Bağışıklık sistemi bu polenleri zararlı algılayıp tepki verdiğinde, burun mukozalarında inflamasyon oluşur ve hapşırma, akıntı, kaşıntı gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu süreçte gözlerde sulanma, kızarma ve hatta yorgunluk ile uyku kalitesinde bozulma gibi ek problemler de görülebilir" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -<br />
Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Doğukan Aydenizöz, bahar aylarında artan alerjik rinit şikayetleri ve alınabilecek önlemler hakkında açıklamalarda bulundu.<br />
Bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğanın canlanmasının birçok kişi için keyifli bir dönem olduğunu dile getiren Op. Dr. Aydenizöz, "Ancak alerjik rinit hastaları için bu dönem tam tersi bir tablo oluşturabilir. Antalya gibi bitki çeşitliliği ve polen yoğunluğu yüksek bölgelerde, alerjik rinit şikayetleri Türkiye ortalamasının çok üzerinde görülebilir. Alerjik rinit, burun akıntısı, tıkanıklık, gözlerde yaşarma, hapşırma ve kaşıntı gibi belirtilerle kendini gösterir ve günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyebilir" diye konuştu.<br />
<br />
Alerjik rinit neden artıyor<br />
Op. Dr. Aydenizöz, bahar aylarında özellikle ağaç, çiçek ve çimen polenlerinin havaya karışmasının duyarlı kişilerde bağışıklık sistemini harekete geçirdiğini ifade ederek, "Bağışıklık sistemi bu polenleri zararlı algılayıp tepki verdiğinde, burun mukozalarında inflamasyon oluşur ve hapşırma, akıntı, kaşıntı gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu süreçte gözlerde sulanma, kızarma ve hatta yorgunluk ile uyku kalitesinde bozulma gibi ek problemler de görülebilir" dedi.<br />
<br />
"Uzman hekime danışılması gereken durumlar"<br />
Aydenizöz, alerjik rinit şikayetlerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, "Şikâyetler iş yaşamını, okul başarısını veya günlük konsantrasyonu etkiliyorsa, uyku düzenini bozuyorsa, sık sinüzit veya kulak problemleri gelişiyorsa ya da mevcut ilaçlarla rahatlama sağlanamıyorsa mutlaka doktora başvurulmalıdır" dedi.<br />
<br />
"Tedavi ve hekim kontrolü"<br />
Alerjik rinit tedavisinde antihistaminikler, burun spreyleri ve bazı durumlarda immünoterapi (aşı tedavisi) kullanılabildiğini ifade eden Op. Dr. Aydenizöz, "Tedavi planı mutlaka uzman hekimler tarafından kişiye özel olarak hazırlanmalıdır. Her hastanın şikayetleri ve hassasiyeti farklıdır. Özellikle şikayetler uzun sürüyorsa veya günlük yaşamı etkiliyorsa, profesyonel destek almak önemlidir" şeklinde konuştu.<br />
<br />
"Günlük yaşamda alınabilecek önlemler"<br />
Op. Dr. Aydenizöz, alerjik rinitin kontrolünde günlük önlemlerin büyük önem taşıdığını vurgulayarak şunları söyledi:<br />
"Kapalı alanlarda koku kontrolü: Ofis veya ev gibi kapalı ortamlarda parfüm, deodorant, oda spreyi, tütsü, sigara ve dumanlı ürünlerden uzak durulmalıdır. Kokuları sınırlamak: Evde parfüm ve deodorantları duş bölgesinde kullanıp kapıyı kapatmak, saç spreyi ve yoğun kokuları sınırlamak rahatlama sağlar. Çok ihmal edilen bir diğer konu da sigara içmek veya kapalı ortamlarda dumanına maruz kalmak da yine alerjik rinit ile beraber burun etlerinde şişmelere neden olup belirtileri daha da artıracaktır. Bunların birlikteliği erişkin ve çocuk fark etmeksizin tüm yaş gruplarında fazlaca görülmekle beraber, çocuklarda daha bariz olmak üzere geniz eti büyümesi, ağız açık uyuma ve horlama ile dolaylı olarak sık kulak iltihaplanmalarına sebep olup operasyonlara kadar giden sürece katkıda bulunabilmektedir. Polen yoğunluğu dönemlerinde dikkat: Özellikle polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabah saatlerinde mümkünse dışarı çıkılmamalıdır. Temizlik önlemleri: Dışarıdan geldikten sonra kıyafet değiştirilmesi ve duş alınması önerilir. Evde cam ve klima kullanımı: Evde camları özellikle rüzgârlı havalarda kapalı tutmak, polen filtreli klima veya hava temizleyici kullanmak faydalıdır. Çamaşırların kurutulması: Çamaşırları dış ortamda kurutmamak, polenlerin giysilere yapışmasını önler."<br />
Alerjik rinitin, doğru önlemler ve uygun tedavi ile kontrol altında tutulabileceğine dikkat çeken Op. Dr. Aydenizöz, "Bahar aylarını daha konforlu geçirmek için belirtileri hafife almamak ve gerekirse sağlık kuruluşlarına başvurmak son derece önemlidir. Unutulmamalıdır ki, şikayetlerin göz ardı edilmesi hem yaşam kalitesini düşürür hem de uzun vadede komplikasyon riskini artırabilir" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/polenler-bahar-aylarinda-alerjik-sikayetleri-arttiriyor</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/04/912146.jpg" type="image/jpeg" length="31964"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akciğer kanserinde ölüm oranı ürkütüyor!]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/akciger-kanserinde-olum-orani-urkutuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/akciger-kanserinde-olum-orani-urkutuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Kıyık, akciğer kanserinin hem dünyada hem de Türkiye'de kanser kaynaklı ölümler arasında ilk sırada yer aldığını belirterek, özellikle uzun yıllar sigara kullanan kişilerin taramadan geçmesinin hayati önem taşıdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Begüm Aksoy - İbrahim Sönmez<br />
ANTALYA (İHA) -</p>

<p>Akciğer kanserinde erken tanının hayat kurtardığını vurgulayan Kıyık, "Yaklaşık 20 yıl boyunca günde bir paket sigara içmiş, 50 ila 77 yaş arasındaki kişiler risk grubunda yer alıyor.</p>

<p>Bu kişilere düşük doz bilgisayarlı tomografi çekildiğinde, 100 kişiden 4'ünde erken evrede akciğer kanseri teşhisi koyabiliyoruz" dedi.</p>

<p>Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği (ASYOD) tarafından düzenlenen 11. Uluslararası Katılımlı Akciğer Sağlığı Kongresi kapsamında Antalya'da bulunan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Kıyık, akciğer kanserine ilişkin açıklamalar yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastalığın görülme sıklığı ve ölüm oranlarının ürkütücü boyutta olduğunu ifade eden Kıyık, dünya genelinde her yıl yaklaşık 2 buçuk milyon akciğer kanseri vakası görüldüğünü, bunların 1 milyon 800 bininin ölümle sonuçlandığını belirtti. Türkiye'de ise yılda 50 bin yeni akciğer kanseri vakasının tespit edildiğini, bunların 35 bininin hayatını kaybettiğini kaydetti.</p>

<p><img height="916" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/04/ekran-goruntusu-2026-04-03-094703-5.png" width="1483" /><br />
<strong>"Akciğer kanseri ölüm sırasında birinci sırada"</strong><br />
Akciğer kanserinin tüm dünyada ve Türkiye'de kanserler arasında ölüm sırasında ilk sırada bulunduğunu dile getiren Kıyık, taramanın temel amacının hastalığı oluşmadan önlemek ve erken evrede yakalamak olduğunu söyledi.</p>

<p>Kıyık, "Dünyada yılda iki buçuk milyon akciğer kanseri görülüyor ve maalesef bunların 1 milyon 800 bin kişisi hayatını kaybediyor. Türkiye'ye gelecek olursak yılda 50 bin yeni akciğer kanseri görülüyor ve bunların 35 bini hayatını kaybediyor. Akciğer kanseri maalesef tüm dünyada ve Türkiye'de kanserler içerisinde ölüm sırasında birinci sırada yer alıyor" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bir yanda koruyucu hekimliğin, diğer yanda tedavi edici hekimliğin bulunduğunu hatırlatan Kıyık, akciğer kanseri taramasının koruyucu hekimlik açısından önemli bir adım olduğuna dikkat çekti.<br />
<br />
<strong>Risk grubunu anlattı</strong><br />
Tarama yapılacak grupların belirli kriterlere göre seçildiğini belirten Kıyık, "Biz hekimler akciğer kanserinde taramayı şu amaçla yapıyoruz. Bir koruyucu hekimlik var, bir de tedavi edici hekimlik var.</p>

<p>Koruyucu önlemlerden bir tanesi de kişi akciğer kanseri olmasın diye akciğer kanseri taraması yapılmasıdır. Risk gruplarını önce belirliyoruz. Yaklaşık olarak 20 yıl günde bir paket sigara içmiş bir insan 50 ila 77 yaş arasındaysa, akciğer kanserinin en fazla görülme yaşları bu yaş grupları oluyor" dedi.</p>

<p>Bu yaş grubunda yer alan ve uzun süre sigara kullanan kişilere düşük doz bilgisayarlı tomografi önerildiğini söyleyen Kıyık, bunun hem radyasyon maruziyetini azalttığını hem de kanser vakalarının başlangıç aşamasında tespit edilmesine imkan sağladığını kaydetti. Kıyık, "Bu yaş grubunda sigara içen insanlara düşük doz bilgisayarlı tomografi çektiriyoruz.</p>

<p>Yani hem radyasyonundan korumuş oluyoruz hem de akciğer kanseri varsa bir başlangıç halinde yakalayıp onu bertaraf etmek istiyoruz. Hem de ikinci bir uyarı da o hastamızla, sigara içen kişiyle yüz yüze geldiğimiz zaman şunu anlatıyoruz; içtiğiniz sigara risk doğuruyor, sizi bunun için tarıyoruz. Belki onu sigarayı bırakması için de yardımcı bir gerekçe olmuş oluyor" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>"100 kişiden 4'üne erken evrede teşhis konuyor"</strong><br />
Tarama programlarının yalnızca kanseri değil, sigaranın yol açtığı diğer akciğer hastalıklarını da ortaya çıkarabildiğine işaret eden Kıyık, erken tanının çok yönlü fayda sağladığını söyledi.</p>

<p>Kıyık, "Bu tarama yapıldığında 100 kişiden 4 kişiye erken evrede akciğer kanseri teşhisi konuyor. Ayrıca başka bir akciğer hastalığı varsa, kanser dışında onlar da ortaya çıkarılmış oluyor.</p>

<p>Kişi başlangıç aşamasında bir enfeksiyonla karşı karşıya olabilir. İçtiği sigarayla maruz kaldığı başka bir hastalık, KOAH, interstisyel akciğer hastalığı gibi diğer hastalıklar da oluşuyor olabilir. Bunlar da önlenmiş oluyor" dedi.<br />
<br />
<strong>"Arabalarını bakıma götürdükleri gibi kendileri de gelsinler"</strong><br />
Tarama sisteminin yaygınlaşmasının önemine değinen Kıyık, sigara kullanan vatandaşların sağlık kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini söyledi. Kıyık, "Artık Avrupa'da ve Amerika'da olan akciğer kanseri taramasının bizde de rutin olarak başlaması gerekiyor.</p>

<p>Ama diyelim ki şu anda yok, bizim uyarımız sigara içen insanlara bir, sigarayı bırakmaları; iki, eğer sigara içiyorlarsa, bu yaş grubundaysalar, 50-77 yaş arasındaysalar, 20 yıldır sigara içmişlerse nasıl arabalarını yılda bir yahut da 10 bin kilometre, 15 bin kilometrede bir bakıma götürüyorlarsa, kendileri de buyursunlar gelsinler.</p>

<p>Zaten devletimizin de sigara bırakma polikliniği hizmeti var. Hem o hizmeti almış olurlar hem de kendi sağlıkları için bir taramadan geçmiş olurlar" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>Genç yaşta sigaraya başlayanlar için ayrı uyarı</strong><br />
Türkiye'nin genç yaşta sigaraya başlama oranında öne çıkan ülkeler arasında bulunduğunu belirten Dr. Murat Kıyık, Rusya, Sırbistan ve Macaristan gibi ülkelerde de benzer bir tablo görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Sigaraya ne kadar erken başlanırsa riskin o kadar arttığını vurgulayan Kıyık, tarama yaş aralığının ortalama veriler üzerinden belirlendiğini ancak daha genç yaşta sigaraya başlayanların da ciddi risk altında olduğunu ifade etti.</p>

<p>Kıyık, "Bütün dünyada bazı ülkelerde, özellikle bizim Türkiye, genç yaşta sigaraya başlama konusunda hemen hemen birinci sırada geliyor. Bizim gibi ülkeler var; Rusya, Sırbistan, Macaristan gibi ülkelerde de erken yaşta sigaraya başlama söz konusu.</p>

