"Hava kurşun gibi ağır"  dizesiyle başlar. Bütün şiirleri gibi bu şiiri de çok güzeldir Nazım Hikmet'in.  Elbette memleketin içinde bulunduğu durumdan söz etmekte ve adeta yakarmaktadır karanlıkları aydınlatabilmek adına.

     İnsanlar görmek istemediklerine gözünü yumabilir, duymak istemediklerine kulağını tıkayabilir. Genellikle işine gelmeyendir görmek ya da duymak istemedikleri. Kendisi gibi düşünmeyenlere kapatır gözünü kulağını.

   Istemeden de olsa hoşuna gitmeyen, işine gelmeyen söz ya da davranışlarla karşılaşmak zorunda da kalır kimi zaman. O zaman çözümü öfkelenmekte, ötekileştirmekte aramakta hiç sakınca görmez. Kapatır kapılarını kolaylıkla. Neden sorusunu sormaya bile gerek duymaz. Çünkü sorarsa haksız çıkma olasılığından bile rahatsız olmuştur peşinen.

   Hükümetler de insanlar tarafından kurulur, yönetilir. O halde yukarıdaki davranışları sergilemesi bizleri pek şaşırtmaz. Ama çok uzun süre sadece kendi iktidar çıkarlarına hizmet edecek tutum ve davranışları sergilemesi, kabullenilmesini zorlaştırır. En başta iyi niyetle destekleyenler bile desteğini çekmeye başlar.

   Bu durum, nadiren de olsa kendini sorgulamaya, öz eleştiri yapmaya yöneltebilir yetkilileri. Çoğu zaman da daha katı, daha bencilce önlemlere baş vurur, yerini koruyabilmek adına. En doğrusunu sadece kendileri bilir zaten. "Ben ne dersem o olur" anlayışını kanıksamışlardır artık. Hatta dün söylediklerini inkâr etseler bile haklılardır. Dün çıkarı öyle gerektiriyordur bu gün böyle. "Dün dündür, bu gün bu gündür." sözünü boşa söylememiştir ya rahmetli.

   Haindir farklı düşünen, kötü niyetlidir hatalarını söyleyen. Zaten gözleri ve kulakları da kapalıdır ki, görmez ve duymazlar. Ne yapsanız ne kadar bağırsanız nafile.

   Ama siz asıl önemli olanın yüreklerin gözü ve kulağı olduğunu düşünürsünüz. Bu düşünce  umudunuzu hep diri tutar. Ve sesinizin çıktığınca bağırırsınız. "Hava kurşun gibi ağır"

   Sesinizi duyuramazsınız. Çünkü "yüreklerin kulakları sağır"dır. Kendi yüreğinizi korumak kalır elde. Elinizden bir şey gelmese de, yangın söndürmeye giden karınca misali, tarafınız bellidir sadece.

    Bir söz okumuştum: "Aklınız ve yüreğiniz çatıştığı zaman, yüreğinizi dinleyin. Çünkü aklınız çıkarlarınıza, yüreğiniz vicdanınıza hizmet eder." Yüreklerimizin üç maymunu oynamasına izin vermeyelim. Aksi halde bir zaman mutlaka vicdan azabı olarak döner.

   Belki de masmavi yarınların şifresi "empati" sözcüğünde saklıdır. Azıcık empati vicdanımızı özgürleştirir, Dünya'nın merkezi olmadığımızı hatırlamamızı sağlar.  Ne dersiniz, denemeye değmez mi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Elif çam karaca 2020-07-18 17:45:00

Okumayan toplum oldukça bu hep böyle olucak araştırmayı sevmiyoruz, para nirirktirmeyi seviyoruz. Kaleminize sağlık

Avatar
Fatma Senbene 2020-07-19 21:30:10

Yüreğinize sağlık umarım çok sayıda kişi faydalanır.

Avatar
Sezai Düz 2020-07-21 23:46:03

Elif Çam Karaca, Fatma Senbene çok teşekkür ederim. Sizin aracılığınızla tüm okurlara da teşekkür ederim.

Avatar
Elif çam Karaca 2021-08-06 15:42:12

Ne güzel kaleminiz