Çocuk gelecektir ve geleceğini kaybetmiş bir millet her şeyini kaybetmiş demektir. ‘Allah kimseye evlat acısı vermesin’ sözünü çok duymuşsunuzdur. Çocuğun acısı, hiçbir şeyle kıyaslanamaz. Son zamanlarda ülkemizde yaşanan çocuk acıları ‘istismar’ adı haberleriyle giderek arttı.

Cinsel saldırıların yüzde 50’si 16 yaşın altındaki kız çocuklarına yöneliyor. Dünya genelinde insan ticaretinin yüzde 80’i kadın ve kız çocuklarıyla ilgili olarak gerçekleştiriliyor. Rakamlar gerçekten korkunç ve maalesef gerçekten fazlasını değil daha azını yansıtıyor.

Birçok çocuğumuz ise tacize ya da tecavüze uğradığı halde suçlanacağı ya da kendisine zarar verileceği düşüncesi ile uzun yıllar bu duruma boyun eğiyor ve sesini çıkaramıyor. Peki, tacize ya da tecavüze uğrayan çocukların büyüyüp birer yetişkin olduklarında yaşayabilecekleri cinsel ve psikolojik problemler nelerdir?

Kızlar, cinsel çekiciliklerini kaybettikleri şüphesini sıkça yaşar, yaşıtlarına göre cinsellikle ilgili aşırı davranışlarda bulunabilir. Erkekler ise eşcinsel olup olmadıkları konusunda tereddüte düşerler. Cinsel istismara uğrayan çocuklar, yetişkinlik yıllarında cinsel tepkilerde azlık, cinsel doyumda eksiklik ve diğer cinsel fonksiyon bozuklukları gibi ciddi problemlerle de yüz yüze kalabilir. Vajinismus sorunu yaşayanların hikayelerinde çocukluk yıllarındaki taciz, tecavüz olaylarının olduğunu görüyoruz. Bu durumda da önce ruhu iyileştirmek gerekiyor.

Araştırmalar, istismara uğrayan erkeklerin daha depresif olduğunu; kadınların ise daha fazla aile içi şiddet, tecavüz, cinsel problemler, akıl sağlığı ile ilgili problemler, düşük benlik saygısı, yakın ilişki kurmada güçlükler yaşadıklarını gösteriyor. Cinsel istismara uğrayan bir çocuğun ailesi ona anlayışla yaklaşmalı, ona kendisini suçlu hissettirmemeli. Fiziksel ve ruhsal gelişiminin sağlıklı devam etmesi için uzman yardımı alması sağlanmalı. Eğer aile, olup bitenden dolayı çocuğa inanmaz ve onu ayıplar bir tavır takınırsa, çocuğun kendisine olan bütün saygısı zedelenir, kendini değersiz hisseder ve muhtemelen içe kapanır. Bu duyguların sonuçları yetişkinlik yıllarına kadar uzanabilen, kendini diğer insanlardan ayırma, onlarla içten ilişkiler kuramama, topluma ters düşen davranışlar, madde bağımlılığı veya suça yönelme şeklinde ortaya çıkabilir.

Çocuk, güvendiği birilerinden yardım almak için kendini açmayı başarabilirse, olayı kontrol edebilme ve üstesinden gelme duygusu yaşanır. Ancak yetişkinler tarafından inanılmazsa öfke, endişe, korku, korkulu rüyalar ve psikosomatik vb. belirtilerin yaşanma olasılığı artar.

Ülkemizde kız çocuklarının yaşadığı istismarlar aile tarafından kabul edilmemekte ve ört pas edilip saklanmakta. Aile için olayın kötülüğüyle, zorluğuyla bahsetmek güçtür. Bu yüzden istismara uğrayan bir kız çocuğunun ailesi genellikle kolay olanı seçer, farkına varmadan saldırganın tarafını tutarlar. Biz buna ‘saldırganla özdeşleşme’ deriz. Aile o durumu kabul edemez, onun yerine saldırganla öz deşmeyi seçer. Bu travmatik bir hadisedir. Bilişsel çarpıtmalar, yok sayma, görmezden gelme, disosiyasyon gibi tepkiler mağdurun ve ailesinin sergilediği ruhsal tepkilerdir.

Ortada bir saldırgan, bir de mağdur vardır. Bir taraf haklı diğer taraf ise haksızdır. Kız çocuklarına yapılan tacizlerde, saldırgan bu durumu kabullenmez. Bu durumun doğruluğunu saldırıya uğrayan kızın dış görünüşünden anlayabiliriz.

Bir insan kaza sebebiyle yaralanınca genellikle vücudunun ön tarafları hasar görür. Dizler, dirsekler, baş, burun, alın, çene, deri ile kemiğin yakın olduğu yerler gibi. Bu kısımlar, kaza olduğu düşüncesini verir. Fakat baş ve boyun bölgesindeki lezyonlar, yüzün yanak gibi yumuşak doku bölgeleri, karın, göğüs, vücudun arka bölgeleri, genital bölgeler, istismarı düşündüren lezyonlardır. Morluklar, sıyrıklar, kesikler bize istismarı düşündürmeli. İstismar kuşkusu olsun olmasın çocuk mutlaka doktora götürülmelidir.

Tecavüzü erkekler niye yapar? Erkekler, hormonal nedenlerle cinselliklerini kontrol edemezler diye bir şey yok. Sokakta yürüyen bir erkek birdenbire bir kadına tecavüze girişmiyor. Uygunsuz bir davranış olduğunu bildikleri için bunu gizli, örtülü ve başkalarının duymayacağı şekilde yapmaya çalışıyorlar.

Tecavüz bir cinsel eylem değildir. Tecavüz bir saldırganlıktır. Yenmektir. Bir nesneyi, ki kadın da burada nesneleştirilmiş oluyor, elde etme, kazanma, iktidar sahibi olma gücünü gösterir. Küçüklüğünde travma yaşamış insanlar, bu durumdan zevk duyarlar. Bu, önünü alamadığımız ve maalesef şu sıralar en çok canımızı yakan, tümör gibi yayılan bir hastalıktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.