<p>Onun için ne kadar erken başlanıyorsa sigaraya, riski o kadar artıyor. Aslında biz 50-77 diyoruz ama bunlar ortalama yaşlar. Kişi 15 yaşında bir paket sigara içmeye başlamışsa, 20 yıl içince 35 yaşına gelmiş oluyor. Aynı riski o da taşıyor aslında" dedi.<br />
<br />
<strong>"14 yaşında başlamıştı, 34 yaşında kaybettik"</strong><br />
Genç yaşta sigaraya başlamanın ne kadar ağır sonuçlar doğurabileceğine ilişkin örnek de paylaşan Kıyık, çok genç akciğer kanseri hastalarıyla karşılaştıklarını söyledi.</p>

<p>Kıyık, "Tarama grubu olarak 50-77 yaş arası grubu söylemiş isek de erken yaşta sigaraya başlayanlar dikkatli olmalı. Çünkü bizim çok genç akciğer kanser hastalarımız var.</p>

<p>Hatta öyle ki, bir hastamın oğlu akciğer kanseriydi. Baba hala yaşıyor. Oğlunu 34 yaşında kaybettik. 14 yaşında sigaraya başlamıştı. Maalesef 3 yıl yaşadıktan sonra kaybettik" ifadelerine yer verdi.<br />
<br />
<strong>"Pulmoner emboli sessiz ölüme yol açabiliyor"</strong><br />
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nuri Tutar da akciğer damarına pıhtı atmasının, tıptaki adıyla pulmoner embolinin, çoğu zaman kalp krizi ile karıştırılabilen ve ani ölümlere yol açabilen ciddi bir tablo olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Pulmoner embolide en kritik noktanın hastalıktan şüphelenmek olduğunu vurgulayan Tutar, göğüs ağrısı, öksürük, balgam, ateş ve kanlı balgam gibi belirtilerle ortaya çıkabilen tablonun hayati risk taşıdığını söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Tutar, "Akciğer damarına pıhtı atması özellikle sessiz ölüme yol açan bir durumdur. Aslında bilmediğimiz durumlarda, herkes kalp krizi geçirdiğini hissederken bunun sebebi pulmoner emboli olabilir.</p>

<p>Aynı şekilde göğüs ağrısı yapar ve göğüs ağrısı sonucunda da hastalarda öksürük, balgam, ateş ve kanlı balgamla bize gelebilir. Göğüs ağrısının sebebi, akciğer damarına pıhtı atmasından kaynaklanabilir" dedi.<br />
<br />
<strong>Uzun yolculuk ve hareketsizlik uyarısı</strong><br />
Pulmoner embolinin özellikle uzun süre hareketsiz kalan kişilerde daha sık görülebildiğini belirten Tutar, pıhtının çoğunlukla bacak toplardamarlarında oluştuğunu, ardından akciğer damarına ilerleyerek damarlanmayı bozduğunu ifade etti.</p>

<p>Tutar, "Bu özellikle uzun süreli yolculukta, hareketsiz kalmış bireylerde oluşabilir. Bacaktaki toplardamarlarda pıhtı oluşur. Ondan sonrasında bu pıhtı akciğer damarına atar ve akciğerin damarlanmasını bozar.</p>

<p>Bundan sonrasında biz sıklıkla kan sulandırıcı tedaviler kullanırız ve buna göre kan sulandırıcı tedavilerle hastalığı tedavi etmeye çalışırız. Burada en önemli şey, hastalıktan şüphelenmektir" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>"Kalp krizi sanıldı, pulmoner emboli çıktı"</strong><br />
Yakın zamanda üniversitede yaşanan bir vakayı örnek gösteren Prof. Dr. Tutar, pulmoner embolinin sinsi ve ölümcül seyredebildiğini anlattı. Tutar, "Çok yakın zamanda bizim üniversitemizde bir onkoloğun eşi göğüs ağrısıyla kırklı yaşlarda acile başvurdu ve kalp krizi şüphesiyle hemen anjiyo yapıldı. Ancak akciğer damarına pıhtı atmıştı ve hasta kaybedildi" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>İki saat mola önerisi</strong><br />
Özellikle uzun yolculuk yapanların, hareketsiz kalanların ve doğum kontrol hapı kullanan kadınların risk altında olduğuna işaret eden Tutar, korunma açısından basit ama etkili önlemlerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Tutar, "Doğal olarak özellikle uzun yolculuklarda iki saatte bir mola vermek gerekir. Doğum kontrol hapı kullanan kadınlar da risk altındadır. Bu açıdan dikkat edilmesi gerekir" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/akciger-kanserinde-olum-orani-urkutuyor</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 12:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/04/ekran-goruntusu-2026-04-03-095041-8.png" type="image/jpeg" length="87749"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alanya’da otizm farkındalık ayı’na anlamlı etkinlik]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/303312</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/303312" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi , "Otizm Farkındalık Ayı" kapsamında otizm ve otizmli bireylerin toplumsal yaşama katılımı konusunda farkındalığı artırmak ve kapsayıcı bir toplum anlayışını desteklemek amacıyla bir etkinlik düzenledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -<br />
Otizmli bireyler ve aileleriyle dayanışmayı güçlendirmeyi hedefleyen stantta hastaneye başvuran ebeveynlere ve tüm bireylere otizm konusunda bilgilendirme, bilinçlendirme ve farkındalık oluşturmak adına erken evrede tespit ve tedavi yöntemleri hakkında açıklamalarda bulunuldu.</p>

<p>Başhekim Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz ve hastane yönetimi de etkinliğe tam destek vererek stantta katılan kişilerle otizm hastalığını konuştu. Daha sonra sağlık çalışanlarına otizm rahatsızlığı konusunda bilgilendirme amacıyla broşür dağıtıldı.</p>

<p><img class="" height="955" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/04/ekran-goruntusu-2026-04-03-093005.png" width="1405" /></p>

<p>Konuyla ilgili açıklama yapan Prof. Dr. Karakuş Yılmaz "Bu tür güzel çalışmalar, hem tıbben hem de sosyal sorumluluk faaliyeti olarak Eğitim ve Araştırma hastanesi etiketine yakışan bir uygulamadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Otizmli bireylerin yaşamlarını kolaylaştırmak, eğitimden sağlığa her alanda destekleyici ortamlar oluşturmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu gibi farkındalık etkinlikleri, toplumsal anlayış ve duyarlılığın gelişmesi açısından çok değerlidir’’ dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/303312</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 09:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/04/ekran-goruntusu-2026-04-02-125606-20.png" type="image/jpeg" length="78613"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Korkuteli'nde okul kantin ve yemekhanelerine sıkı denetim]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/korkutelinde-okul-kantin-ve-yemekhanelerine-siki-denetim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/korkutelinde-okul-kantin-ve-yemekhanelerine-siki-denetim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'nın Korkuteli ilçesindeki okullara gıda güvenliğine yönelik kapsamlı denetimler gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Adem Durmaz<br />
ANTALYA (İHA) -<br />
Korkuteli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü koordinasyonunda, ilçe genelindeki eğitim kurumları bünyesinde faaliyet gösteren kantin ve yemekhaneler; gıda güvenliği, hijyen standartları ve ilgili mevzuata uygunluk kriterleri doğrultusunda titizlikle incelendi.</p>

<p>Milli Eğitim Müdürlüğü İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Halil Aydın, birimde görevli öğretmeni Orhan Avcı, İlçe Sağlık Müdürlüğünden İnci Tankal ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden İsa Akbudak'ın yer aldığı ortak komisyon tarafından gerçekleştirilen kontrollerde, gıdaların saklama şartlarından son kullanma tarihlerine, mutfak alanlarının hijyeninden satışa sunulan ürünlerin uygunluğuna kadar pek çok kriter gözden geçirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="433" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/04/ekran-goruntusu-2026-04-02-125555-14.png" width="772" /></p>

<p>Mevzuata tam uyum sağlayan ve hijyen kurallarını en üst seviyede uygulayan okul işletmecilerine teşekkür edilerek, başarılı uygulamaların devamı istendi. Tespit edilen bazı teknik eksiklikler ve iyileştirilmesi gereken noktalarla ilgili işletmecilere yerinde rehberlik yapıldı. Bu eksikliklerin giderilmesi için ilgili birimlere makul süreler tanınarak sürecin takipçisi olunacağı vurgulandı.</p>

<p>İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri, çocukların okul çatısı altında en sağlıklı şartlarda beslenmesi temel öncelikleri olduğunu belirterek, bu doğrultuda paydaş kurumlarla iş birliği içerisinde yürüttükleri denetim faaliyetlerini eğitim-öğretim yılı boyunca periyodik aralıklarla ve kararlılıkla devam edeceklerini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/korkutelinde-okul-kantin-ve-yemekhanelerine-siki-denetim</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 15:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/04/ekran-goruntusu-2026-04-02-125606-17.png" type="image/jpeg" length="43402"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Korkuteli'nde 2 yeni doktor atandı! Hangi branşlar geldi?]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/korkuteli-devlet-hastanesine-2-yeni-doktor-hangi-branslar-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/korkuteli-devlet-hastanesine-2-yeni-doktor-hangi-branslar-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Korkuteli Devlet Hastanesi'nde Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Sevil Türüdü ve Dahiliye Uzmanı Uz. Dr. Mehmet Berkay Özata göreve başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Adem Durmaz<br />
ANTALYA (İHA) -<br />
Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Berna Gencel, göreve başlayan Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Sevil Türüdü ve Dahiliye Uzmanı Uz. Dr. Mehmet Berkay Özata'ya yeni görevinde başarılar dileyerek, atamayla birlikte hastanenin kadrosunun arttığını söyledi.</p>

<p>İlçe halkına en üst seviyede hizmet vermeye devam ettiklerini ifade eden Op. Dr. Berna Gencel, "Devlet hastanesi olarak sağlıkta kaliteyi artırmak ve vatandaşlara bu konuda gerekli hizmeti vermek gayreti içerisindeyiz.</p>

<p><img height="426" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/04/ekran-goruntusu-2026-04-02-125555-13.png" width="780" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>En iyi sağlık sonuçlarına ulaşmak amacıyla ihtiyacı olan herkese hasta ile çalışan güvenliği ve memnuniyetinden ödün vermeden yeterli kaynaklara sahip tesislerde, iyi eğitilmiş uzmanlar ve sağlık personeli tarafından doğru uygulamalarla, doğru zamanda eşit hizmetin sağlanmasını amaçlıyoruz" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/korkuteli-devlet-hastanesine-2-yeni-doktor-hangi-branslar-geldi</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 14:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/04/ekran-goruntusu-2026-04-02-125606-15.png" type="image/jpeg" length="52480"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kepez'de kolon kanserine karşı bilinçlendirme eğitimi!]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/kepezde-kolon-kanserine-karsi-bilinclendirme-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/kepezde-kolon-kanserine-karsi-bilinclendirme-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kepez Belediyesi, Yaşlı Dostu Kepez Projesi kapsamında Kolon Kanseri Farkındalık Haftası'nda belediye personeline yönelik bilinçlendirme eğitimi düzenledi. Doç. Dr. Bilge Baş'ın katılımıyla gerçekleştirilen programda erken teşhisin önemi, risk faktörleri ve korunma yöntemleri detaylı şekilde ele alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -<br />
Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi koordinasyonunda Meclis Salonu'nda düzenlenen "Kolon Kanseri Farkındalık Eğitimi" yoğun ilgi gördü.</p>

<p>Programda kolon kanserinin sinsi ilerleyen yapısı, erken dönemde belirti vermeden gelişebilmesi ve bu nedenle düzenli taramaların hayati önem taşıdığı vurgulandı. Uzman hekim tarafından yapılan sunumda; hastalığın oluşum süreci, genetik ve çevresel risk faktörleri, beslenme alışkanlıklarının etkisi ve modern tanı yöntemleri hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıldı.</p>

<p>Özellikle 50 yaş ve üzeri bireylerde görülme sıklığının arttığına dikkat çekilerek, bu yaş grubunun düzenli tarama programlarına katılmasının erken teşhis açısından büyük önem taşıdığı ifade edildi. Aile öyküsü bulunan bireylerin ise kontrollerine daha erken yaşlarda başlaması gerektiği belirtildi.</p>

<p>Eğitimde ayrıca sağlıklı ve dengeli beslenmenin, lif açısından zengin gıdaların tüketilmesinin, fiziksel aktivitenin artırılmasının ve zararlı alışkanlıklardan uzak durulmasının kolon kanseri riskini azaltmadaki etkileri ele alındı. Katılımcılara, günlük yaşamda uygulanabilecek basit ancak etkili önlemlerle hastalığa karşı korunmanın mümkün olduğu aktarıldı.</p>

<p><img class="" height="820" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/04/ekran-goruntusu-2026-04-02-125555-1.png" width="1479" /></p>

<p>Program, katılımcıların yönelttiği sorularla interaktif şekilde devam ederken, toplumda doğru bilinen yanlışların düzeltilmesine ve bilimsel, güvenilir bilgilerin yaygınlaştırılmasına katkı sağladı. Eğitim sonunda katılımcıların konuya ilişkin farkındalığının arttığı gözlemlendi. Düzenlenen bu anlamlı etkinlik, Kepez Belediyesi'nin "Yaşlı Dostu Kepez" vizyonu doğrultusunda hayata geçirilen çalışmalar arasında yer aldı.</p>

<p>Kepez Belediyesi, bireylerin yalnızca hastalık sürecinde değil, hastalıklar ortaya çıkmadan önce bilinçlenmesini sağlamak amacıyla bu tür eğitim ve farkındalık çalışmalarını düzenli olarak sürdürürken, her yaştan vatandaşın daha sağlıklı bir yaşam sürmesi hedefiyle çalışmalarına devam ediyor.<br />
<br />
<strong>"Erken teşhis hayat kurtarır"</strong><br />
Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ise yaptığı açıklamada, "Toplum sağlığını korumak, yerel yönetimlerin en önemli sorumluluklarından biridir. Bizler Kepez'de yalnızca hizmet üretmiyor, aynı zamanda sağlıklı yaşam bilincini de yaygınlaştırıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Erken teşhis hayat kurtarır; bu nedenle vatandaşlarımızın düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemelerini özellikle rica ediyorum. Daha sağlıklı bir Kepez için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/kepezde-kolon-kanserine-karsi-bilinclendirme-egitimi</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 12:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/04/ekran-goruntusu-2026-04-02-125606-1.png" type="image/jpeg" length="99063"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanserde, son yılların önemli gelişmesi!]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/kanserde-son-yillarin-onemli-gelismesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/kanserde-son-yillarin-onemli-gelismesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanser tedavisinde son yıllarda öne çıkan neoadjuvan tedavi yaklaşımına ilişkin açıklamada bulunan Uzm. Dr. Selami Bayram, "Ameliyat öncesinde uygulanan bu yöntemle tümörü küçültmeyi, hastalığı daha iyi kontrol altına almayı ve cerrahi başarıyı artırmayı hedefliyoruz" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -<br />
<br />
<strong>"Hastaya en doğru sırayla, en etkili tedavi planlanır"</strong><br />
Kanser tedavisinde son 20 yılda yaşanan en önemli yeniliklerden biri kuşkusuz neoadjuvan tedavi yaklaşımı olduğunu belirten Memorial Antalya Hastanesi Onkoloji Bölümü'nden Uzm. Dr. Selami Bayram,"Neoadjuvan tedavi, sadece ameliyat öncesi verilen bir ilaç tedavisi değildir.</p>

<p>Doğru hastada uygulandığında cerrahiyi kolaylaştırabilen, görünmeyen hastalığı daha erken hedefleyebilen, tedavi yanıtını ölçmeye imkan veren ve sonraki adımları daha akılcı biçimde planlamaya yardımcı olan güçlü bir stratejidir. Günümüz onkolojisinde amaç yalnızca tümörü küçültmek değil; hastaya en doğru sırayla, en etkili ve en kişiselleştirilmiş tedaviyi sunmaktır.</p>

<p>Ancak her kanser hastası için uygun değildir. Bu karar; tümörün evresi, yayılım durumu, biyolojik alt tipi, hastanın genel performansı ve multidisipliner konsey değerlendirmesi ile verilir" şeklinde konuştu.<br />
<br />
<strong>"Sonuç, tümörün tedaviye verdiği yanıta bağlıdır"</strong><br />
Neoadjuvan tedavinin başlıca avantajları sıralayan Uzm. Dr. Selami Bayram, "Birinci avantaj olarak ameliyatı daha mümkün ve daha başarılı hale getirebilir. Bazı tümörler ilk tanı anında büyük olabilir ya da bulundukları bölge nedeniyle doğrudan ameliyat edilmeleri zor olabilir.</p>

<p>Neoadjuvan tedavinin temel amaçlarından biri, tümörü küçülterek cerrahiyi teknik olarak daha uygulanabilir hale getirmektir. Bu yaklaşım özellikle meme kanseri ve rektum kanseri gibi bazı hastalıklarda organ koruyucu cerrahi şansını artırabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Örneğin uygun hastalarda memenin tamamen alınması yerine meme koruyucu cerrahi yapılabilmesi ya da rektum tümörlerinde kalıcı torba ihtiyacının azaltılması mümkün olabilir. Elbette bu fayda her hastada aynı düzeyde görülmez; sonuç, tümörün tedaviye verdiği yanıta bağlıdır" şeklinde konuştu.<br />
<br />
<strong>"Sistemik hastalık kontrolü açısından da önemli bir avantaj sağlayabilir"</strong><br />
İkinci avantajın görüntülemede görünmeyen kanser hücrelerine daha erken dönemde etki edebildiğini aktaran Uzm. Dr. Selami Bayram, "Kanser bazen yalnızca görünen ana kitle ile sınırlı değildir.</p>

<p>Henüz tomografi, MR veya PET gibi görüntüleme yöntemleriyle tespit edilemeyen çok küçük tümör hücreleri de dolaşımda bulunabilir. Buna tıpta mikrometastatik hastalık denir. Neoadjuvan tedavi, ameliyat öncesinde bu hücrelere erken dönemde etki etme fırsatı sunabilir.</p>

<p>Bu nedenle bazı hastalarda sadece lokal kontrol değil, sistemik hastalık kontrolü açısından da önemli bir avantaj sağlayabilir. Özellikle biyolojik olarak daha agresif tümörlerde bu erken sistemik yaklaşım klinik açıdan değerlidir" şeklinde konuştu.<br />
<br />
<strong>"Bazı tümörlerde tedavinin çok etkili olduğuna işaret edebilir"</strong><br />
Üçüncü avantajın ise tedavinin işe yarayıp yaramadığını ameliyat sonrası daha net anlaşılabildiği olduğunu belirten Uzm. Dr. Selami Bayram, "Neoadjuvan tedavinin en önemli avantajlarından biri, uygulanan tedavinin tümör üzerinde ne kadar etkili olduğunun ameliyat sonrası daha açık biçimde görülebilmesidir.</p>

<p>Ameliyatla çıkarılan doku patoloji uzmanları tarafından incelenir ve kanser hücrelerinin tedaviye ne ölçüde yanıt verdiği değerlendirilir. Eğer inceleme sonucunda canlı tümör hücresi görülmezse buna patolojik tam yanıt (pCR) denir. Bu durum, özellikle bazı meme kanseri türlerinde ve bazı başka tümörlerde tedavinin çok etkili olduğuna işaret edebilir.</p>

<p>Ancak pCR her kanser türünde aynı anlamı taşımaz. Yine de bu değerlendirme çok önemlidir; çünkü hem tedavinin başarısını göstermeye yardımcı olur hem de ameliyat sonrası ek tedavilerin nasıl planlanacağı konusunda yol gösterir" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>"Hastaya tek tip değil, daha kişiselleştirilmiş bir yaklaşım sunulabilir"</strong><br />
Tedavinin kişiye özel planlanmasına katkı sağladığını ve bu da tedavi sürecindeki dördüncü avantaj olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Selami Bayram, "Günümüzde kanser tedavisi yalnızca tümörün bulunduğu organa göre değil, aynı zamanda tümörün moleküler ve biyolojik özelliklerine göre planlanmaktadır.</p>

<p>Neoadjuvan dönemde yapılan biyopsiler ve patolojik değerlendirmeler; tümörün alt tipini, agresifliğini ve hangi tedavilere daha duyarlı olabileceğini anlamamıza yardımcı olur. Örneğin bazı meme kanseri hastalarında HER2 pozitiflik veya triple-negatif biyoloji, bazı tümörlerde ise MSI-H veya dMMR gibi özellikler tedavi seçimini etkileyebilir.</p>

<p>Bu sayede hastaya tek tip değil, daha kişiselleştirilmiş bir yaklaşım sunulabilir. Modern onkolojide neoadjuvan tedavinin değeri, biraz da bu biyolojik rehberlik gücünden kaynaklanmaktadır" dedi.<br />
<br />
<strong>"Organın korunmasının önemli olduğu tümörlerde bu, hastalar açısından çok kıymetli bir sonuçtur"</strong><br />
Bazı hastalarda daha sınırlı cerrahiye ve daha iyi fonksiyonel sonuçlara katkı sunabileceğini de söyleyen Uzm. Dr. Selami Bayram, Tümör küçüldüğünde cerrahinin kapsamı da değişebilir.</p>

<p>Bu durum bazı hastalarda daha sınırlı rezeksiyon, daha fazla doku korunması ve daha iyi yaşam kalitesi anlamına gelebilir. Özellikle organın korunmasının önemli olduğu tümörlerde bu, hastalar açısından çok kıymetli bir sonuçtur. Bununla birlikte, neoadjuvan tedavi her zaman ameliyat sonrası komplikasyonları azaltır şeklinde kesin bir ifade doğru değildir.</p>

<p>Çünkü komplikasyon riski; yapılan ameliyatın tipi, hastanın yaşı, ek hastalıkları, beslenme durumu, radyoterapi alıp almadığı ve tümörün yerleşimi gibi birçok faktörden etkilenir. Daha doğru ifade şudur: Uygun hastalarda tümörün küçülmesi, cerrahi planlamayı kolaylaştırabilir ve bazı durumlarda daha koruyucu cerrahi seçeneklerine imkan sağlayabilir" şeklinde konuştu.<br />
<br />
<strong>"Her hastaya uygulanmaz, doğru hastada doğru zamanda planlanır"</strong><br />
Uzm. Dr. Selami Bayram son olarak, "Neoadjuvan tedavi, günümüzde birçok ulusal ve uluslararası kılavuzda yer alan önemli bir yaklaşımdır. Ancak bu tedavi her hasta için otomatik olarak tercih edilmez.</p>

<p>En doğru yaklaşım; hastalığın evresi, tümörün biyolojik özellikleri, hastanın genel durumu ve ilgili branşların ortak değerlendirmesiyle belirlenir" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/kanserde-son-yillarin-onemli-gelismesi</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 10:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/04/ekran-goruntusu-2026-03-31-140553-7.png" type="image/jpeg" length="94351"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akseki'de kan bağışı kampanyası düzenlenecek]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/aksekide-kan-bagisi-kampanyasi-duzenlenecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/aksekide-kan-bagisi-kampanyasi-duzenlenecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Kızılay, Antalya'nın Akseki ilçesinde kan bağışı kampanyası düzenleyecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ayşe Çatlı<br />
ANTALYA (İHA) -<br />
Türk Kızılayı Antalya Kan Bağış Merkezi Müdürü Dr. Okan Erdoğan, kan toplama çalışmalarının kurumlarda, ilçelerde ve farklı alanlarda aralıksız sürdüğünü belirterek, 2 Nisan Perşembe günü Akseki'de belediye önünde kurulacak kan bağış noktasında vatandaşlardan bağış kabul edileceğini söyledi.<br />
<br />
<strong>"Bir ünite kan 3 hastaya umut oluyor"</strong><br />
Bağışlanan her bir ünite kanın laboratuvar ortamında eritrosit, plazma ve trombosit bileşenlerine ayrıldığını ifade eden Erdoğan, bu sayede üç farklı hastaya umut olunabildiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Düzenli kan bağışının hayati önem taşıdığına dikkat çekilen Kızılay yetkilileri, kanın yapay olarak üretilemeyen ve tek kaynağı insan olan bir ihtiyaç olduğuna işaret ederek vatandaşları kampanyaya destek vermeye çağırdı. "Birbirimize Candan Bağlıyız" sloganıyla düzenlenen etkinlikte, toplumda kan bağışı bilincinin artırılması hedefleniyor.</p>

<p>Hastanelerin kan ihtiyacının yüzde 100'ünü karşılamayı amaçladıklarını belirten Erdoğan, çalışmaların Antalya genelinde sürdüğünü ifade etti. Erdoğan, "Kan herkesin her zaman ihtiyacı. Düzenli kan bağışı yapalım. Zor anlarda ihtiyaç sahiplerinin yanında olalım" dedi.</p>

<p>2 Nisan Perşembe günü 09.30-18.30 saatleri arasında Akseki Belediyesi önünde konuşlandırılacak kan alma otobüsünde bağışların kabul edileceğini belirten Erdoğan, tüm Aksekilileri kan bağışında bulunmaya davet etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/aksekide-kan-bagisi-kampanyasi-duzenlenecek</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 16:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/03/a-w673315-01.jpg" type="image/jpeg" length="58374"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fark edilmeden ilerleyen tehlikeli kanser!]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/fark-edilmeden-ilerleyen-tehlikeli-kanser</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/fark-edilmeden-ilerleyen-tehlikeli-kanser" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyada her yıl yaklaşık 2 milyon, Türkiye’de ise 22 bin kişiye kolorektal kanser tanısı konulduğunu belirten uzmanlar, erken teşhis ve düzenli taramanın hayati önem taşıdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -<br />
Kolorektal kanser, küresel çapta en yaygın kanser türlerinden biri olarak gösteriliyor. Dünyada her yıl yaklaşık 2 milyon yeni vaka görülürken, Türkiye'de yılda yaklaşık 22 bin kişi bu hastalıkla karşı karşıya kalıyor. Bu rakamlar, hastalığın özellikle 50 yaş üstü bireyleri etkilediğini gösterse de, 50 yaş altı genç yetişkinlerde de vaka sayısında belirgin bir artış görülüyor.</p>

<p>Türkiye'de özellikle Kuzeydoğu Anadolu, Ortadoğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da hayat kaybı oranlarında artış gözleniyor. Kolon kanseri erken evrede tespit edildiğinde yüksek oranda tedavi edilebilir olmasına rağmen, geç teşhis durumunda ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.</p>

<p>Bazı yaşam tarzı değişiklikleri ile kolorektal kanser riski yüzde 30-50 oranında azaltabiliyor ve erken tanı ile 5 yıllık sağkalım oranı yüzde 90'ın üzerine çıkabiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alihan Gürkan, kolon kanserinin nedenleri, korunma yöntemleri ve tedavileri hakkında bilgi verdi.<br />
<br />
<strong>50 yaş üstü kişilerin özellikle dikkat etmesi gerekiyor</strong><br />
Kolorektal kanser, kalın bağırsak ve rektum hücrelerinin kontrolsüz büyümesiyle oluştuğunu ve genellikle poliplerin zamanla kansere dönüşmesiyle başladığını ifade eden Prof. Dr. Alihan Gürkan, "Kesin nedeni tam bilinmese de, risk faktörleri arasında genetik yatkınlık, ileri yaş (özellikle 50 yaş üstü), sağlıksız beslenme, obezite, sigara ile alkol kullanımı, hareketsiz yaşam tarzı ve inflamatuar bağırsak hastalıkları (Crohn veya ülseratif kolit gibi) yer alır. Bu faktörler hücrelerde genetik değişikliklere yol açarak kanser gelişimini tetikleyebilir" dedi.<br />
<br />
<strong>Bu belirtileri görmezden gelmeyin</strong><br />
Kolon kanserinin belirtileri genellikle erken evrede belirgin olmadığını söyleyen Prof. Dr. Alihan Gürkan, "Belirtiler kişiden kişiye değişebilir, ancak yaygın olan belirtiler, dışkıda kan görülmesi, bağırsak alışkanlıklarında değişiklik (ishal, kabızlık veya dışkı şeklinde incelme), karın ağrısı veya kramplar, açıklanamayan kilo kaybı, yorgunluk ve halsizlik. Bu belirtiler fark edildiğinde doktora başvurmak önemlidir, çünkü erken tanı tedavi şansını artırır" şeklinde konuştu.<br />
<br />
<strong>Kolon kanserinden korunma yolları</strong><br />
Kolon kanserinden korunmak için dikkat edilmesi gerekenleri sıralayan Prof. Dr. Alihan Gürkan, "Kolorektal kanser büyük ölçüde yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebilir.</p>

<p>Sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinin: Meyve, sebze ve tam tahıllar açısından zengin bir diyet uygulayın. Kırmızı et ve işlenmiş et tüketimini sınırlayın. Lifli gıdalar bağırsak sağlığını korur ve kanser riskini düşürür.</p>

<p>Sigara ve alkolü bırakın: Sigara içmek kolorektal kanser riskini artırır. Alkol tüketimini minimuma indirin veya tamamen bırakın, çünkü bu maddeler bağırsak hücrelerine zarar verir. Kilonuzu kontrol altında tutun: Fazla kilolar, özellikle karın bölgesindeki yağlanma, kanser riskini yükseltir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İdeal kilonuza ulaşmak için dengeli beslenme ve hareketli bir yaşamı tercih edin. Düzenli egzersiz yapın: Haftada en az 150 dakika orta şiddette egzersiz bağırsak hareketlerini düzenler ve kanser riskini azaltır. Her gün 30 dakika yürümek bile faydalı olabilir. Tarama testlerini ihmal etmeyin: 45-50 yaşından itibaren düzenli kolonoskopi yaptırın.</p>

<p>Erken evrede polip tespiti, kanserin önlenmesini sağlar. Aile öyküsü varsa daha erken başlayın. Su tüketimini artırın ve kabızlıktan kaçının: Bol su içmek ve düzenli tuvalet alışkanlığı edinmek bağırsak sağlığını korur. Kabızlık, uzun vadede risk oluşturabilir" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/fark-edilmeden-ilerleyen-tehlikeli-kanser</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 13:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-30-093630-2.png" type="image/jpeg" length="38349"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan kritik uyarı: Çocukları ölümcül riskle karşı karşıya bırakıyor!]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/uzmanlardan-kritik-uyari-cocuklari-olumcul-riskle-karsi-karsiya-birakiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/uzmanlardan-kritik-uyari-cocuklari-olumcul-riskle-karsi-karsiya-birakiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son yıllarda dünya genelinde yeniden yükselişe geçen kızamık vakaları, özellikle çocuklar açısından ciddi bir halk sağlığı tehdidi haline geldi. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferunda Demir, kızamığın yıllar sonra bile beyin hasarına yol açabildiğini belirterek, "Son yıllarda aşı karşıtlığının artması ve çocukların aşılanmaması, bu ölümcül risklerle karşı karşıya kalmamıza neden oluyor. Korunmanın tek yolu aşıdır" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Begüm Aksoy - İbrahim Sönmez<br />
ANTALYA (İHA) -<br />
Dünya genelinde yeniden artış gösteren kızamık vakaları, çocuklar açısından yalnızca hastalık döneminde değil, sonrasında da hayati risk oluşturuyor. Uzun yılların ardından birçok ülkede yeniden görülmeye başlayan vakalar ve buna bağlı ölümler, hastalığın önemini bir kez daha gündeme taşıdı.</p>

<p>Üstelik kızamık, yalnızca hastalık döneminde değil, iyileştikten sonraki süreçte de ciddi riskler barındırıyor. Özellikle Covid-19 pandemisinin ardından çocukluk çağı aşılanma oranlarında yaşanan düşüşün, çocuklarda ölümcül seyredebildiği bilinen kızamık vakalarının artmasına yol açtığına dikkat çekiliyor.</p>

<p>Medical Park Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferunda Demir, kızamık vakalarındaki artışın nedenlerini ve hastalıkla ilgili bilinmesi gerekenleri anlattı.<br />
<br />
<strong>"Salgınlar şeklinde kendini gösterdiği için çok ciddi önem taşımaktadır"</strong><br />
Kızamığın, rubeola adı verilen bir virüs hastalığı olduğunu belirten Uzm. Dr. Ferunda Demir, hastalığın özellikle döküntüyle seyreden ve toplumsal yayılım riski yüksek bir enfeksiyon olduğuna işaret etti.</p>

<p>Uzm. Dr. Demir, "Kızamık hastalığı, rubeola dediğimiz bir virüs hastalığıdır. Özellikle döküntülerle seyreden bir hastalıktır ve salgınlar şeklinde kendini gösterdiği için çok ciddi önem taşımaktadır" dedi.</p>

<p>Kızamık virüsünün özellikle kış sonu ve ilkbahar başında salgınlara neden olabildiğini ifade eden Uzm. Dr. Demir, çocuklar arasında bulaşmanın çoğunlukla damlacık yoluyla gerçekleştiğini belirtti.</p>

<p>Demir, "Öksürmekle, hapşırmakla, bazen fiziksel temasla birbirlerine bulaştırabilirler. Kızamık virüsünün özellikle 20 ve 37 derece arasında canlı olarak yaşadığını biliyoruz ve havada da bir saat kadar asılı kalabiliyor. Bu yüzden de herhangi bir kızamıklı çocuğun bulunduğu ortamda diğer çocuklara bulaşma ihtimali birkaç saat daha devam edebiliyor, çocuk oradan ayrılmış olsa bile" şeklinde konuştu.<br />
<br />
<strong>"Yüksek ateşle başlıyor, döküntü tüm vücuda yayılıyor"</strong><br />
Hastalığın kuluçka süresinin genellikle 10 ila 14 gün sürdüğünü belirten Uzm. Dr. Demir, bu sürecin ardından çocuklarda yaklaşık 40 dereceye ulaşabilen yüksek ateş görülebileceğini söyledi. Uzm. Dr. Demir, hastalığın belirtilerini, "Öksürük, burun akıntısı, boğaz ağrısı, halsizlik, gözlerde kızarma gibi semptomlarla gelebilir" sözleriyle anlattı.</p>

<p>Kızamık tanısında ayırt edici bulgulardan birinin ağız içindeki lekeler olduğunu belirten Demir, "Özellikle hastalığı kapan çocukların bir kısmında yanak iç kısmında, ağız içinde gri renkli koplik lekesi dediğimiz lekelerin olması, hastalığın tanı koydurmada bize çok diagnostik bir veridir.</p>

<p>Bu şikayetlerin arkasından 4. ya da 5. günde, boyun arkasından ve kulak arkasından başlayan, tüm vücuda yayılan kırmızı ve kahverengi renkli döküntüler meydana gelir. Bu döküntüler 4-5 gün kaldıktan sonra önce solar, ardından soyularak baştan aşağı kaybolur" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>"Menenjitten zatürreye kadar ağır komplikasyonlara yol açabiliyor"</strong><br />
Kızamığın yalnızca ateş ve döküntüyle sınırlı bir hastalık olmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Demir, ciddi komplikasyonlarla da seyredebileceğini söyledi. Demir, "Menenjit gelişebilir çocuklarda, orta kulak enfeksiyonu gelişebilir, zatürre bulguları gelişebilir ve çok ağır olan bu durumlar meydana geldiği zaman çocuklarda, hastanelerde yatışlı tedavi gerektirebilen bir hastalıktır" dedi.</p>

<p>Hastalığın sinir sistemi üzerinde de yıkıcı etkiler bırakabildiğini ifade eden Uzm. Dr. Demir, kızamık geçirildikten sonra bile tehlikenin sona ermediğini kaydetti.<br />
<br />
<strong>İyileştikten sonra da risk sürüyor: SSPE uyarısı</strong><br />
Uzm. Dr. Ferunda Demir, kızamık virüsünün özellikle beyin dokusunda hasarla seyreden çok ağır bir tabloya da neden olabildiğine dikkat çekerek, "Hastalık atlatıldıktan sonraki 2-3 yıl içinde beyin dokusunu zedeleyen kızamık virüsü, Subakut Sklerozan Panensefalit (SSPE) dediğimiz beyin hasarıyla giden ve ölümcül seyredebilen bir hastalıkla da sonuçlanabilir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bu nedenle kızamığın hafife alınmaması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Demir, hastalığın çocuk sağlığı açısından son derece önemli olduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="798" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-27-114824-8.png" width="1479" /></p>

<p><strong>"Aşılanmama ölümcül risklerle karşı karşıya kaldığımızı gösteriyor"</strong><br />
Son yıllarda kızamık vakalarındaki artışın en önemli nedenlerinden birinin de aşı karşıtlığı olduğuna işaret eden Uzm. Dr. Demir, "Son yıllarda özellikle aşı karşıtı kişilerin artması, çocukların aşılanmaması bu tür ölümcül risklerle karşı karşıya kaldığımızı gösteriyor" dedi.</p>

<p>Türkiye'de uygulanan aşı takvimine ilişkin bilgi veren Uzm. Dr. Demir, kızamık aşısının iki doz halinde uygulandığını belirterek, "Türkiye'deki aşı şemasında iki doz aşı var. 12. ay ve 4. yaşta. Son yıllarda salgınların artmasıyla birlikte 9. ayda da ek doz bir aşı önerilmekte" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>"Korunmanın tek yolu aşı"</strong><br />
Aşının kızamığa karşı en etkili korunma yöntemi olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Demir, "Bizim için korunmanın tek yolu aşı diyoruz. Çünkü birinci aşıdan sonraki koruyuculuk yüzde 93, ikinci aşıdan sonraki koruyuculuk yüzde 97'nin üzerinde. Gördüğümüz hastaların çoğunun da aşısız vakalar olduğunu biliyoruz.</p>

<p>Bu yüzden çocuklarımızın aşılarının mutlaka yapılmasını tavsiye ediyoruz. Kızamıklı bir çocukla temastan sonra ilk 3 gün içinde de aşının yapılmasını mutlaka öneriyoruz" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/uzmanlardan-kritik-uyari-cocuklari-olumcul-riskle-karsi-karsiya-birakiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-28-110950.png" type="image/jpeg" length="80419"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Genç Onkologlar Kemer’de buluştu]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/genc-onkologlar-kemerde-bulustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/genc-onkologlar-kemerde-bulustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’nın Kemer ilçesinde düzenlenen ‘2’nci Ulusal Onkoloji Fellow Kongresi’nde genç onkologlar bir araya geldi.
Antalya’nın Kemer ilçesinde düzenlenen ‘2. Ulusal Onkoloji Fellow Kongresi’, genç onkoloji uzmanları ile bilim insanlarını bir araya getirdi. Kişiselleştirilmiş Onkoloji Derneği tarafından organize edilen kongre, bu yıl ikinci kez gerçekleştirilirken, genç hekimlerin mesleki gelişimine odaklanan yapısıyla dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -<br />
Kongrede, onkoloji alanında uzmanlık eğitimi alan ya da yeni uzman olmuş genç hekimlerin erken dönemde birlikte çalışması, sunum becerilerini geliştirmesi ve güncel bilimsel bilgilere erişiminin artırılması hedeflendi. Aynı zamanda mesleğe olan ilgi ve bağlılığın güçlendirilmesi, Türkiye’deki onkoloji alanındaki sorunların paylaşılması ve çözüm yollarının tartışılması da toplantının öncelikli başlıkları arasında yer aldı.<br />
Kişiselleştirilmiş Onkoloji Derneği Genel Sekreteri Uğur Coşkun, kongrenin gençlere yönelik olması açısından önemli bir boşluğu doldurduğunu belirterek Avrupa’dan ve farklı ülkelerden katılan uzmanların da katkısıyla uluslararası bir vizyonun tartışıldığını ifade etti. Coşkun, özellikle Batı ülkelerindeki eğitim modellerine benzer şekilde, yoğun ihtisas sürecinde edinilen bilgi ve tecrübelerin genç hekimlere erken dönemde kazandırılmasının temel hedef olduğunu vurguladı.<br />
Kongrede bilimsel oturumların yanı sıra hukuki konular da geniş yer buldu. Danıştay ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nden hakimlerin katılımıyla, hekimlerin sıklıkla karşılaştığı malpraktis davaları, bilirkişi raporları ve ilaçların geri ödeme süreçlerine ilişkin önemli değerlendirmeler yapıldı. Bu sayede katılımcılar, mesleki uygulamalarını doğrudan etkileyen hukuki süreçler hakkında birinci elden bilgi edinme fırsatı yakaladı.<br />
Aytuğ Üner ise kongrede bağırsak, akciğer ve baş-boyun kanserleri başta olmak üzere birçok kanser türünün ele alındığını belirterek, yapay zeka destekli tanı yöntemleri, hasta ile iletişim ve yeni tedavi yaklaşımlarının da detaylı şekilde incelendiğini aktardı. Üner, bilimsel içeriğin yanı sıra hukukçularla yapılan etkileşimin farklı bakış açıları kazandırdığını dile getirdi.<br />
Genç hekimleri temsilen İmdat Erolu, daha önce benzer etkinliklerde genellikle dinleyici konumunda olduklarını belirterek bu kez sahnede yer alıp güncel bilimsel gelişmeleri tartışma fırsatı bulduklarını söyledi. Erolu, bu yaklaşımın genç onkologlar için yol gösterici olduğunu ifade etti.<br />
Yurt dışından katılan konuşmacıların da yer aldığı kongrede, vizyoner yaklaşımlar ve uluslararası deneyimler paylaşılırken, genç hekimlerin mesleki donanımının artırılması adına önemli bir platform oluşturuldu. 29 Mart’ta sona erecek kongre, hem bilimsel hem de mesleki dayanışma açısından verimli oturumlara sahne oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/genc-onkologlar-kemerde-bulustu</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 16:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/03/a-w670686-01.jpg" type="image/jpeg" length="10263"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da akciğer sağlığı kongresi başladı]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/antalyada-akciger-sagligi-kongresi-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/antalyada-akciger-sagligi-kongresi-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da akciğer sağlığı kongresi başladı: "Solunum hastalıkları başlıca mortalite nedeni"]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Begüm Aksoy - İbrahim Sönmez<br />
ANTALYA (İHA) - Antalya'da düzenlenen 11. Uluslararası Katılımlı Akciğer Sağlığı Kongresi'nde, solunum hastalıklarının dünyada ve Türkiye'de artan yükü, KOAH, akciğer kanseri, enfeksiyonlar ve hava kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki etkileri ele alındı. Kongrede konuşan Prof. Dr. Gülistan Karadeniz, "Solunum hastalıkları hem ülkemizde hem dünyada çok sık görülmekte ve başlıca hastalık ve ölüm nedeni olmaktadır" derken, Prof. Dr. Tevfik Özlü ise küresel ısınmanın hava kalitesini bozduğunu, polen yoğunluğunu artırarak alerjik hastalıkları tetikleyebildiğini dile getirdi.</p>

<p>Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği tarafından düzenlenen 11. Uluslararası Katılımlı Akciğer Sağlığı Kongresi, Antalya'da başladı. Belek turizm merkezindeki bir otelde gerçekleştirilen kongrenin basın toplantısında, akciğer sağlığına ilişkin güncel literatür, bilimsel çalışmalar ve son rehberler ışığında solunum sistemi hastalıkları tüm yönleriyle ele alındı. Kongrede, hem hekimlerin bilgi ve becerilerinin güncellenmesi hem de toplum sağlığının geliştirilmesine katkı sunacak başlıklar gündeme taşındı.</p>

<p><img height="775" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-27-102045.png" width="1471" /><br />
<br />
<strong>"Göğüs hastalıkları hekimlerine binen yük her zamankinden daha da fazladır"</strong><br />
Uluslararası Katılımlı Akciğer Sağlığı Kongresi 2026 Kongre Başkanı Prof. Dr. Gülistan Karadeniz, kongrenin hem mesleki gelişim hem de toplum sağlığı açısından önemli bir misyon üstlendiğini belirterek, "Bu yıl 11.'sini düzenlemenin büyük gururu ve heyecanıyla göğüs hastalıkları hekimlerimize yönelik bilgi paylaşımı, yenilikçi yaklaşımların güncellenmesi, pratik uygulamalar ile meslektaşlarımıza destek olmaya ve ülkemizdeki insanların akciğer sağlığını geliştirmeye gayret ediyor ve bunun mutluluğu ve sevincini yaşıyoruz.</p>

<p>Solunum hastalıkları hem ülkemizde hem dünyada çok sık görülmekte ve başlıca morbidite ve mortalite nedeni olmaktadır" sözleriyle hastalık yükünün boyutuna işaret etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Solunum hastalıklarının yaygınlığı nedeniyle göğüs hastalıkları uzmanlarının sorumluluğunun arttığını vurgulayan Karadeniz, "Bu nedenle göğüs hastalıkları hekimlerine binen yük her zamankinden daha da fazladır. Bu nedenle kongremizde göğüs hastalıkları hekimlerimizin bilimsel yenilikleri, tecrübelerini ve pratiklerini geliştirmeleri ve multidisipliner etkileşim ile bilgilerini güncellemeleri, toplumumuzdaki insanların akciğer sağlığının geliştirilmesi açısından çok önemli ve kıymetlidir" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>"Kronik obstrüktif akciğer hastalığı tüm dünyada yaklaşık yüzde 10 gibi sıklıkla görülmekte"</strong><br />
Karadeniz, kongrede ele alınan başlıklara da değinerek, "Kronik obstrüktif akciğer hastalığı tüm dünyada yaklaşık yüzde 10 gibi sıklıkla görülmekte. Yani 10 kişiden birinde görülmekte ve dünya genelinde ve ülkemizde önemli bir morbidite ve mortalite nedeni olmaktadır" dedi.</p>

<p>Akciğer kanserinin de hem kadınlarda hem erkeklerde en sık görülen ve en fazla ölüme neden olan kanser türlerinden biri olduğunu belirten Karadeniz, "Akciğer enfeksiyonları hem kış aylarında artmakta, COVID'de gördüğümüz gibi her zaman akciğerleri tutarak mortaliteyi arttıran bir enfeksiyondur.</p>

<p>Bu nedenle hem akciğer enfeksiyonlarındaki hem KOAH'taki hem akciğer kanserindeki tedavi yaklaşımlarının meslektaşlarımıza iletilmesi çok kıymetlidir" dedi. Karadeniz, kongreye 15 uluslararası bilim insanının çevrim içi ve yüz yüze katkı sunduğunu, Türkiye'den de 200'e yakın bilim insanının toplantılarda yer aldığını da sözlerine ekledi.</p>

<p><img height="835" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-27-102103.png" width="1483" /><br />
<br />
<strong>"Bu sadece bilimsel bir kongre değil"</strong><br />
Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği'nin ilk kadın genel başkanı Prof. Dr. Gamze Kırkıl ise kongrede hem göğüs hastalıkları hem de göğüs cerrahisine ilişkin kapsamlı oturumların yer aldığını söyledi.</p>

<p>Kırkıl, "Biz kongremizde hem göğüs hastalıkları hem de göğüs cerrahisi ile ilgili oturumlara yer veriyoruz ve toplumda çok sık karşılaşılan astım, KOAH, akciğer kanseri ya da akciğer sertleşmesi gibi hastalıkların özellikle tanıları, tedavileri, takipleri nasıl yapılacak, bunlarla ilgili bilgiler vereceğiz" dedi.</p>

<p>Kongrenin eğitim yönünün de güçlü olduğunu vurgulayan Kırkıl, "Bu sadece aslında bir kongre değil, bilimsel bir kongre değil. Aynı zamanda vereceğimiz eğitimle aslında asistanlarımız, uzmanlarımız sahaya döndükleri zaman topluma çok daha iyi bir hizmet verecekler. Dolayısıyla bizim için aynı zamanda bir vizyon kongresi olduğunu düşünüyorum" şeklinde konuştu.<br />
<br />
<strong>113 oturum, 190 sözlü bildiri, 322 poster bildiri</strong><br />
Uluslararası Katılımlı Akciğer Sağlığı Kongresi 2026 Bilimsel Komite Başkanı Prof. Dr. Özlem Erçen Diken de kongrenin bilimsel programına ilişkin bilgi verdi. Diken, "Göğüs hastalıkları ve göğüs cerrahisi alanında tanı, tedavi ve günlük pratiğe yönelik bilgi birikiminin arttırılması, güncel gelişmelerin paylaşılması ve mesleki etkileşimin güçlendirilmesi amacıyla son derece zengin ve kapsamlı bir bilimsel programa ev sahipliği yapıyoruz" dedi.</p>

<p>Diken, kongrenin ilk gününde teorik bilgilerin güncellenmesi ve pratik becerilerin geliştirilmesine yönelik 11 farklı konuda kurs gerçekleştirildiğini belirterek, "İzlenen günlerde ise bilimsel program, konferanslar, uydu oturumları, olgu konseyleri, yuvarlak masa, atölye çalışmaları ve asistan odaları ile çok yönlü bir biçimde sürecektir" diye konuştu. Kongre boyunca toplam 113 oturum planlandığını kaydeden Diken, 32 sözlü bildiri oturumunda 190 sözlü bildiri, 16 elektronik poster oturumunda ise 322 poster bildirinin bilim dünyasıyla paylaşılacağını söyledi.<br />
<br />
<strong>Hava kirliliği, solunum hastalıklarına zemin hazırlıyor</strong><br />
Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği Kurucu Başkanı Prof. Dr. Tevfik Özlü ise konuşmasında hava kirliliğinin akciğer sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekti.</p>

<p>Temiz hava solumanın temel bir hak olduğunu vurgulayan Özlü, "Nefes almanın da temiz bir hava solumak amaçlı olduğunu biliyoruz. Temiz hava soluma özgürlüğü her insanın doğuştan gelen bir hakkıdır ve bu hakkımızı korumak zorundayız. Akciğerlerimiz dışa açık organımız, her dakika hepimiz, tüm insanlık ortalama 10 litre havayı akciğerine alır ve tekrar geri verir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Özlü, dış ortam hava kirliliğinin kentleşme, sanayileşme, motorlu taşıtlar, endüstriyel faaliyetler, inşaatlar ve orman yangınları gibi pek çok nedene bağlı olarak ortaya çıktığını belirterek, bu kirli havanın içinde bulunan zararlı gazların ve ince partiküllerin solunum sistemi başta olmak üzere tüm vücut üzerinde olumsuz etkiler meydana getirdiğini anlattı.</p>

<p>Özlü, hava kirliliğinin kısa vadede burun tıkanıklığı, hapşırık, geniz akıntısı, boğazda ve gözlerde yanma, öksürük, nefes darlığı ve hırıltı gibi şikâyetlere yol açabildiğini, uzun vadede ise KOAH, astım ve alerjik hastalıkların gelişimine zemin hazırlayabildiğini kaydetti. Özlü, bu yönüyle hava kirliliğinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda doğrudan bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekti.<br />
<br />
<strong>"Görünmez tehdit"</strong><br />
Kapalı alanlardaki iç ortam hava kirliliğinin de en az dış ortam kadar önemli olduğunu vurgulayan Özlü, evlerde kullanılan yakıtlar, sigara dumanı, sentetik malzemeler, küf, rutubet ve ev tozu akarlarının ciddi risk oluşturduğunu belirtti. Özlü, "O açıdan bu hava kirliliği görünmez bir tehdittir. Çoğu zaman farkına varmadığımız, önemsemediğimiz bir durumdur" diyerek, özellikle kapalı ortamların düzenli olarak havalandırılması gerektiğini dile getirdi.<br />
<br />
<strong>Küresel ısınmanın hava kalitesine etkisi</strong><br />
Prof. Dr. Tevfik Özlü, küresel ısınmanın da akciğer sağlığı açısından göz ardı edilmemesi gereken bir başlık olduğunu belirterek, "Biliyorsunuz insanoğlunun ortaya çıkardığı sera gazları dediğimiz bir takım gazlar karbonmonoksit gibi, metan gibi bazı gazlar küresel ısınmaya yol açıyor ve bu küresel ısınma da hava kalitemizi bozuyor.</p>

<p>Küresel ısınma, hem susuzluğa, kuraklığa hem tarım sektöründe bozulmalara da yol açar. Birçok alerjinin yoğunluğunu arttırabilir. Özellikle polen mevsiminin uzamasına ve havadaki polen yoğunluğunun artmasına neden olabilir. Bazı hava kirleticilerin yoğunluğunda artışa neden olarak yine de soluduğumuz havanın kalitesini bozabilir. Hava kalitemizin korunması için dış atmosfer havasının kalitesinin korunması için hepimizin duyarlı olması gerektiğini ifade ederek sözlerimi tamamlamak istiyorum" şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/antalyada-akciger-sagligi-kongresi-basladi</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 10:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-27-102001.png" type="image/jpeg" length="23684"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ULAR ameliyatıyla zorlu tümör başarıyla tedavi edildi!]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/ular-ameliyatiyla-zorlu-tumor-basariyla-tedavi-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/ular-ameliyatiyla-zorlu-tumor-basariyla-tedavi-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde önemli bir başarıya imza atıldı. Hastanede görevli Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Tamer Akay ve ekibi, hastanede ilk kez uygulanan Ultra Low Anterior Rezeksiyon (ULAR) operasyonuyla anal kanala çok yakın tümörlerde dahi bağırsak devamlılığını korumayı başardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -<br />
Alanya'da yaşayan 65 yaşındaki Şaban Görgülü, makatta ağrı şikâyetiyle Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvurdu. Hastanede görevli Hastanede görevli Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Tamer Akay tarafından yapılan fizik muayene ve görüntüleme sonucunda anal kanala yalnızca 2 cm mesafede tümöral kitle tespit edildi.</p>

<p>Görgülü, multidisipliner bir yaklaşımla, farklı branşlardaki hekimlerin görüş ve önerileri doğrultusunda tedavi altına alındı. Onkoloji uzmanları tarafından uygulanan neoadjuvan tedavi sayesinde tümör geriletildi ve anal kanala olan mesafe 4 cm'ye kadar çıkarıldı.</p>

<p>Bu kritik sürecin ardından hastanın onayı alınarak Dr. Öğretim Üyesi Tamer Akay ve hastanede görevli Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ramazan Serdar Arslan tarafından Ultra Low Anterior Rezeksiyon (ULAR) operasyonu gerçekleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Söz konusu operasyon; kalın bağırsağın makata yakın son bölümünde yerleşen kanserlerin tedavisinde kullanılan, bağırsak devamlılığını koruyan ve stoma (torba) ihtiyacını en aza indirmeyi amaçlayan ileri bir cerrahi yöntem olarak öne çıkıyor.<br />
<br />
Tür ameliyatları hastanemizde başarıyla gerçekleştiriyoruz<br />
Hastanede ilk kez uygulanan ve başarıyla tamamlanan operasyon hakkında bilgi veren Dr. Öğretim Üyesi Tamer Akay, "Hekim arkadaşım Dr. Öğretim Üyesi Arslan ile birlikte yaptığımız ULAR yöntemi; özellikle rektumun alt kısmında, son 5-6 cm'de yerleşen ve dış sfinkter kaslarına yayılmamış tümörlerde uygulanır.</p>

<p>Bu teknik sayesinde anüs ve dış sfinkter kasları korunabilmekte, hastaların bağırsak kontrolü büyük ölçüde devam etmektedir. Bu tür zorlu vakalarda en önemli hedef yalnızca kanserli dokunun tamamen çıkarılması değil aynı zamanda hastanın yaşam kalitesinin korunmasıdır.</p>

<p>Özellikle anal kanala çok yakın tümörlerde; doğru hasta seçimi, uygun cerrahi teknik ve multidisipliner yaklaşım sayesinde kalıcı kolostomiye gerek kalmadan hastanın yaşam kalitesi korunarak başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir" diye konuştu.</p>

<p>İleri cerrahi teknikler ve ekip çalışmasının kanser tedavisinde kritik rol oynadığını vurgulayan Akay, "Ekibimizle birlikte bu tür ameliyatları hastanemizde başarıyla gerçekleştiriyoruz. Hastamız Şaban Görgülü‘nün ameliyatı da başarılı geçti. Takipleri hastanemiz tarafından sürdürülecektir" ifadesini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/ular-ameliyatiyla-zorlu-tumor-basariyla-tedavi-edildi</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 14:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-25-142854-1.png" type="image/jpeg" length="56974"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alanya’da bayram tatilinde sağlık ekipleri durmadı!]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/alanyada-bayram-tatilinde-saglik-ekipleri-durmadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/alanyada-bayram-tatilinde-saglik-ekipleri-durmadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, Ramazan Bayramı tatili süresince Acil Servis’te 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti sunulduğunu açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -<br />
Bayram tatili süresince hastanede verilen sağlık hizmetlerini değerlendiren Başhekim Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, "Arife günü de dâhil olmak üzere bayram tatili boyunca bin 221 sağlık personelimizle birlikte; Acil Servis, ameliyathane, yoğun bakım, doğumhane, diyaliz ve tüm yataklı servislerimizde kesintisiz sağlık hizmeti sunduk’’ dedi.<br />
<br />
3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti verildi<br />
Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde bayram tatili boyunca 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti verildiğini aktaran Karakuş ‘’Bayram tatilinde Acil Servis’te 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti verirken, 81 hastamızın ameliyatını başarıyla gerçekleştirdik. Ayrıca 121 hastamızın yatışı yapılarak tedavilerine yataklı servislerimizde devam edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="1706" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/03/a-w667702-01.jpg" width="2560" /></p>

<p>Bu süreçte 4 bebeğimiz hastanemizde dünyaya gözlerini açtı ve ailelerinin mutluluğuna ortak olduk. 86 hastamıza diyaliz hizmeti verilirken, 5 hastamıza da anjiyo işlemi uygulandı. Yönetim ekibimiz, bayram süresince görev yapan sağlık personelimizle koordineli bir şekilde çalışarak hasta yoğunluğuna göre gerekli planlamaları ve takviyeleri gerçekleştirdi.</p>

<p>Sağlık tesisimiz ve birimlerimiz yerinde incelenerek hizmetlerin aksamaması sağlandı. Bu yoğun süreçte büyük bir özveri ve ekip ruhuyla çalışan, Ramazan Bayramı’nı hastalarımızla birlikte geçirerek kesintisiz sağlık hizmeti sunan tüm meslektaşlarıma ve sağlık çalışanlarımıza şahsım ve vatandaşlarımız adına teşekkür ediyorum. Tedavisi devam eden hastalarımıza da acil şifalar diliyorum" ifadesini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/alanyada-bayram-tatilinde-saglik-ekipleri-durmadi</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 16:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/03/a-w667702-02.jpg" type="image/jpeg" length="38082"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da kadavradan emekli öğretmene çifte bayram!]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/antalyada-kadavradan-emekli-ogretmene-cifte-bayram</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/antalyada-kadavradan-emekli-ogretmene-cifte-bayram" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde kadavradan böbrek nakli yapılan emekli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Muharrem Yeğenoğlu, 10 yıl süren bekleyişin ardından sağlığına kavuştu. Yeğenoğlu, "Bu Allah’ın bir lütfu. Herkese organ bağışında bulunmalarını tavsiye ediyorum" sözleriyle yaşadığı mutluluğu paylaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Afyonkarahisar’ın Şuhut ilçesinde yaşayan 67 yaşındaki emekli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Muharrem Yeğenoğlu, 10 yıldır mücadele ettiği böbrek yetmezliği hastalığından, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Merkezi’nde gerçekleştirilen nakil ile kurtuldu.</p>

<p>Yaklaşık 9 yıldır organ nakli bekleme listesinde bulunan Yeğenoğlu’na, Ramazan Bayramı öncesinde uygun kadavradan böbrek bulundu. Başarılı geçen operasyonun ardından sağlığına kavuşan Yeğenoğlu, Ramazan Bayramı öncesi gelen nakille bayram sevincini ikiye katladı.</p>

<p><strong>"10 yıldır nakil bekliyordum"</strong><br />
Organ nakli sürecini paylaşan emekli öğretmen Muharrem Yeğenoğlu, "Kadavradan nakil oldum ve şu anda taburcu oldum. Sıhhat sağlığım iyi. Bu sıhhat sağlığımın iyiliğinde emeği geçen bütün hocalarıma teşekkür ediyorum. Ben 10 yıldır nakil bekliyordum, diyalize giriyordum, diyaliz kolay bir şey değil. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeniyim.</p>

<p>Şimdi, ben önce böbreğini bana veren kardeşimin ahirete intikal ettiğini biliyorum. O aileye büyük bir sabır diliyorum. İnşallah böbreğini veren kardeşim de ahirette bunun sevabını bol bol alacak inşallah. Çünkü bir cana can kattı. Hayatta en güzel şey bu" dedi.</p>

<p><strong>"Organ nakli caiz"</strong><br />
Organ naklinin caiz olduğunun altını çizen Yeğenoğlu, "Organ nakli yapılıyor, caiz. Çünkü insan vefat ettiği zaman ruh Allah'a gidiyor. Beden çürüyor toprakta. Onun için insanlarımız biraz korku içerisindeler. Hiç korkuya gerek yok. Rahat rahat organlarını bağışlayabilirler. Vatandaş zannediyor ki organlarımı ölmeden alıyorlar. Hayır, öyle bir şey yok. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra bütün doktorlarımız bunun üzerinde duruyorlar. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra artık organ nakli yapılıyor. Kadavra bu şekilde yapılıyor. Onun için korkuya gerek yok" diye konuştu.</p>

<p><strong>"Yeniden doğdum"</strong><br />
Nakil sonrası adeta yeniden doğduğuna vurgu yapan Yeğenoğlu, "Bir cana can katmak kadar hayatta en sevimli olan nedir ki acaba? Değil mi? Bir insana en büyük iyiliklerin iyiliği yani. Ben bundan dolayı kardeşlerime, ülkemizdeki bütün vatandaşlara hiç çekinmeden, rahatlıkla diğer bir sıkıntıda olan kardeşlerine yardım edebilmeleri için organ bağışında bulunmalarını tavsiye ediyorum. Çünkü biz 10 yıldır böbrek bekliyorduk. Şimdi ben yeniden doğdum. Yeniden bir hayata kavuştum. Dünyada en büyük iyilik bu. Çekinmeden kardeşlerimiz rahatlıkla organ nakli yapabilirler. Zaten hocalarımız bunu televizyonlarda anlatıyorlar. Diyanet İşleri Başkanlığı hutbelerinde, vaazlarında organ bağışının caiz olduğunu ve iyi bir şey olduğunu, cana can kattığını, yeniden bir hayata kavuşturduklarını kürsülerde söylüyorlar. Vatandaşımızı bilgilendirmeye çalışıyorlar" dedi.</p>

<p><strong>"Yaşantım sınırlıydı"</strong><br />
Organ nakli öncesinde yaşantısının sınırlı olduğunu söyleyen Yeğenoğlu, "Yaşantımız sınırlıydı. Ama şimdi biraz daha rahatlayacağız. Çok diyet yapıyordum, yemem içmem azdı. Tuzsuz yiyorduk. Şimdi daha rahat hareket edeceğim. İnsanlarla daha iyi bir diyalog kuracağım. İç içe olacağız. Bu şekilde dediğim gibi ikinci bir hayatım olmaya başladı. Çok memnunum, çok huzurluyum. Allah razı olsun hepinizden" şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>"Büyük bir bayram hediyesi oldu"</strong><br />
Bağışlanan böbreğin kendisi için büyük bir bayram hediyesi olduğuna değinen Yeğenoğlu, "Ben diyorum ki bu Allah'ın bir lütfu. Allah'ın bana verdiği bir lütuf, bereket. Onun için bütün kardeşlerime organ naklinde bulunmalarını tavsiye ediyorum. Bundan büyük mutluluk olmaz diyorum. Korkmasınlar. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra hocalarımız karar veriyor. Öyle halkın anlattığı efsanelere bakmayalım. Gerçekten bu benim için büyük bir bayram hediyesi oldu. Şimdi böbreği bana nasip olan kardeşimi bilmiyorum, görmedim, tanımadım ama bana bir hayat verdi. Bundan daha büyük sevap olur mu? Onun için insanlarımız dünyada sevap kazanmak istiyorsa, kendisinden sonraki insanlara faydalı olmak ve onun da sevabını kazanmak istiyorlarsa lütfen organlarını bağışlasınlar" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/antalyada-kadavradan-emekli-ogretmene-cifte-bayram</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 11:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-19-110756.png" type="image/jpeg" length="27714"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alanya eğitim ve araştırma hastanesi bayram boyunca 1.221 sağlıkçıyla görevde]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/alanya-egitim-ve-arastirma-hastanesi-bayram-boyunca-1221-saglikciyla-gorevde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/alanya-egitim-ve-arastirma-hastanesi-bayram-boyunca-1221-saglikciyla-gorevde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, bayram tatili süresince sağlık hizmetlerinin kesintisiz devam etmesi için tüm hazırlıklarını tamamladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -<br />
Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, bayramdan bir gün öncesi de dahil olmak üzere bayram boyunca toplam bin 221 sağlık personelinin görev başında olacağını açıkladı. Bayram süresince acil servis başta olmak üzere yoğun bakım, ameliyathane, doğumhane, diyaliz ve tüm yataklı servislerde sağlık hizmetlerinin aralıksız sürdürüleceğini belirten Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, gerekli tüm planlamaların yapıldığını söyledi.<br />
<br />
<strong>"Tüm önlemlerimizi aldık"</strong><br />
Bayram tatili boyunca sağlık hizmetlerinde herhangi bir aksama yaşanmaması için kapsamlı bir planlama gerçekleştirdiklerini ifade eden Başhekim Prof. Dr. Karakuş Yılmaz, "Bayram süresince hizmet verecek tüm birimlerimizde insan gücü ve tıbbi donanım açısından gerekli düzenlemeleri yaparak tedbir ve önlemlerimizi aldık.</p>

<p>Personel planlamalarımızı tamamlayarak ihtiyaç duyulan birimlerde takviye görevlendirmeler gerçekleştirdik. Bayramdan bir gün öncesi de dahil olmak üzere toplam dört gün boyunca 207 hekim, 428 hemşire ve sağlık çalışanı, 349 temizlik personeli, 45 tıbbi sekreter, 8 danışma görevlisi, 122 güvenlik personeli, 10 santral görevlisi, 18 şoför, 16 sağlık memuru ve 18 teknik servis çalışanı olmak üzere toplam bin 221 sağlık personelimiz hasta ve hasta yakınlarına hizmet vermek için görev başında olacaktır" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="687" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-18-141443.png" width="1453" /><br />
<strong>Bayramda beslenmeye dikkat</strong><br />
Ramazan ayı boyunca değişen beslenme düzenine de dikkat çeken Başhekim Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, "Bayramda aşırı ve dengesiz beslenmeden kaçınılması gerekmektedir.</p>

<p>Bayramda sindirim sorunları yaşamamak için normal beslenme düzenine geçerken karbonhidrat ve şekerden zengin gıdaların tüketimine dikkat edilmelidir. Bol sıvı tüketilmeli, mümkün olduğunca hafif tatlılar tercih edilmeli ya da tatlı tüketimi sınırlandırılmalıdır. Bayramın hepimize başta sağlık olmak üzere huzur, mutluluk ve esenlik getirmesini diliyorum" diye sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/alanya-egitim-ve-arastirma-hastanesi-bayram-boyunca-1221-saglikciyla-gorevde</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 14:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-18-141430.png" type="image/jpeg" length="89000"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alanya'da kalp sağlığında TAVI işlemi başarıyla uygulanıyor]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/alanyada-kalp-sagliginda-tavi-islemi-basariyla-uygulaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/alanyada-kalp-sagliginda-tavi-islemi-basariyla-uygulaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, TAVI (Transkateter Aort Kapak İmplantasyonu) işlemini hastalarına başarıyla uygulamaya devam ediyor. Açık kalp ameliyatı için yüksek risk taşıyan hastalar için önemli bir alternatif olan bu yöntem sayesinde bölge halkı ileri düzey kalp tedavilerine kendi şehirlerinde ulaşabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -<br />
Kasıktan girilerek kapalı yöntemle gerçekleştirilen TAVI işlemi sayesinde aort kapak hastalığı bulunan hastalarda göğüs kafesi açılmadan ve kalp durdurulmadan kapak değişimi yapılabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Böylece hastalar daha kısa sürede iyileşirken, komplikasyon riski de önemli ölçüde azalıyor. Uygulama hakkında bilgi veren Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Cemal Köseoğlu, "TAVI yöntemi özellikle ameliyat riski yüksek olan hastalar için büyük avantaj sağlamaktadır.</p>

<p>İleri yaşta olan veya ek sağlık sorunları bulunan hastalar için güvenli ve etkili bir tedavi seçeneği olarak öne çıkmaktadır. Akciğer, karaciğer veya böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalar ya da daha önce açık kalp ameliyatı geçirmiş kişiler için bu yöntem önemli bir alternatif sunar.</p>

<p>İşlem sırasında aort kapağı, göğüs açılmadan ve kalp durdurulmadan, genellikle kasıktan girilerek özel bir kateter yardımıyla değiştirilir. Bu sayede hastalar daha kısa sürede iyileşmekte ve açık kalp ameliyatına göre daha düşük komplikasyon riski ile tedavi edilmektedir" dedi.</p>

<p>TAVI işleminin invaziv kardiyolojinin en ileri ve en zorlu girişimleri arasında yer aldığını vurgulayan Köseoğlu, "Bu uygulama yüksek teknoloji, özel eğitim ve deneyimli bir ekip gerektirir. Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği olarak güçlü hekim kadromuz ve gelişmiş teknolojik altyapımız sayesinde TAVI işlemini başarıyla uyguluyoruz. Hastalarımıza ileri düzey kalp tedavilerini kendi şehirlerinde alma imkânı sunmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/alanyada-kalp-sagliginda-tavi-islemi-basariyla-uygulaniyor</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 14:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/03/a-w664806-01.jpg" type="image/jpeg" length="91282"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Muratpaşa'dan Down Sendromu farkındalık etkinliği]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/muratpasadan-down-sendromu-farkindalik-etkinligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/muratpasadan-down-sendromu-farkindalik-etkinligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya Muratpaşa Belediyesi, Down sendromlu bireylere yönelik farkındalık oluşturmak amacıyla Engelsiz Kafe'de anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (İHA) -<br />
Muratpaşa Belediyesi'nin engelli bireyler ve ailelerine yönelik sosyal destek çalışmalarını yürüttüğü Engelsiz Kafe'de düzenlenen etkinlikte, Down sendromlu bireyler ve aileleri bir araya geldi. Gün boyunca gerçekleştirilen çeşitli etkinlik ve aktivitelerle katılımcılar hem keyifli vakit geçirdi hem de sosyal etkileşim imkanı buldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Etkinlik kapsamında katılımcılar, tabak boyama atölyesinde bir araya gelerek renkli çalışmalar gerçekleştirdi. Boyanan tabaklar bir araya getirilerek dev çiçek figürlerine dönüştürüldü. Ortaya çıkan bu özgün çalışmalar, Engelsiz Kafe'nin bahçesine yerleştirildi. Buluşmada, Down sendromlu bireylerin sosyal hayata aktif katılımının önemi vurgulanırken, toplumda farkındalığın artırılmasına yönelik mesajlar öne çıktı.<img height="724" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-17-115327.png" width="1378" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/muratpasadan-down-sendromu-farkindalik-etkinligi</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 11:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-17-115316.png" type="image/jpeg" length="90076"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanser tedavisinde çığır açan CAR-T'de yerli üretim dönemi başlıyor]]></title>
      <link>https://www.guneyhaberci.com.tr/kanser-tedavisinde-cigir-acan-car-tde-yerli-uretim-donemi-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.guneyhaberci.com.tr/kanser-tedavisinde-cigir-acan-car-tde-yerli-uretim-donemi-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanser tedavisinde çığır açan CAR-T hücre tedavisinin yerli üretiminin yapılabileceği Hücresel ve Gen Tedavi Merkezi, Akdeniz Üniversitesi'nde açıldı. Lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde dirençli vakalar için umut olması beklenen merkezde ilk tedavinin 15 Nisan'da uygulanması planlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Begüm Aksoy - İbrahim Sönmez<br />
ANTALYA (İHA) -<br />
Akdeniz Üniversitesi, kanser tedavisinde dünya genelinde en ileri yöntemler arasında gösterilen CAR-T hücre tedavilerinin Türkiye'de üniversite temelli olarak üretilmesi ve klinik uygulamaya alınmasını mümkün kılacak altyapıyı tamamladı. Üniversite bünyesinde kurulan Hücresel ve Gen Tedavi Merkezi'nin, teknik validasyon ve kalite süreçlerinin tamamlanmasının ardından klinik araştırmaların yürütülmesine hazır hale getirildiği bildirildi.<br />
Merkezde, hematolojik kanserlerin tedavisinde geliştirilen ve yeni nesil CAR-T tedavi yaklaşımları içinde ileri teknolojik altyapısıyla öne çıkan CD19 hedefli Nespe-cel (AT101) programı kapsamında faaliyet yürütülmesi planlanıyor. Bu gelişmeyle birlikte CAR-T tedavisinin yerli üretimine geçilmesi hedeflenirken, ileri hücresel immünoterapiler alanında dışa bağımlılığın azaltılması yönünde adım atıldı.<br />
Akdeniz Üniversitesi İleri Sağlık Merkezi'nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ile Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, merkezin yalnızca bugünün değil, Türkiye'nin sağlıkta ileri biyoteknoloji kapasitesi açısından yeni bir dönemin kapısını aralayacağını söyledi.<br />
<br />
"Akdeniz Üniversitesi ve Türkiye için çok önemli bir an"<br />
14 Mart Tıp Bayramı arifesinde önemli bir gelişmeyi kamuoyuyla paylaştıklarını belirten Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, büyük heyecan duyduklarını söyledi. Özkan, "14 Mart Tıp Bayramı arifesinde birçok kanser hastasının ve kanser hastası yakınının dört gözle beklediği bir haberi müjdelemek üzere bir aradayız. Ben bu anlamda hakikaten çok heyecanlıyım. Çünkü şu anda Akdeniz Üniversitesi ve Türkiye için çok önemli bir an, tarihli bir gün olduğunu düşünüyorum" dedi.<br />
Göreve geldikleri ilk dönemde transplantasyon ve kanser alanında birçok araştırma planladıklarını anlatan Özkan, "5 yıl önce göreve başladık. Göreve başladığımız zaman Ömer Hoca'yla merak ve ilgi alanımız olan transplantasyon ve kanser ile ilgili birçok araştırmaya yönelik planımız vardı. Biz bu planı Cumhurbaşkanımıza açtığımız zaman kendileri destek verdi. Şu anda bulunduğumuz bina da Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın destek verdiği projenin binası. Akdeniz Üniversitesi olarak her zaman önemli işlere imza atmak için çok büyük bir gayret gösterdik" diye konuştu.<br />
<br />
"Lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde yeni bir tedavi yöntemi var"<br />
Lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde özellikle başarısız tedavilerin ardından yeni bir yöntemin devreye girdiğini belirten Özkan, "Lösemi, lenfoma, kemik iliği kanserlerinde artık özellikle başarısız olan tedavilerde yeni bir tedavi yöntemi var. Dünyada 7 merkez bu yöntemi kullanıyor. Çok yeni bir metot bu. Türkiye de Akdeniz Üniversitesi ile 8. ülke olma şerefine nail olacak. Bu tedavide hastaların kanları alınarak güçlendirilecek, tekrar kendilerine çeşitli metotlarla iade edilecek ve yüzde 95 oranında başarıdan bahsediliyor. Bu anlamda da çok heyecanlıyız. Bir başka heyecanımız da şu; bu metodun yalnızca kan kanserleri için değil, yürüttüğümüz araştırmalarla başka tedavilere de uygulanmasını planlıyoruz" dedi.<br />
<br />
"Yüz binlerce dolarlık tedaviyi Türkiye'de yerli ve milli olarak uygulayacağız"<br />
Merkezin en önemli yönlerinden birinin yerli üretim altyapısı olduğuna işaret eden Özkan, sözlerini şöyle sürdürdü:<br />
"Burada önemli olan şey 8. ülke olmamız ve yüz binlerce dolarlık bir tedavi olması. Bu tedaviyi Türkiye'de yerli, milli olarak uyguluyor olmamız son derece önemli. Türkiye için bunun tarihi bir an olduğunu düşünüyorum. Çünkü kan kanserleriyle başlayıp daha sonra başka kanserlere de evrilecek. Birçok umutsuz hastaya umut olacak. Yüzde 95 başarı oranı, çok büyük bir oran gerçekten."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Tedavinin yalnızca hastadan alınan kan örneğinin yurt dışına gönderilmesi şeklinde anlaşılmaması gerektiğini vurgulayan Özkan, Türkiye'de yapılacak işlemin kapsamına dikkat çekti. Özkan, "Bu kan tamamen burada işleme alınacak. Türkiye'de yaptık denilen yerlerde böyle bir şey gerçekleşmiyor. Onlar kanı alıp yurt dışına göndermişler. Ama tedavi bu değil; o zaman tedaviyi yapmış olmuyorsun. Kanı alacağız, tamamen burada işleme alınacak, çeşitli metotlarla değiştirilecek, güçlendirilecek ve yine burada o kan hastaya verilecek. Bence en kıymetli kısım bu, yerli ve milli olması burada önemli. Hem hastaların başarı oranları çok yükseliyor, aynı yerde yaptığımız için. Hem de çok daha uygun fiyatlara mal oluyor. Dünyada sadece 7 yerde yapılıyor. İnsanların kalkıp da Amerika'ya gitmesine gerek kalmayacak. Çok ciddi şeyler bunlar, bütçeler çok ciddi. Artık bunlara gerek kalmayacak" dedi.<br />
<br />
"Bugün itibariyle tüm altyapı, ekipman ve teknoloji transferi tamamlandı"<br />
Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan ise basın toplantısında merkezin altyapı hazırlıklarının tamamlandığını duyurdu. Özkan, "Aslına bakarsanız 5 yıl önce başladığımız ve hepinizin belki de ismini basından duyduğunuz CAR-T tedavisinin merkezi bu binada artık hizmete başlamış olacak. Bugün itibariyle tüm altyapısı, ekipmanları tamamlanmış, teknoloji transferi tamamlanmış ve AR-GE için tüm altyapısını tamamlamış bulunuyoruz" diye konuştu.<br />
CAR-T'nin bir immünoterapi yöntemi olduğunu vurgulayan Özkan, "Kısa bir şekilde bahsedersek bu bir immünoterapi tedavisi. Şu ana kadar ülkemizde yapılmayıp daha çok hastaların dışarıya gönderildiği veya hastaların kanlarının gönderilip getirildiği bir tedavi yöntemiydi. Bu aşamada hastaların kanları alınacak, laboratuvarda savaşan akıllı hücreler dönüştürülecek, genetik olarak programlanacak, eklemeler yapılacak, çoğaltılacak ve hastaya verilmesi sağlanacak. Bu bir süreç. Yaklaşık 8-10 gün kadar süren bir süreç sonunda hastaya tedavisi planlanacak. Bu kısım mutfak kısmı olacak. Diğer tarafta klinik kısmında da arkadaşlarımız tedaviyi uygulayacak" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
"1 Nisan itibariyle validasyon ve ruhsatlandırmanın tamamlanmasını, 15 Nisan'da ilk tedaviyi planlıyoruz"<br />
Merkezin en önemli yönünün son teknolojiye sahip laboratuvar altyapısı olduğunu belirten Özkan, başarı oranına ilişkin de açıklamalarda bulundu. Özkan, "En önemli kısmı, son teknolojiyle olan proteinin bu laboratuvarda bulunması. Başarı oranının yüzde 95'in üzerinde olmasını bekliyoruz. Bu ne demek? Tedavinin zaten başarısız olduğu insanlarda bile yüzde 95'in üzerinde bir oran bekleniyor. CAR-T diye bilinen son dönemlerin en güncel tedavisinin bu laboratuvarda uygulanacak olması çok önemli" dedi.</p>

<p><br />
Laboratuvarın mevcut binadaki kullanım oranına ilişkin bilgi veren Özkan, "Bu gördüğünüz binadaki laboratuvar, binanın yaklaşık yüzde 25'ini içerecek. Diğer kısımlarda neler olacak? İleriki dönemde inşallah çok iyi bilinen, maalesef prognozu yani seyri çok kötü olan beyin kanseri gibi tümörler için de kısa zaman içerisinde o proteinlerin transferini, Ar-Ge'sini yapmış olacağız. Bu laboratuvarları daha da geliştirmeye devam edeceğiz" diye konuştu.<br />
İlk uygulama takvimini de açıklayan Özkan, "Aslına bakarsanız çok önemli ve anlamlı bir günde bu müjdeyi vermiş oluyoruz. 5 yıllık emeğin inşallah meyvesini alacağız. Bugün itibariyle tüm ekipmanlar yerleşti. 1 Nisan itibariyle validasyonu ve ruhsatlandırmasının inşallah tamamlanmasını bekliyoruz. 15 Nisan itibariyle de ilk tedavimizi almayı planlıyoruz" dedi.<br />
<br />
"Kaybettiğimiz hastalar için kurtuluş yolu olacak"<br />
Bazı hastalarda mevcut tedavilere rağmen istenen sonucun alınamadığını belirten Özkan, CAR-T tedavisinin özellikle bu hasta grubu açısından kritik öneme sahip olduğunu söyledi. Özkan, "Tedavide aslına bakarsanız maalesef bazı hastalarda ne yaparsanız yapın hem komplikasyonlar hem de tedavinin yetersizliğinden kaybettiğimiz hastalar var. Bu tabii ki acı bir olay. Hem tedavisi olan bir hastalık diyoruz ama maalesef bu yüzden de kaybettiğimiz hastalar var. Onlar için önemli bir tedavi yöntemi olacak, kurtuluş yolu olacak inşallah" diye konuştu.<br />
Yalnızca Türkiye'den değil, yurt dışından da hasta kabulünün mümkün hale gelebileceğini vurgulayan Özkan, "Hem ülkemizdeki hastalara hem de yurt dışından gelecek hastalara kapı açılmış olacak. Özellikle bugüne kadar hastalarımızı yurt dışına gönderirken, artık yurt dışından da hastaları kabul etme imkanımız olacak. Burada bize en yakın merkez İsrail'de. Ancak Orta Doğu'da ve çevre coğrafyada birçok ülkeden bu hastaların gelme imkanı olacak" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
"Vücudun savaşan hücreleri laboratuvarda güçlendirilip yeniden hastaya verilecek"<br />
Tedavinin bilimsel mekanizmasını da anlatan Özkan, bağışıklık sisteminin kanserle savaşan hücrelerinin laboratuvar ortamında dönüştürülerek yeniden hastaya verileceğini ifade etti. Özkan, "Vücutta aslına bakarsanız kanserde savaşan hücreler var. Ama bu hücreler bazen yetişemiyor; ya miktar olarak yeterli olmuyor ya da güçlü olamıyor. Anlaşılacak şekilde anlatayım; savaşan hücreler alınacak. Bu hücreler laboratuvarda genetik olarak değiştirilip o kanser türüne karşı savaşabilecek eklerle donatılacak. Bunlara reseptörler, antijenler deniyor, yeterli miktara geldikten sonra çoğaltılması sağlanacak. Bunun için reaktörler var. Her makinenin ayrı bir reaktörü olacak. Bu makineden bize şu an için 4 tane olacak. Şimdilik yeterli olduğunu düşünüyoruz, gerekirse artırılacak" dedi.<br />
Bu hücrelerin milyonlarca kez çoğaltılacağını dile getiren Özkan, "Daha sonra bu hücreler milyonlarca kez çoğaltılacak. Yeterli sayıya ulaştıktan sonra uygun şartlarda, mümkün olan en kısa sürede hastalara verilecek. Bunun özelliği ve güzelliği de burada. Taze olarak hastalara, hiçbir şekilde dondurma işlemi olmadan verilecek. Bu kişiselleştirilmiş bir tedavi olacak. Çok az bir kemoterapi gerekecek. Bunun dışında çoğunlukla bir immünoterapi türü, yani kişiye özel bir kanser tedavisi olacak" şeklinde konuştu.<br />
<br />
"Amacımız sağlıklı hücrelere zarar vermeden tedaviyi sağlamak"<br />
Akıllı ilaçlar ve immünoterapilerin son yıllarda kemoterapinin yan etkilerini azaltmak amacıyla öne çıktığını belirten Özkan, yeni yöntemin temel hedefini şu sözlerle anlattı:<br />
"Aslında son yıllarda bildiğimiz akıllı ilaçlar, immünoterapi diye bilinen şeyler, kemoterapilerin yan etkilerini azaltmak için ön plana çıktı. Kemoterapi güzel bir şey ama maalesef sağlıklı hücreleri de etkiliyor. Bundaki amacımız sağlıklı hücrelere zarar vermeden tedaviyi sağlamak. Tabii bunun da az miktarda olsa etkileri var. Onlar için de önlemleri almamız gerekiyor. Çünkü çok kuvvetli askerler veriyorsunuz. O askerlerin sağlıklı yerlere, yani vücudun diğer organlarına saldırmaması için önlem almak gerekiyor."<br />
<br />
"İlk hedef yıllık 100 hasta, kapasite 150'ye çıkabilecek"<br />
Merkezin yıllık hasta kapasitesine ilişkin de bilgi veren Özkan, "Şu andaki hedefimiz yıllık minimum 100 hasta. Bu sayı mevcut teçhizatla 150'ye kadar çıkarılabilir. Hücrenin reaktörlerde çoğaltılması ve işlemin tamamlanması, aldığımız sistemde yaklaşık 7 gün gibi planlanıyor. Bazı hastalarda bu süre 9-10 güne kadar çıkabilir. Bizim aylık 10-12 hasta alma potansiyelimiz var. Ama bunu 4 katına kadar artırma potansiyelimiz de bulunuyor. Bu tamamen talebe göre şekillenecek" dedi.<br />
Tedavinin maliyet boyutuna da değinen Özkan, "Bu pahalı bir tedavi. Biz bunu yurt dışına göre çok daha düşük maliyetle yapmayı planlıyoruz. Hesaplarımız bunu gösteriyor. Çünkü yerli tüm imkanlarımızla, devlet imkanlarıyla kurulmuş bir laboratuvar ve üniversitenin imkanlarıyla oluşturulmuş bir tedavi yöntemi olacak. Bu teçhizat ve teknoloji transferi tamamen bilimsel araştırma projelerinin altyapısıyla oluşturuldu. Laboratuvar tamamen devlet imkanlarıyla yapıldı. Diğer kısım ise tamamen üniversite imkanlarıyla hayata geçirildi" diye konuştu.<br />
<br />
"Çocuk hastalara da ulaşacak, sıradaki hedef beyin kanseri"<br />
CAR-T uygulamasında yaş gruplarına göre farklılıklar bulunduğunu aktaran Özkan, "Yaş skalası var. Bazı tedavilerde 25 yaş altı, diğerlerinde daha çok erişkin hastalar olacak şu an için. Ama ileriki dönemde yaş aralığı değişecek. Bunlar tamamen araştırmayla ilgili. Mutlaka çocuk kısmına da gelmesi sağlanacak. Çocuklarda zaten daha çok lösemi görülüyor ve onların tedavisi başarılı şekilde yapılıyor. Ancak erişkin hastalarda büyük sorun var. Onlar inşallah bu yöntemle çözülecek" dedi.<br />
Merkezin gelecekte başka kanser türlerine yönelik çalışmalara da ev sahipliği yapacağını belirten Özkan, "Diğer kanser türleri için de bu merkez bir umut ve çalışma ortamı sağlayacak. En kısa hedefimiz beyin kanseri olan kısım. Teknoloji transferini Kore ve Amerikan firmalarından yaptık. Bilinen firmalar bunlar. Şu anda kullandığımız teknoloji transferi bu altyapı üzerinden ilerliyor" ifadelerini kullandı.<br />
Akdeniz Üniversitesi'nde hizmete açılan Hücresel ve Gen Tedavi Merkezi'nin, yalnızca CAR-T tedavisinin uygulanacağı bir alan değil; araştırma, eğitim ve klinik uygulamayı aynı çatı altında buluşturan ileri biyoteknoloji üssü olması hedefleniyor. Merkezde önümüzdeki süreçte solid tümörlere yönelik yeni nesil milli CAR-T platformlarının geliştirilmesi, kişiselleştirilmiş hücresel tedavi yaklaşımlarının tasarlanması ve gen düzenleme temelli terapilere yönelik araştırmaların yürütülmesi planlanıyor.</p>

<p><img height="3072" src="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/03/a-w661437-03.jpg" width="4608" /></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK ve YAŞAM</category>
      <guid>https://www.guneyhaberci.com.tr/kanser-tedavisinde-cigir-acan-car-tde-yerli-uretim-donemi-basliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 15:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://guneyhabercicomtr.teimg.com/crop/1280x720/guneyhaberci-com-tr/uploads/2026/03/a-w661437-04.jpg" type="image/jpeg" length="76621"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
